El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Dörtyüzonbirincî Senesi

Bu senede Mısır Hakimi öldü. Şevval ayının bitimine iki gece kala salı gecesi Mısır hükümdarı Hakim b. Muiz el-Fatimî'nin ölümü üzerine müminler ve müslümanlar sevinip müjdelendiler. Çünkü o çok zorba, inatçı, azılı bir …

Bu senede Mısır Hakimi öldü. Şevval ayının bitimine iki gece kala salı gecesi Mısır hükümdarı Hakim b. Muiz el-Fatimî'nin ölümü üzerine müminler ve müslümanlar sevinip müjdelendiler. Çünkü o çok zorba, inatçı, azılı bir şeytandı. Şimdi onun çirkin niteliklerinden ve lanetli yaşamından kesitler sunacağız. Allah, onu rezil rüsvay etsin:

Fiillerinde, hükümlerinde, sözlerinde istikrarsız ve zorba bir kimseydi. Tıpkı Firavun gibi ilahlık iddiasında bulunmaya yeltendi. Ha-tib'in minber üzerinde kendisinin adının okuması esnasında insanların saf halinde ayağa kalkıp kendisine ve adına saygı göstermelerini emretti. Bütün ülkede, hatta Mekke ve Medine'de de bu emir uygulandı ve Mısır halkına da kendisinin adı okunduğu zaman secdeye kapanmalarını, hatta sokaktaki bi-namaz (namaz kılmayan) halk takımının da o secde esnasında cemilerdeki müslümanlarla birlikte Hakim için secdeye kapanmalarını emretti. Onlar cuma gününde camiye gelip namaz kılmadıkları ve Allah'a secde etmedikleri halde Hakim'e secde ediyorlardı. Bir ara ehli kitabın da zorla İslama girmelerini emretti. Sonra dinlerine dönmelerine izin verdi. Kiliselerini yıktı. Sonra onardı. Kudüs'teki Ko-mame Kilisesi'ni tahrib etti. Sonra yeniden onardı, medreseler inşa etti. Oralara fakihleri ve ulemayı atadı. Sonra da onları öldürdü ve o medreseleri yıktı. Halkın, gündüz dükkanlarını kapatmalarım, geceleyin açmalarım emretti. Halk buna uzun bir süre uydu. Hatta bir defasında gündüz çarşıdan geçmekteyken bir adamın marangozluk yaptığını gördü. Yanıbaşına gidip durdu ve ona «Sizi gündüz çalışmaktan menetme-nıiş miydim?» diye sordu. Marangoz da şu cevabı verdi: «Ey efendim, insanlar gündüz çalıştıklarında geceleyin eğlenirler. Geceleyin çalıştıklarında da gündüz eğlenirler. Benim bu yaptığım da bir nevi eğlencedir»

Hakim ona gülümsedi ve cezasız bıraktı. İnsanlar tekrar eski hallerine döndüler. Bütün bunlar, onun yasaları ve gelenekleri değiştirmesi, halkın da kendisine itaat edip etmediklerini denemek içindi ki, bundan daha şerli, daha musibetvari işlere doğru ilerlesin. Emniyet işlerini bizzat kendisi yürütürdü. Merkepten başka bir bineğe binmezdi, merkebe binerek sokakları, caddeleri, devriye gibi dolaşırdı. Bir işte hilekârlık yapan birini tesbit ederse beraberinde dolaştırdığı Mesud adlı siyahi kölesine o hilekârla fuhuş yapmasını emrederdi ki, bu da çok çirkin, daha önce benzeri görülmemiş lanetli bir iştir.

Kadınların evlerinden çıkmalarını yasaklamıştı. İçki yapılmasın diye üzüm bağlarını kökten kesip koparmıştı. Halkı mulûhiyye pişirmekten ve bazı eğlencevari gevşekliklerden menetti ki bunların en hoşa gideni kadınların evden çıkmaması idi. Buna dahi müsaade etmedi. İçkiden tiksindi. Halk ona çok kızıyordu. Ona ve atalarına dokunacak şekilde hikayemsi bazı sövgüleri kağıtlara yazıp gönderiyorlardı. Bu kağıtları okuduğunda halka karşı öfkesi daha da artıyordu. Hatta Mısırlılar kağıttan bir kadın heykeli yaptılar. Ayakkabısı ve peştemah ile tıpkı bir kadını andırıyordu. Elinde de Hakim'e lanet ve muhalefet içeren söv-gülerle diğer bazı ifadelerin yazılı olduğu bir kağıt vardı. Hakim bunu görünce canlı bir kadın sandı. Yanına yaklaştı. Elindeki kağıdı alıp okuduğunda kendisine olan sövgüleri gördü ve çok öfkelendi.

Kadının öldürülmesini emretti. Ama kağıttan bir heykel olduğunu görünce Öfkesine öfke kattı. Sonra Kahire'ye vardığında Sudanlılara, Mısır'a gidip orayı yakmalarını, oradaki mallan, eşyaları ve kadınları yağmalamalarını emretti. Onlar da gidip bu emri yerine getirdiler. Mısırlılar onlarla üç gün müddetle savaştılar. Evlerinde ve haremlerinde ateş yanıyordu, ama o, bu üç gün zarfında her gün dışan çıkıyor, uzaklarda durup manzarayı seyrediyor, ağlıyor ve «Bu kölelere böyle yapmalannı kim emretti?» diyordu. Sonra halk, camilerde toplandı. Mushaflan ellerine alıp kaldırdılar. Aziz ve Celil olan Allah'a durumlanm arz edip medet dilediler. Türkler ve doğu halkı onlara acıdılar. Onlann tarafına geçtiler onlarla omuz omuza Sudanlı kölelere karşı savaştılar. Evlerini ve haremlerini savundular. Durum çok korkulu ve müthiş bir hal aldı.

sonra Hakim melunu, bineğine binip geldi ve iki taran birbirinden ayırdı. Köleleri Mısırlılara saldırmaktan menetti. Onlann yaptıklarından habersiz olduğunu, kendisinin bilgisi ve izni dışında bu suçlan irtikâb ettiklerini ifade etti. Ama gizlice onlan bu işe teşvik ediyor ve onlara silah veriyordu. Savaş sona erdiğinde Mısır'ın yaklaşık üçte biri yanmıştı. Yarısına yakın kısmı yağmalanmıştı. Çok sayıda kadın ve kız esir alınmış, onlarla çirkin işler yapılmış, fuhuş irtikâb edilmişti. Hatta bazı kadınlar ve kızlar rezil rüsvay olmaktan korktuklan için intihar etmişlerdi. Erkekler, esir düşen kendi hane halkım yakınlarını ve kadınlannı parayla satın

aldılar.

İbnü'l-Cevzî dedi ki: «Hakim'in zulmü daha sonra fazlalaştı. Nihayet rablık iddiasında bulunmaya yeltendi. Bazı cahiller onu gördüklerinde «Ey bir, ey tek, ey dirilten, ey öldüren!» diyorlardı. Allah hepsini kahretsin.