Bu senede Kadı Ebu Cafer Ahmed b. Muhammed es-Simnanî, Bağdat muhtesibliğine ve miras meselelerine bakan mahkemenin başına atandı, kendisine siyah kaftan giydirildi.
Bu senede alimlerden ve müslümanlardan bir cemaat, büyük hükümdar Yeminü'd-Devle Mahmud b. Sebüktekin'e dediler ki: «Sen yeryüzü hükümdarlarının en büyüğüsün, her sene küfür diyarından bir grup beldeyi fethediyorsun. İşte hac yolu senelerden beri işlemez olmuştur. Burayı açman, diğer beldeleri fethetmene nisbetle daha öncelikli bir vecibedir»
Yeminü'd-Devle Mahmud, Kadilkudat Ebu Muhammed en-Nasihî'yi bu sene hac emiri olarak görevlendirdi ve bedevilere dağıtması için 30.000 dinar para verdi ki bedeviler hacılara ilişmesinler. Ayrıca çok miktarda sadaka da göndermişti. Hacı adayları Kadı Ebu Cafer refakatinde yola koyuldular. Çöle geldiklerinde bedeviler yollarını kestiler. Kadı Ebu Cafer Ahmed b. Muhammed 5.000 dinar vererek bedevilerle anlaşma yaptı. Onlar da hacılara ilişmediler. Ancak büyükleri Cemmaz b. Ubey hacıları yakalamaya yeltendi, atına bindi, bir tur attı, Arapların şeytanlarını uyandırıp, harekete geçirdi. Semerkandlı İbn Affan denilen bir köle ona bir mızrak fırlatıp kalbine isabet ettirdi ve Cemmaz cansız olarak yere düştü. Bunun üzerine bedeviler dağılıp gittiler. İnsanlar da rahatça hac yoluna devam ettiler. Gidip hac ibadetlerini eda ettiler. Salimen memleketlerine geri döndüler. Hamd ve minnet Allah'adır.

