Bu senede Selçukluların şanı yüceldi. Hükümdarları Tuğrul Bey ile kardeşi Davud'un namı yayıldı. Bunlar Mikâil b.Selçuk b.Boğak'ın oğullarıydılar. Dedeleri Boğak eski Türk meşayihindendi ki, onların taktikleri ve büyük hükümdarların yanında da itibarları vardı. Boğak'ın oğlu Selçuk asil ve şehametli bir kimse olarak yetişti. Babası onu hükümdara takdim etti. Hükümdar da ona şebasi lakabını taktı. Askerler ona itaat ettiler .İnsanlar boyun eğdiler. Öyleki hükümdarın kendisi de ondan korktu ve onu öldürmek isteyince Selçuk, İslâm diyarına kaçtı. Müslüman oldu. Onur ve üstünlüğü daha da arttı. Sonra hicretin 107. senesinde vefat etti. Arkada Aslan, Mikail ve Musa adında üç erkek evlat bıraktı. Mikail, kafir Türklerle savaşmaya kendim vakfetti. Nihayet bu savaşlarda şehid edildi. Tuğrul Bey, geride Muhammed Bey ile "Cafer Bey Davudu bıraktı.
Bunların da amcazadeleri arasında şanları yüceldi. İman etmiş Türkler onların etrafında toplandılar ki o Türklere, iman etmiş olduklarından ötürü Türk-iman kelimelerinin bileşiği olan Türkman denildi. Bunlar Selçukluydular. Dedeleri de sözünü ettiğimiz büyük hükümdar Selçuk'tu. Bunlar Mahmud b. Sebüktekin'in ölümünden sonra Horasan'ı tümüyle ele geçirdiler. Hayatta iken Mahmud bunlardan biraz korkardı. Vefat edince yerine oğlu Mesud geçti ve Selçuklularla savaştı. Fakat bu savaşların çoğunda Selçuklular onu hezimete uğrattılar. Böylece Horasan hakimiyetini tümüyle elde ettiler. Sonra Mesud, çölü onlara daraltacak şekilde kalabalık bir orduyla üzerlerine hücum etti, ama onlar bu orduyu kırıp geçirdiler. Davud da bir defa ona baskın yaptı. Mesud yenilgiye uğradı. Davud onun eşyalarını ve çadırlarını istila edip tahtına oturdu.
Ganimetleri askerlerine paylaştırdı. Askerleri Me-sud'un ordugahında at üzerinde inmeden üç gün beklediler. Çünkü düşmanın ani bir baskın yapmasından korkuyorlardı. Böylece amaçlarını tam olarak gerçekleştirmiş ve arzuladıkları şeyleri bütünüyle elde etmiş oldular. Sonra Melik Mesud'un oradaki bazı kimseleri esir almak üzere Hindistan'a yönelmesi Selçukluları daha da mutlu kıldı. Mesud, Selçuklularla savaşmak için oğlu Mevdud'un maiyyetinde kalabalık bir orduyu geride bırakmıştı. Seyhun nehri üzerindeki köprüyü geçmekte iken askerleri onun eşyalarını yağmaladılar. Kardeşi Muhammed b. Mahmud'un etrafında toplandılar. Mesud'u halettiler, ama Mesud bu yağmacı askerlere hücum etti. Onlar la savaştı. Ancak askerler onu hezimete uğratıp esir aldılar. Kardeşi Muhammed ona dedi ki: «Vallahi bana yapmış olduğun kötülüğe karşı yine de seni öldürecek değilim.
Ancak çoluk çocuğunla beraber ikamet edeceğin bir beldeyi seç.» Mesud da büyük bir kaleyi seçti; oraya yerleşti.
Sonra Melik Muhammed kendisinden sonraki dönem için oğlunu veliahd tayin etti. Askerler onun veliahdlığma beyat ettiler. Oğlunun adı Ahmet'ti yalnız biraz kıt akıllıydı. Yusuf b. Sebüktekin'le anlaşarak amcası Mesud'u öldürmeye karar verdiler ki devlet sadece kendilerine kalsın ve hükümdarlığı böylece kamilen elde etmiş olsunlar. Ahmed, babası Muhammed'in bilgisi dışında amcası Mesud'a hücum etti ve onu öldürdü. Babası bu durumu öğrenince ona çok öfkelendi ve azarladı. Kardeşi oğluna da haber salarak özür diledi ve bu durumdan haberi olmadığına yemin etti. Olanların kendi bilgisi dışında cereyan ettiğini yeminle ifade etti. Öldürülen Mesud'un oğlu Mevdud da amcası Muhammed'e mektup yazarak şöyle dedi:
«Allah, senin bunak oğluna, yaşamasına yetecek kadar akıl nasib etsin. O, büyük bir suç işlemiş ve halife tarafından Seyyidü'l-Mülûk ve's-Selatin lakabıyla şereflendirilen babam gibi büyük bir insanın kanını akıtmaya cüret göstermiştir. Nasıl bir belaya düştüğünüzü ve ne gibi bir kötülüğü irtikâb ettiğinizi yakında öğreneceksiniz.»
«Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.» (eş-Şuarâ, 227).
Bundan sonra amcasının ve oğlunun üzerine ordusuyla birlikte yürüdü. Onlarla savaştı, mağlup edip onları esir aldı. Amcası Muhammed ile oğlu Ahmed ve diğer amca oğullarının tümünü öldürdü. Sadece am-caoğulîarından Abdurrahman'ı ve önde gelen emirlerini öldürmedi. Orada Feth-Abaz adını verdiği bir kasaba kurdu. Oradan da Gazne'ye gitti ve şaban ayında Gazne şehrine girdi. Halka adaletle hükmetti. Dedesi Mahmud'un yönetim tarzım uyguladı. İnsanlar ona itaat ettiler. Etraf ülkelerin yöneticileri ona itaat edip tabi olacaklarına dair mektup-ler gönderdiler. Yalnız o kendi kavmini kendi eliyle helak etti. Bu da Selçukluların saadet örneklerindendir.
Bu senede Hammad'm oğulları İfrikiye hükümdarı Aziz Badis ile anlaşmazlığa düştüler. Aziz Badis bunların üzerine hücum etti. İki seneye yakın bir süre bunları kuşatma altında tuttu. Bu senede İfrikiye'de yağmurların gecikmesi sebebiyle şiddetli bir kıtlık meydana geldi.
Bu senede Bağdat'ta Rafizüerle Kerhli Sünniler arasında savaş meydana geldi. Bu savaşa BabülBasra halkı da katıldı bu gruplar arasında çok sayıda insan öldü.
Bu senede Irak'tan ve Horasan'dan hiç kimse hacca gitmedi.

