El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Dörtyüzsekseninci Senesi

Bu senenin muharrem ayında Sultan Melikşah'ın kızının çeyizi 130 deve ile hilafet sarayına getirildi. Develerin çullan Rum ipeğinden dokunmuştu. Bu develerin üzerindeki çeyizlerin çoğu altın ve gümüş kaplardı. Ayrıca …

Bu senenin muharrem ayında Sultan Melikşah'ın kızının çeyizi 130 deve ile hilafet sarayına getirildi. Develerin çullan Rum ipeğinden dokunmuştu. Bu develerin üzerindeki çeyizlerin çoğu altın ve gümüş kaplardı. Ayrıca çeyizleri yetmişdört katır taşımaktaydı ki bunların da çulları meliki ipeğinden dokunmuştu. Canlan ve yularlan da altın ve gümüşten yapılmıştı. Altı katınn üzerinde oniki gümüş sandık vardı. Bu sandıklarda çeşitli mücevherler ve ziynet eşyaları vardı. Katırların önünde de otuzüç at vardı ki, bunlann eğerleri murassa mücevher ve altından yapılmıştı. Çeyizler arasında meliki ipeğiyle örtülü bir beşik vardı. Halife bu çeyizleri getirenleri karşılamak üzere veziri Ebu Şüca'ı yola çıkardı. Vezirin yanında da üçyüz asker vardı. Bunlar ellerinde meşalelerle yola çıkmışlardı. Sultan Melikşah'ın kansı Türkan Hatun'a, yani halifenin kayın validesine hizmet edeceklerdi.

Vezir Ebu Şüca, Türkan Hatun'dan şerefli emaneti hilafet sarayına getirmesini istedi. O da bu isteği kabul etti. Vezir Nizamülmülk, Önde gelen komutanlar ellerinde meşaleler ve mumlarla geldiler. Aynca emirlerin kadınları da geldiler. Her birinin beraberinde maiyet erkânı ve cariyeleri vardı. Ellerinde mumlar ve meşaleler vardı. Sonra Sultan Melikşah'ın kızı ve halifenin yeni kansı herkesten sonra muazzam bir mahfe içinde geldi. Üzerinde altınlar ve mücevherler vardı ki kıymeti takdir edilemez. Mahfenin çevresinde de 200 Türk cariye vardı. Bu cariyeler de acayip derecede süslenmiş ve göz kamaştırıcı bineklere binmişlerdi. Gelin bu halde hilafet sarayına girdi. Sarayın haremi süslenmiş ve mumlar yakılmıştı. O gece halife için cidden göz alıcı muazzam bir geceydi. Ertesi sabah halife, sulanın emirlerini davet etti.

Misli görülmemiş büyük bir sofra kurdurdu, azırda bulunanlara ve bulunmayanlara armağanlar verdi. Sultan e ıkşah'ın kansı ve gelinin annesi Hatun'a hil'atler giydirdi. O gün gö-meyedeğCT muazzam bir gündü. Sultan Melikşah ise ava çıkmıştı.

kade nra geidİ Sene ba§ında Bağdat'a girdi. Halifenin zil- ad bİr erkek Ç-ocuİ|u doğdu. Bu doğum sebebiyle Bağdat şehri

kade süsle ?

SuItan MelikSah'm da bir °glu d°ğdu- Ona Mahmud badın! hU Senede SuItan MelikSahm da bir glu dğdu- Ona Mahmud verdi ki o, babasından sonra hükümdar oldu. Bu senede Sultan Melikşah, oğlu Ebu Şüca Ahmed'i kendisinden sonraki dönem için veliaht tayin etti ve ona Melikül-Mülûk, Adüdü'd-Devle, Tâcü'1-Müle Ud-detü Enıirü'l-Mü'minin lakabını verdi ve bu lakabıyla onun için minberler üzerinde hutbe okuttu. Oğlunun adı zikredildiği esnada hatiplerin üzerine altın saçtırdı.

Bu senede Babü İbriz'de Taciye binasının yapımına başlandı. Bahçe (bostan) hazırlandı. Ağaçlar, hurma ağaçları dikildi. Meyveler ekildi. Sultanın emri üzerine oraya bir sur yapıldı. Doğrusunu Allah bilir.

6.Bölüm

Hicretin Dörtyüzsekseninci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler