Bu senede Yusuf b. Abak et-Türkmanî, Dımaşk valisi Tutuşun elçisi olarak Bağdat'a geldi ki, orada Tutuş adına propaganda yapsın. Tutuş da Rey taraflarında bulunan kardeşinin oğluyla savaşmaya gitmişti. Tutuşun elçisi Bağdat'a geldiğinde ondan ürküp korktu. Halife de onu sarayına davet etti. Yakınma oturttu. Elçi, halifenin huzurunda yer Öptü. Bağdat halkı onu öldürmeye hazırlanmıştı. Çünkü onun, Bağdatlıların mallarını yağmalamasından korkmuşlardı. Berkyaruk bu haldeyken kardeşi oğlunun elçisi gelip kendisine Tutuş'un savaşının ilk safhasında öldürüldüğünü haber verdi. Tutuş bu senenin safer ayının onyedi-sinde vefat etti. Berkyaruk'un gücü arttı. Yönetimde yalnız başına söz sahibi oldu. Babası öldürüldüğünde Tutuş'un oğlu Dukak da yanındaydı. Dukak Dımaşk'a giderek şehri ele geçirdi. Dımaşk'ta babasının naibi Emir Savtekin bulunuyordu. Dukak, Ebü'l-Kasım el-Harezmî'yi kendine vezir tayin etti. Tutuş'un oğlu Abdullah Haleb şehrini ele geçirdi. Memleket işlerini de Cenahü'd-Devle b. Aytekin yürüttü. O esnada Hama şehrinin valisi Rıdvan b. Tutuş idi. Rıdvan oğulları bu zata nisbet edilirler.
Bu senenin rebiyülevvel ayının ondokuzunda cuma günü veliahd Ebu Mansur Fadl b. Müstazhir adına hutbe okundu. Kendisine Zahire-tü'd-Din lakabı verildi. Bu senenin rebiulahir ayında vezir îbn Cüheyr Bağdat'ın etrafına sur yaptırılmasına karar verdi. Halkın gelip orada dolaşmalarına ve çalışmalarına izin verdi. Oraya gelenler çok rezaletler akılsızlıklar ve ahmaklıklarda bulundular. Çok çirkin işler yaptılar. İbn Ukayl ona çok ağır sözler içeren bir pusula yazdı. Onu öfkeyle protesto etti.
Bu senenin ramazan ayında Sultan Berkyaruk sarayından dışarı
çıktığında kendisine suikastta bulunuldu. Ancak kurtuldu. Yarası tedavi edildi. Suikastçı yakalamp işkence edildiğinde bu işte kendisine iki kişinin daha destek olduklarını söyleyince onlar da sorguya alındılar. Ancak suçlarını itiraf etmediler. Fakat neticede her üçü de öldürüldü.
Halife, Tevaşî'yi Sultan Berkyaruk'a göndererek kurtuluşunu tebrik etti.
Bu senenin zilkade ayında İmam Gazzalî Nizamiye'deki müdder-rislik görevini bırakıp Bağdat'tan Kudüs'e gitti. Dünyadan el etek çekti. Kendini zühde verdi. Lüks elbiseleri bırakıp kaba ve ucuz elbiseler giymeye başladı. Müderrislikte kardeşi ona vekalet etti. Ertesi sene İmam Gazzalî hacca gitti. Sonra beldesine döndü. Bu süre zarfında İhyau Ulu-middin kitabını tasnif etti. Hergün büyük bir kalabalık, bulunduğu dergâha giderek onun va'zü nasihatlerini dinliyordu.
Bu senenin arefe gününde Kadı Ebü'l-Ferec Abdurrahman b. Hibe-tüllah b. el-Bistî'ye hil'at giydirildi ve Şerefü'l-Kudad lakabı verildi. Bağdat'ta ve diğer yerlerde kadılık görevlerine atandı.
Bu senede Kerh mahallesindeki Rafizîlerle Sünniler barış yaptılar. Ama yine de arada bir kapışmaya, birbirlerinin aleyhinde bulunmaya devam ettiler. Bu da çok tuhaf hallerdendir.
Bu senede Semerkand valisi Ahmed b. Hakan öldürüldü. Öldürülmesinin sebebi şuydu: Zındık olduğu hususunda aleyhinde şahidlik yapılınca boğularak öldürüldü yerine amcasının oğlu Mes'ud geçti.
Bu senede Türkler İfrikiye'ye girdiler. Yahya b. Temim b. Muiz b. Badis'e ihanet edip onu yakaladılar. Ülkesini ele geçirdiler. Halkın bir kısmını Öldürdüler. İki taraf arasında uzun ve şiddetli savaşlar cereyan ettikten sonra ülkeye hakim oldular. Türklerin öncüleri Şahmelik adında biriydi. Maşrık ümerâsından birinin oğluydu. Mısır'a geldi, orada hizmet etti. Ancak sonra Mağrib'e, İfrikiye'ye kaçtı. Beraberinde bir grup Türk de vardı ve yukarıda olan olayları meydana getirdi.
Bu senede Iraklılardan hiç kimse hacca gitmedi.

