El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Dörtyüzüçüncü Senesi

Bu senenin muharrem ayının onaltısmda Şerif Rıza Ebü'l-Hasan el-Musevî diğer emirlerin de hazır bulunduğu bir toplantı esnasında Talibilerin nakipliğine atandı. Atanma fermanı vezir Fahrü'lMülk'ün evinde ayanın huzurunda …

Bu senenin muharrem ayının onaltısmda Şerif Rıza Ebü'l-Hasan el-Musevî diğer emirlerin de hazır bulunduğu bir toplantı esnasında Talibilerin nakipliğine atandı. Atanma fermanı vezir Fahrü'lMülk'ün evinde ayanın huzurunda okundu. Kendisine siyah kaftan giydirildi. O, kendisine siyah kaftan giydirilen ilk Talibi nakibi oldu.

Bu senede Beni Haface'nin emin Ebu Kalenbe -Allah kahretsin-Ve kavminin önde gelen bazı reisleri esir olarak getirildiler. Bunlar bu senede ve bundan önceki senede Mekke'den dönmekte olan hacıların yollarını kesmişler ve hacıların su içtikleri kaynakları kurutup oralara hanzel (Ebucehil karpuzu) denen acı bir bitkiyi koymuşlardı. Öyle ki, 15.000 kadar hacı susuzluktan Ölmüştü. Geride kalanları da yakalayıp kendi binek hayvanlarının güdücülüğüne tayin etmişler, onları perişan hale sokmuşlar, yanlarındaki mallan gasbetmişlerdi. Bunlar vezirin evine getirildiklerinde vezir onları hapse attı. Susuz bıraktı. Sonra onları berrak suyu gördükleri ve içmelerine müsaade etmediği, bu nedenle tam cezalarını bulup susuzluktan ölmelerine sebebiyet vermiş olduğu halde astı. Bunu Enes hazretlerinin Buharî ve Müslim'de rivayet edilen hadisine uyarak güzel bir uygulama olarak gerçekleştirmişti. Daha sonra vezir, Beni Haface tarafından tutuklanan hacıları getirtti. Bu hacıların kadınları evlenmişler, malları miras olarak paylaşılmıştı. Bunları tekrar ailelerine iade etti. Mallarını ve eşlerini kendilerine geri verdi.

Ibnü'l-Cevzî dedi ki: "Bu senenin ramazan ayında doğu tarafından batı tarafına ay ışığı gibi ışık saçan, sonra gökte paramparça olan ve bir müddet gökte duran bir yıldız görüldü.

Bu senenin şevval ayında Hristiyan reislerinden birinin karısı öldü. Ağıtçı kadınlar ortaya çıkıp feryad ve figan ettiler. Açıkça haç taşıdılar. Haşimilerden biri bu durumu protesto edince o Hristiyan reisin kölelerinden biri elindeki bir debbusla Haşimînin kafasına vurdu, kafasını yardı. Müslümanlar bunu görünce ayaklandılar, hezimete uğrayan Hristiyanlar kendilerine ait oradaki bir kiliseye sığındılar. Müslüman halk oraya girdi, kilisedeki malları yağmaladı. Oradaki Hristiyan evleri de tahrib ettiler. Şehirde bulunan Hristiyanları kovaladılar. Nasih ile İbn Ebi İsrail'e hücum ettiler. Bunların köleleri Müslümanlarla savaştılar. Bu yüzden Bağdat'ta büyük bir fitne meydana geldi. Müslümanlar çarşı pazarda mushafları ellerine alıp dolaştırdılar. Birkaç gün süreyle her taraf tatil edildi. Hristiyanlar halifeden yardım istediler. O da İbn Ebi İsrail'in huzura getirilmesini emretti. Ama İbn Ebi İsrail gelmek istemedi. Halife Bağdat'tan çıkmaya niyetlendi. Fitne cidden üyüdü. Hristiyanların birçok evi yağmalandı. Sonra İbn Ebi İsrail huzura getirildi. Çok miktarda para sarfetti; affedildi. Böylece fitne ateşi dindi.

Bu senenin zilkade ayında Gazneli Mahmud'un halifeye bir mektubu geldi. Mahmud, mektubunda Mısır valisi Hakim'den kendisine bir mektup ve elçi geldiğini, mektubunda kendisini itaate davet ettiğini, kendisinin ise o mektuba tükürüp yakılmasını emrettiğini ve elçiye söylenebilecek en ağır sözleri söylediğini anlatıyordu.

Ebu Nasr b. Mervan el-Kürdî; bu senede Amid, Meyyafarikin (Silvan) ve Diyarbekir valiliğine getirildi. Kendisine bir gerdanhk ve iki kol şeridi takıldı. Nasirü'd-Devle lakabı verildi.

Yol emniyeti olmadığından ve Fahrü'1-Mülk de arazileri ıslah ile meşgul olduğundan Ötürü bu senede Irak ve Horasan'dan hiç kimse

hacca gidemedi.

Bu senede Endülüs'te Emeviler tekrar hakimiyeti ele geçirdiler. Hükümdarlığa Süleyman b. Hakem b. Süleyman b. Abdurrahman Nasır el-Ümevî geçti ve Müstain Billah lakabını aldı. Halk Kurtuba şehrinde ona bey'at etti.

Bağdat'ın ve diğer bazı mıntıkaların hakimi olan Bahaü'd-Devle b. Büveyh ed-Deylemî bu senede vefat etti. Kendisinden sonra yerine oğlu Sultanü'd-Devle Ebu Şüca geçti.

Bu senede büyük Türk hükümdarı İlig Han vefat etti, yerine kardeşi Doğan Han geçti.

Bu senede Şemsü'l-Mealî Kabus b. Veşmgir kış mevsiminde üzerinde kışlık giyecekler olmadığı halde soğuk bir eve girdi ve bu nedenle orada vefat etti. Kendisinden sonra yerine Menuçehr geçti ve ona Feleku 1-Mealî lakabı takıldı.

Bu senede Mahmud b. Sebüktekin adına hutbe okundu.

Şemsü'l-Mealî Kabus, âlim, faziletli, edip ve şair bir kimseydi. Şiirlerinden biri şudur:

"Zamanın hadiseleriyle bizi azarlayana de ki: Zaman ancak Önemli kimselere karşı inad eder. Görmez misin ki denizin üzerinde leşler dolaşır, Ama altında, derinliklerde inciler yerleşir. Hadiselerin eli bize değip bize zarar verecek olursa, Bilinsin ki gökte sayısız yıldızlar vardır; Ama sadece ay ile güneş tutulur."

Şu güzel şiir de ona aittir:

"Adın geçince hatıraların, sana olan sevgimi harekete geçirir.

Bu nedenle kalbimde senin tesirini hissederim.

Bütün organlarımda senin aşkın vardır.

Sanki vücud organlarımın her biri bir kalb olarak yaratılmıştır."

Hicretin Dörtyüzüçüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler