İbnü'l-Cevzî dedi ki: Bu senenin rebiyülevvel ayında Bağdat'ın batı yakasının Nûbe mahallesine yıldırım düştü. Bu yıldırım bir mescidin avlusundaki iki hurma ağacına isabet etti. Ağaçların tepe kısımlarını yaktı. İnsanlar ağaca tırmanarak ateşi söndürdüler. İndiklerinde hurma ağacı yine yanmaya devam ediyordu.
Bu senede Nizamülmülk'den, Şeyh Ebu İshak eş-Şirazî'ye daha önce kendisine Hanbelîlerle ilgili olarak yazılan bir mektubun cevabı geldi.»
Böyle dedikten sonra îbn Cevzî mektubun özetini nakletmiş ve şöyle demiştir: «Mezhepleri değiştirmek, bir mezhepten başka bir mezhebe intikal etmek mümkün değildir. Bu mıntıkalarda İmam Ahmed b. Han-bel'in mezhebinin taraftarları diğer mezheplere nisbetle daha fazladır. Hanbelî mezhebi, imamlar ve halk nazarında büyük kıymeti haizdir. Sünnetteki payı da bilinmektedir.
İbn Cevzî bu mektuptan uzun uzadıya bahsederek neticede sözünü şöyle sürdürmüştür:
«Bu senenin şevval ayında Hanbelîlerle Nizamiye fakihleri arasında kavga çıktı. İki taraf için halk birbirine düştü. Kimi Hanbelîleri, kimi Nizamiye fakihlerini tuttu. Bu yüzden yirmi kadar adam öldürüldü. Diğerleri yaralandılar. Sonra fitne dindi.
Bu senenin şevval ayının ondokuzunda halife Muktedî'nin, Müstaz-har Ebu'l-Abbas Ahmed adındaki oğlu doğdu. Ülkenin her taran süslendi. Vezir, tebrikleri kabul etmek için makamında oturdu.
Sonra yine şevval ayının yirmi altısında pazar günü halife Mukte-di'nin Ebu Muhammed Harun adındaki diğer oğlu da doğdu.
Bu senede Tâcü'd-Devle Arslan, Şam'ı ele geçirdi. Haleb'i de kuşatma altına aldı.
Bu senede Küfe şehri kendisine ikta olarak verilen Cenfel, insanlara hac ettirdi.»
İbnül-Cevzî'nin anlattığına göre vezir İbn Cüheyr Mekke'de üzerinde hutbe okunması için muazzam bir minber inşa ettirmişti. Mekke'ye vardığında hutbenin orada Mısırlılar adına yeniden okutulmaya başlandığını görünce o minberi kırıp yaktı.

