Bu senede hırsızlarla yankesiciler kuvvetlendiler. Serleri çoğaldı. Bir çok yağma hareketlerine giriştiler. Liderleri Bürcüminî'nin kuvveti fazlalaştı. Güvenlik kuvvetleri komutanını bir suikast neticesinde öldürdüler. Gece ve gündüz yağma hareketleri devam etti. İnsanlar evlerini bekçi gibi beklemeye başladılar. Halifenin sarayının da bekçileri çoğaltıldı. Şehrin surlarının etrafina bekçiler konuldu. Hırsızlarla yankesicilerin durumu büyük vehamet arzetti. Liderleri Bürcüminî kadınlara eziyet etmiyor, kadınların üzerlerindeki zinetleri almıyordu. Bu da zulümde bir nevi mertlik sayılıyordu. Nitekim şairin biri demişti:
«Merhamet et. Bazı serlerden sakın.
Şerrin bazısı bazısına nisbetle daha hafiftir.»
Bu sene Celalü'd-Devle, Basra şehrini ele geçirdi. Oraya oğlu Aziz'i naib tayin etti. Orada Aziz, babası Celalü'd-Devle adına hutbe okuttu.
Bu senede ve bundan sonraki senelerde hutbeler Ebu Kalicar adına değil, Celalü'd-Devle adına okundu. Sonra tekrar eski hale dönüldü. Ebu Kalicar Basra'da bulunan Celalü'd-Devle'nin oğlu Aziz'i kovdu.
Bu senede Türkler, Melik Celalü'd-Devle'ye karşı ayaklandılar ki erzaklarını ve maaşlarını ondan tahsil etsinler. Onu evinden çıkarıp mescide götürdüler. Haremini de evden çıkardılar. O da geceleyin Şerif Murtaza'nın evine gitti. Sonra Türkler onunla barıştılar. Ona itaat edip emrini dinleyeceklerine yemin ettiler. Onlar tekrar evine döndürdüler. Hırsızlarla yankesiciler çoğaldılar. Halka çok eziyette bulundular. Şehirde ve ülkede fesat çoğaldığından Iraklılardan ve Horasanlılardan hiç kimse hacca gidemedi.

