El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

İbn Zeydun

Şairdi. Asıl adı Ahmed b. Abdullah b. Ahmed b. Galip b. Zeydun Ebul-Velid'dir. Usta şairdir. Endülüs'ün Kurtuba şehrindendir. İşbili-ye valisi Mutemed b. Abbad ile irtibat kurdu. Onun yanında itibar sahibi oldu. Vezir …

Şairdi. Asıl adı Ahmed b. Abdullah b. Ahmed b. Galip b. Zeydun Ebul-Velid'dir. Usta şairdir. Endülüs'ün Kurtuba şehrindendir. İşbili-ye valisi Mutemed b. Abbad ile irtibat kurdu. Onun yanında itibar sahibi oldu. Vezir rütbesinde müşavirlik yaptı. Hem ona hem oğlu Ebu Bekir b. Ebul-Velid'e vezirlik yaptı. İbn Zeydun, Kaside-i Firakiye'nin sahibidir. Kasidesinde şöyle der:

«Birbirimizden ayrıldık ayrılalı, göğüslerimiz gözyaşlarına doymadı.

Size olan özlemimizden ötürü gözlerimizin yaşı kurumadı. - Sizinle fısıldaşırken gönüllerimiz üzüntüden nerdeyse duracak hale gelmişti eğer sabretmeseydik.

Bizden uzak oluşunuzdan ötürü günlerimiz karardı.

Daha önce sizinle beraberken gecelerimiz bembeyazdı aydınlıktı.

Dün bir aradayken ayrılmaktan endişe etmiyorduk. Ama bu gün buluşmayı dahi ümid edemiyoruz.» Uzun bir kaside olan Firakiye kasidesinde insanı ağlamaya teşvik eden kuvvetli bir sanat vardır. Bunu okuyan veya dinleyen herkes ağlamaya karşı kendini tutamaz. Zira mutlaka herkesin başından; dostundan, akrabasından veya sevgilisinden ayrılıp vedalaşma gibi bir olay geçer.

Şu şiir de İbn Zeydun'a aittir:

«Eğer istersen benimle senin aranda hiçbir sır kaybolmaz.

Bütün sırlar etrafa yayılsa da bizimki yayılmaz.

Ey payını bana satan kişi!

Hayatını dahi bana peşkeş çeksen.

Ben ortak sırdaki payımı satmam.

Bütün insanların kalplerinin taşımaya güç yetifemiyeceğini,

Benim kalbime yüklesen o taşımaya güç yetirir.

Bu da senin için yeterlidir.

Sen aciz kalsan ben taşırım.

Sen dayanamazsan ben dayanıp sabrederim.

Sen yücel, ben küçüleyim. Sen dönersen ben yönelirim. Sen söyle, ben dinleyeyim. Sen emret, ben itaat edeyim.»

İbn Zeydun bu senenin receb ayında vefat etti. Oğlu Ebu Bekir, Mu-temid b. Abbad'a vezirlik yapmaya devam etti. Nihayet İbn Yasin, hicretin 484. senesinde Kurtuba'yı onun elinden aldı ve o da o savaşta öldürüldü. İbn Hallikan böyle demiştir.