El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Kadı Ebu Bekir El-Bakillanî

Muhammed b. Tîb Ebu Bekir el-Bakillanî. Şafiî mezhebine men-sub olup kelamcılarm reisi idi. İnsanların en çok kelam bileni ve kelama dair eser verenidir. Anlatıldığına göre o, ömrünün uzun bir süresinde her gece yirmi …

Muhammed b. Tîb Ebu Bekir el-Bakillanî. Şafiî mezhebine men-sub olup kelamcılarm reisi idi. İnsanların en çok kelam bileni ve kelama dair eser verenidir. Anlatıldığına göre o, ömrünün uzun bir süresinde her gece yirmi varak yazı yazmadan yatağına girip uyuma-mıştır. Kendisinden birçok eserler nakledilmiştir. "et-Tabsire", "Da-kaikü'l-Hakaik", "et-Temhid fi Usuli'1-Fıkh", "Şerhulİbane" gibi büyük faydalar içeren irili ufaklı eserleri vardır. Eserlerinin en güzeli, Batiniliğe reddiye olarak yazdığı ve "Keşfü'l-Esrar fi Hetki'l-Estar" adını verdiği kitaptır. Onun füruat hususundaki mezhebinin Şafiî mi Malikî mi olduğu hususunda ihtilaf edilmiştir. Bu hususları anlatan Ebu Zer elHerevî'dir. Başka bir rivyette anlatıldığına göre o fetva ya-zarmış. Bu fetvaları da Muhammed b. Tîb el-Hanbelî yazmıştır ki, bu cidden gariptir.

Bakillanî, son derece zeki ve kavrayışlı bir kimseydi. Hatib Bağdadî ile diğer tarihçilerin anlattıklarına göre Adüdü'd-Devle onu bir Mektupla Bizans imparatoruna elçi olarak göndermişti. Saraya vardığında, imparatorun huzuruna ancak rükua varır gibi eğilerek alçak bir kapıdan girilebildiğini görmüştü. Bakillanî bunun, imparatorun huzuruna giren kimselerin ancak Aziz ve Celil olan Allah'a rüku eder gibi eğilerek girmesi için yapılmış olduğunu anladı. Hemen geri dönerek, geri geri yürüyüp kapıdan içeri girdi, imparatorun yanına yaklaştığında da yüzünü ona dönüp selam verdi. İmparator onun ne derece zeki, bilgili ve anlayışlı olduğunu anladı ve ona saygı gösterdi.

Anlatıldığına göre imparator onun aklını çelmek, kendinden geçirmek için urğul denen nefesli bir müzik aleti getirtip yanında çaldırmak istedi. Böylece onun zevkten kendinden geçerek hafif hareketlerde bulunmasını bekliyordu. Bakillanî bunu anlayınca, imparatorun huzurunda yakışıksız bir hareket yapmaktan korktu ve müzik sesine kulak vermeyip kendi ayağım yaraladı ve kan akmasına sebep oldu. Ayağının ağrısıyla meşgul olduğundan ötürü müzik aletinden zevk almadı. Tabii ki yakışıksız ve hafif hareketlerde bulunmadı. İmparator buna çok şaştı. Sonra durumu araştırdı. Neticede onun, müziğin verdiği şevkten etkilenmeyişinin, ayağını yaralamış olması sebebiyle olduğunu anladı. Böylece onun ne kadar yüksek himmetli ve azimli bir kimse olduğunu kabul etti. Çünkü bu müzik aletini dinleyen herkes, istese de istemese de kendinden geçiyor, zevkten dört köşe oluyordu.

Papazlardan bazıları imparatorlarının huzurunda Bakillanî'ye şu soruyu sordular:

- Peygamberinizin iftiraya uğrayan zevcesi Aişe'ye ne olmuştu? Bakillanî hiç duraksamadan onlara şu cevabı verdi:

- Aişe'yle Meryem iftiraya uğradılar. Aziz ve Celil olan Allah onların suçsuzluklarını açıkladı. Aişe, kocası olan, ama çocuk doğurmayan bir kadındı. Meryem ise kocasız olduğu halde bir çocuk doğurdu. Şu halde Aişe'nin Meryem'e nisbetle daha suçsuz olması gerekir. Ama her ikisi de kendilerine yapılan iftiralardan uzak ve suçsuz kadınlardır. Fasid bir zihne bu hususta bir kuşku gelecek olursa, yani Aişe'nin suçlu olduğu ihtimali verilecek olursa Meryem'in ona nisbetle daha çok kuşku uyandırması gerekir. Ama Allah'a hamd olsun ki her ikisi de semadan gelen ilahi vahiy ile suçsuz ve temiz iki kadın olarak tanıtılmışlardır. Allah'ın selamı ikisinin de üzerine olsun.

Bakillanî, Ebu Bekir b. Malik el-Katiî'den, Ebu Muhammed b. Masî'den ve diğerlerinden hadis dinledi. Darekutnî bir gün onu öpüp şöyle demişti: "Bu, heves sahiplerine batıl şeylerini reddeden, geri çeviren bir kimsedir." Böyle dedikten sonra onun için dua etmişti.

Kadı Bakillanî, bu senenin zilkade ayının bitimine yedi gün kala cumartesi günü vefat etti. Kendi evine defnedildi. Sonraları Babü'l-Harb mezarlığına nakledildi.