El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Melun Hakim'in Öldürülmesi

Hakim'in şerri, bütün halka, hatta kızkardeşine de bulaştı. Kızkar-deşini fahişelikle itham ediyor ve ona çok ağır sözler söylüyordu. Kız-kardeşi ona öfkelendi ve onu öldürmeye çalıştı. Komutanlann en büyüğü olan İbn …

Hakim'in şerri, bütün halka, hatta kızkardeşine de bulaştı. Kızkar-deşini fahişelikle itham ediyor ve ona çok ağır sözler söylüyordu. Kız-kardeşi ona öfkelendi ve onu öldürmeye çalıştı. Komutanlann en büyüğü olan İbn Devvas ile haberleşti. İkisi Hakim'i öldürüp yok etme hususunda anlaştılar. İbn Devvas, yanındaki cesaretli iki siyahi köleyi bu işle görevlendirdi ve onlara şöyle dedi; «Falan gece Mukattam dağında bulunun. Çünkü o gecede yıldızlara bakmak için Hakim oraya gelecektir. Beraberinde de sadece üzengicisi ve küçük yaştaki kölesi olacaktır. Hem Hakim'i hem de üzengicisi ile kölesini öldürün» karar böyle verildi. Mezkûr gece Hakim, annesine şöyle demişti: «Bu gece üzerimde büyük bir sıkıntı var. Eğer bundan kurtulacak olursam seksen sene kadar ya-şanm. Ama yine de benim eşyalanmı yanına taşı, en fazla da kızkarde-şimden korkuyorum.

Onun sana da kötülük yapmasından endişe duyuyorum» Annesi, Hakim'in eşyalannı kendi yanma taşıdı. Hakim'in san-dıklannda üçyüzbin kadar dinar ve başka mücevherler de vardı. Annesi ona dedi ki: «Ey efendimiz madem durum senin dediğin gibidir. O halde bana acı ve bu gece o yere gitme» Annesi onu çok seviyordu. Hakim ona «hayır mutlaka gitmeliyim» dedi. Hakim kendi adetince her gece sarayın çevresini dolaşırdı. Bu gecede dolaştı. Sonra saraya döndü. Gecenin son üçte birlik dilimine kadar uyudu. Sonra uyandı. Eğer bu gece o dağa gitmezsem çatlanın» dedi. Hemen atına bindi. Çocuk yaştaki kölesi ve üzengicisi de ona refakat ettiler. Mukattam dağına tırmandı. İbn Dev-vas'ın iki kölesi, karşısına çıktılar. Onu bineğinden indirip ellerini ve ayaklannı kestiler, karnını yardılar ve onu efendileri İbn Devvas'a getirdiler.

İbn Devvas'da cesedi alıp Hakim'in kızkardeşine götürdü. Kız-kardeşi de onu kendi evine defnetti. Büyük komutanlan, ileri gelenleri ve veziri çağınp durumu onlara anlattı. Onlar da Hakim'in oğlu Ebül-Hasan Ali'ye bey'at ettiler. Ebü'l-Hasan Ali'ye Zahir Li İzaz-i Dinillah lakabım verdiler. Ancak Zahir, Dımaşk'da bulunuyordu. Halası onu çağırdı ve halka şöyle demeye başladı «Hakim bana demişti ki: Ben yedi gün süreyle buradan aynlacak, sonra size döneceğim» Halk sâkinleşti. Sonra Hakim'in kızkardeşi, Hakim'in iki üzengicisine, dağa gitmelerini, tekrar geri dönmelerini ve halka; «Biz Hakim'i falanca yere bıraktık» demelerini sonra da gidip annesine «biz Hakim'i falanca yere bıraktık» demelerini emretti. Onlar bu emri yerine getirdiler. Nihayet halk sakin-leşti. Hakim'in kızkardeşi, Zahir Li İzazi Dinillah'ı öne sürdü.

Dımaşk'tan oraya gelmesi için kendisine 1.000.000 dinar ve 2.000.000 dirhem gönderdi. Zahir gelince de ona dedesi Ebü'l-Muiz'in tacını ve şahane bir elbise giydirdi. Onu tahta oturttu. Emirler ve reisler ona be^at ettiler. O da emirlere ve reislere bolca armağanlar ve paralar verdi. Hakim'in kızkardeşi, İbn Devvas'a da kıymetli ve muazzam mTatler giydirdi. Sonra da üç gün sureyle kardeşi Hakim'in vefatı sebebiyle taziyetleri kabul etti. Bunun ardısıra da İbn Devvas'a bir grup asker gönderdi ki kılıçlarıyla onun huzurunda bekleyip hizmetinde bulunsunlar. Sonra da bir gün ona «Sen bizim efendimizin katilisin» demelerini ve kılıçlarıyla onu paramparça etmelerini emretti. Onlar da bu emri yerine getirdiler. Hakim'in kızkardeşi, Hakim'in öldürülmesi sırrından haberdar olan herkesi öldürttü. Heybeti büyüdü, saygınlığı arttı.

Devlet kademesindeki etkisi fazlalaştı. Sebat buldu. Hakim, öldürüldüğü gün otuzyedi yaşındaydı. Ömrünün yirmibeş senesini hükümdarlıkla geçirmişti.