El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Müstadi'nin Hilafeti

Ebu Muhammed Hasan b. Yusuf el-Müstencid b. Muktefî. Annesi İsmet adında Ermeni bir kadındı. Müstadî, hicretin 536. senesinin şaban ayında doğdu. Babasımn vefat günü olan rebiyülahir ayının dokuzunda pazartesi sabahı …

Ebu Muhammed Hasan b. Yusuf el-Müstencid b. Muktefî. Annesi İsmet adında Ermeni bir kadındı. Müstadî, hicretin 536. senesinin şaban ayında doğdu. Babasımn vefat günü olan rebiyülahir ayının dokuzunda pazartesi sabahı halifeliğine bey'at edildi. Hz. Hasan'dan sonra ondan başka Hasan adında bir başkası halifeliğe geçmiş değildir. Künyesi de Hz. Hasanın ki gibi Ebu Muhammed idi. Halifeliğine bey'at edildiği günde insanlara 1.000'den fazla hil'at giydirdi. Bu gün görülmeye değer muazzam bir gündü. Bağdat kadilkudatlığına Ruh b. Hadsenî'yi rebiyülahir ayının yirmibirinde cuma günü tayin etti. Üstad Adüdü'd-Devle'ye vezirlik hil'atı giydirdi. Kapısında üç namaz vaktinde, sabah akşam ve yatsı vakitlerinde davul çaldırdı. Kölelerden onyedi kişiyi emir tayin etti. Vaizlere vaaz etmeleri için izin verdi. Vaizler de uzun bir süre yasaklı kaldıktan sonra konuşmaya başladılar. Çünkü daha önce vaazları yüzünden uzun süren fitneler ve serler meydana geliyordu. Bundan sonra hacipleri çoğaldı. Musul'a sahip olduğuna dair müjde geldiğinde Katib İmad şöyle bir şiir okudu:

«Zaman Müstadi sayesinde aydınlandı.

O, hırkai saadetin varisi ve Peygamber (s.a.v.)'in amcazadesidir.

Hakkı, şeriatı ve adaleti getirdi.

Bu ihya ediciye merhaba,

Bağdatlıları da tebrik ediyorum.

Onlar, bütün perişanlıklardan sonra mutlu bir yaşama kavuştular.

Karanlık zaman geçip gitti

Artık aydınlık çağı geldi.»

Bu senede Melik Nureddin, Rakka'ya gitti. Orayı ele geçirdi. Aynı şekilde Nusaybin, Habur ve Sincar'ı da ele geçirip damadı ve kardeşinin oğlu Mevdud b. İmadüddin'e teslim etti. Sonra Musul'a gitti. Orada yir-midört gün kaldı. Orayı da kardeşinin oğlu Seyfeddin Gazi b. Kutbeddin Mevdud'a Cezire ile birlikte verdi. Diğer kızını onunla evlendirdi. Musul Camii'nin genişletilip onarılmasını emretti. Bunun için bizzat kendisi bir vakıf kurdu. Camiye bir hatib ve orada fıkıh öğretmesi içinde bir müderris tayin etti. Fıkıh müderrisi Ebu Bekir el-Berkanî idi ki, bu zat Gazzalî'nin öğrencisi Muhammed b. Yahya'nın talebesi idi. Müderrisliğe atandığına dair bir ferman yazdı. Camiye Musul köylerinden birini vakfetti. Bütün bunları da salih ve âbid bir zat olan Şeyh Ömer'in tavsiyesi üzerine yapmıştı. Şeyh Ömer Molla'nm orada ziyaret edilen bir tekkesi vardı.

Her sene mevlid kandilinde davette bulunurdu. Melikler, emirler, alimler, vezirler davetine gelir ve orada büyük bir ihtifal düzenlenirdi. Melik Nureddin arkadaşıydı. İşlerinde ona danışırdı. Bazı önemli işleri yaparken ona güvenirdi. Musul'da ikamet ettiği süre zarfında yaptığı bütün hayırları yapması için o kendisine tavsiyede bulunmuştu. Bu sebepledir ki Musul'a gelişi esnasında halk çok sevinmişti. Üzerindeki bütün sıkıntılar giderilmişti. Aralarında bulunan zalim ve zorba Fahreddin Abdülmesih'i kovmuştu. Melik Nureddin, Şeyh Ömer Mollaya Abdullah adını vermiş, onu beraberinde Dımaşk'a götürmüş, güzel arazi parçalarını ikta' olarak vermişti. Fahreddin Abdülmesih denen zalim ve zorba kişi Hristiyandı. Ama Müslüman olduğunu söylüyordu. Anlatıldığına göre evinin içinde gizli bir yerde kendisine ait bir kilisesi varmış, idaresi kötü, zorba, içi bozuk bir kimseydi.

Âlimlere özellikle müslümanlara karşı kindar bir düşmandı. Nureddin Musul'a girdiğinde onun için Şeyh Ömer Molla eman dilemişti. Nureddin, Musul'a varır varmaz kardeşi oğlu yanına gelmiş, huzurunda durmuş, Nureddin de ona ihsan ve ikramda bulunmuştu. Halifeden getirmiş olduğu hil'atı ona giydirmişti. Böylece şehire büyük bir debdebe ve alayişle girmişti. Nureddin, Musul'a vardığında kış şiddetlenmişti. Bu yüzden yukanda da anlattığımız gibi orada ikamet etmişti. İkametinin son gecesinde Rasûlullah (s.a.v.)'i görmüş, Rasûlullah (s.a.v.) ona şöyle demişti:

«Belden senin hoşuna gitti. Cihadı terk ettin. Allah düşmanlarıyla savaşmaz oldun?» Bundan sonra Nureddin uykudan hemen uyanıp sefer hazırlığına başlamıştı. Sabah olur olmaz Şam yoluna koyulmuştu. Şeyh İbn Ebi Asrun'u kadılığa tayin edip beraberinde Sincar, Nusaybin ve Habur'a götürmüştü. İbn Ebi Asrun orada naib ve idareciler tayin etmişti.

Bu senede Selahaddin -Şii oldukları gerekçesiyle- Mısır kadılarını görevden azletti. Kadilkudatlığa Şafiî mezhebine mensup Sadreddin Abdülmelik b. Derbas el-Mardanî'yi tayin etti. Diğer muamelelerin yürütülmesi için de Şafiî kadılar tayin etti. Şafiîler için bir medrese yaptırdı. Malikîler için de bir medrese yaptırdı. Kardeşinin oğlu Takiyyüddin Ömer de çok kıymetli bir konak satın alarak orasını Şafiîler için medrese haline getirdi. Bir bahçeyi ve başka arazileri de oraya vakfetti.

Selahaddin, şehrin surlarını tamir ettirdi. İskenderiye'ninkini de tamir ettirdi. Halka çok ihsanlarda bulundu. Askalan ve Gazze taraflarında bulunan Haçlı beldelerine hücum etti. Eyle'deki Haçlı kalesine hücum etti. Orada bulunan bir çok Haçlı şövalyesini öldürdü. Şam'dan gelmekte olan aile efradını karşıladı. Uzun bir ayrılıktan sonra ailesiyle bir araya geldi.

Bu senede Selahaddin, ezanlarda okunmakta olan «Hayya ala hay-ri'1-amel» cümlesini kaldırtü. Mısır'ın her tarafında bu uygulamaya geçti. Minberler üzerinde Abbasiler adına hutbe okunmasını sağladı.

Hicretin Beşyüzaltmışaltıncı Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler