Bu, aşk yüzünden ölenlerdendir. el-Muntazam adlı eserinde İbnü'l-Cevzî, Şair Ahmed b. Küleyb'in aldanmış bir miskin kişi olduğunu, Beni Huld kabilesinden Eşlem b. Ebi'1-Ca'd adındaki bir köleye aşık olduğunu anlatır. Beni Huld kabilesinden vezirler çıkmıştır. Yani bunlar hükümdarların vezir ve hacipleriydiler. Şair Ahmed, aşık olduğu Eşlem için şiirler yazmış ve bu şiiri halkın dilinde dolaşmaktaydı. Bu genç Eşlem, alimlerin meclislerine gider, ilim tahsil ederdi. Şair Ahmed'in kendisine aşık olduğunu duyunca insanlardan utandı. Artık kalabalıklar arasından çekilip kendi evine kapandı. Hiç kimseyle görüşmez oldu. Şair Ahmed'in ona olan aşkı gittikçe fazlalaştı. Nihayet bu yüzden şiddetli bir hastalığa yakalandı. Öyle ki insanlar onu ziyarete geldiler. Durumunu anlayamadılar. Onu ziyaret edenler arasında alimler ve meşa-yih de vardı.
Onu ziyaret eden alimlerden biri hastalığını sordu. O da şu cevabı verdi. «Siz de bunu biliyorsunuz. Neden dolayı hastalandığımın farkındasınız. Derdimi bildiğiniz gibi devamı da bilirsiniz. Eğer Eşlem beni ziyarete gelir, bana bir bakışla bakar ve ben de ona bir kez bakacak olursam iyileşip şifâ bulurum». Ziyaretçi alim, bir kez dahi olsa gizlice Eşlem'in gelip Şair Ahmed'i ziyaret etmesinin yararlı olacağına kanaat getirdi. Gitti. Bunu Es-lem'den ısrarla istedi. Nihayet Eşlem de, Şair Ahmed'i ziyaret etmeye razı oldu. Alim kişiyle birlikte yola koyuldu. Şair Ahmed'in evinin bulunduğu yola ve mahalleye geldiklerinde köle Eşlem onun evine gitmekten utandı ve alim kişiye «ben onun yanma gitmem. Çünkü o benim adımı kötüledi. Burası şüpheli ve töhmetti bir yerdir. Ben de töhmetti yerlere girmekten hoşlanmam»
dedi. Alim kişi, Şair Ahmed'in yanına gitmesi için Eslem'e ısrar etti ve olanca ağırlığım koydu «Şair Ahmed mutlaka ölecektir eğer ziyaretine gidersen ona hayat verirsin» dedi. Köle Eşlem de şu cevabı verdi: «Ölse de ben Allah'ın gazaplanacağı bir ziyarette bulunmam ve böyle töhmetli bir yere gitmem» dedi ve Şair Ahmed'i ziyarete gitmedi. Dönüp kendi evine gitti. Alim kişi de Şair Ahmed'in yanına gitti ve Eşlemle kendisi arasında geçenleri ona anlattı. Şair Ahmed'in bir kölesi, alim kişiyle köle Eşlem'in ziyarete gelmekte olduklarını görünce hemen gidip Şair Ahmed'e maşukunun gelmekte olduğu müjdesini verdi. Şair Ahmed buna çok sevindi. Ancak köle Eslem'in geri döndüğünü kesin olarak anladıktan sonra Şair Ahmed tedirgin oldu. Huzuru kaçtı, sözleri birbirine karıştı. Aralarını bulmak isteyen alim kişiye de şöyle dedi: «Ey Abdullah'ın babası, dinle ve okuyacağım şu şiiri kafana yerleştir»
böyle dedikten sonra şu şiiri ona okudu:
«Eşlem! Ey hasta kişinin rahatlığı Şaşkın ve zayıf kişiye merhamet et Senin vuslatın, kalbim için Celil olan yaratıcının rahmetinden daha çok İştahla arzulanan bir şeydir.»
Alim kişi bu şiirinden dolayı ona «Yazıklar olsun sana! Yüce Allah'tan kork bu ne büyük günahtır?» deyince Şair Ahmed şu cevabı verdi: «İşte söylediklerimi duydun. Söz, bu duyduklarındır.» Bu cevabı duyunca alim kişi onun yanından çıkıp gitti. Evin orta kısmına vardığında bir feryad sesi duydu. Bu, ölüm feryadıydı. Bu çığlığı atarken Şair Ahmed ölmüştü. Onun bu yaptığı çok çirkin bir hata, apaçık ve büyük bir günahtı. Eğer tarihçiler onun bu olayını anlatmış olmasalardı ben burada anlatmazdım. Ama bu olayda akıl sahibi kimseler için bir ibret, basiretli kimseler için de bir uyarı vardır ki, yüce Allah'tan rahmetini ve afiyetini dilesinler, gizli açık fitnelerden O'na sığınsınlar ve O'ndan ölüm esnasında kendilerine güzel sonu nasib etmesini dilesinler. Çünkü O, cömert ve âli cenaptır.
Humeydî, Saleb'e ait el-Fasih adlı kitabı Eslem'e hediye ederken Şair- Ahmed'in okumuş olduğu şu şiirini bana nakletti:
«Bu, Kitabü'l Fasih'tir.
Bunda çok güzel sözler vardır
Ben bunu gönüllü olarak sana hibe ettim.
Tıpkı ruhumu sana hibe ettiğim gibi.»

