Şerefü'd-Devle1 nin azathsıydı. Hacipliğini yapmıştı. Bahaü'd-Devle ona Said lakabını takmıştı. Çok sadaka verir, hayır ve hasenat yolunda vakıflar tesis ederdi. Nitekim çok miktarda ekin, meyve ve haraç getiren büyük bir çiftliğini hastahane için vakfetmişti. Köprüler, hendekler , maristan ve Nasıriye gibi tesisleri ile daha bir çok hayır kurumlarını yaptırmıştı. Vefat ettiğinde İmam Ahmed b. Hanbel'in mezarlığına defnedildi. Mezarının üzerine kubbe falan yapılmamasını vasiyet etti. Ama vasiyetine uymadılar. Üzerine bir kubbe yaptırdılar. Yapılan bu kubbe vefatından yedi sene sona çöktü, kadınlar mezarının başında toplanıp ağlamaya başladılar. Eve döndüklerinde onlardan yaşlı ve lider konumunda olan biri uyudu, rüyasında bir Türk askerinin mezarından çıkıp kendilerine doğru geldiğini, elinde bir gürz bulunduğunu, bu gürzle onlara hücum ederek ağıt yakmaktan vazgeçmelerini emrettiğini gördü. Kadın ona iyi bakınca onun hacip Şebaşî Ebu Nasr olduğunu anladı ve panik içinde uykusundan uyandı.
Şebaşî Ebu Nasr
Şerefü'd-Devle1 nin azathsıydı. Hacipliğini yapmıştı. Bahaü'd-Devle ona Said lakabını takmıştı. Çok sadaka verir, hayır ve hasenat yolunda vakıflar tesis ederdi. Nitekim çok miktarda ekin, meyve ve haraç getiren büyük …

