er-Ravzateyn adlı eserde Ebu Şâme'nin anlattığına göre Selahaddin'in giydiği hilatın evsafı şöyledir: «Kenarı altınla süslenmiş, beyaz bir sarık, dibeki bir elbise ki kenarı altın süslemeli idi. Altın yaldızla süslenmiş bir cübbe, altın tellerle işlenmiş bir taylesan, 10.000 dinar değerinde mücevher bir gerdanlık, 5.000 dinar değerinde altın süslemeli bir kılıç, 8.000 dinar değerinde altın süslemeli bir kılıç, 8.000 dinar değerinde bir kemer, üzerinde de altın gerdanlık ve boyunbağı bulunan bir mücevher, başında da 200 cevher tanesi. Ayaklarında dört cevherden halhal, başında altın bir şerit ve üzerinde beyaz bir çıkıntı, miğferi beyaz renkli olup hü'atın yanı sıra altın dolu birkaç kese, bir at ve başka armağanlar. Bunlara ek olarak atlastan beyaz bir keçe içinde dürülü vezirlik fermanı.
Selahaddin, bu hil'atı bu senenin cemaziyelahir ayının yirmibeşin-de pazartesi günü giymişti. Bu, cidden görülmeye değer muazzam bir törendi. Bütün askerler onun hizmetine girdiler. Sadece Aynü'd-Devle el-Yarukî onun hizmetine girmedi ve «Nureddin'den sonra Yusuf a hizmet etmem» dedi. Sonra da Aynü'd-Devle el-Yarukî askerleriyle birlikte Şam'a gitti. Nureddin bu davranışından ötürü onu kınadı.
Melik Selahaddin, Melik Nureddin'in naibi sıfatıyla Mısır'da ikamet etti. Mısır diyarında minberler üzerinde onun adına hutbe okuttu. Melik Nureddin'e mektup yazarken emir serasker Selahaddin unvanını kullandı. Ona mütevazi davrandı. Ancak herkesin kalbi Selahaddin'e meyletti. Nefisler ona boyun eğdi. Onun zamanında halife Adid büyük kuvvet kazandı. O diyarda insanlar arasında Selahaddin'in kadri yüceldi. Maiyetindeki kimselerin iktalarmı artırdı. Adamları onu sevdiler. Ona hürmet edip hizmette bulundular.
Nureddin ona bir mektup yazarak vezirliği fermansız olarak kabul ettiğinden ötürü kınadı ve Mısır diyarından elde ettiği gelirlerin hesabını çıkarmasını emretti. Ancak Selahaddin bu emri yerine getirmedi. Nureddin de bu arada; «Eyyub'un oğlu hükümdar olmuş» demeye başladı. Selahaddin, Nureddin'e mektup yazarak aile efradını, kardeşlerini ve yakınlarını kendisine göndermesini istedi. Melik Nureddin, istediği kimseleri ona gönderdi. Ancak onların kendisine itaat etmelerini ve emrini dinlemelerini şart koştu. Neticede Selahaddin'in Mısır diyarında otoritesi kuvvetlendi. Mısır devleti böylece sağlamlaştı. İşler yoluna girdi. Selahaddin'in saltanatı güçlendi. Şair'in biri, Selahaddin'in Vezir Şâver'i öldürmesi ile ilgili olarak şöyle bir şiir okumuştu:
«Mısır helak olmuştu. Yusuf oraya sahip oldu. Rahmanın vakti belirlenmiş bir emri ile, Yusuf un orada Şâver'i öldürmesi, Davud'un Calut'u Öldürmesi gibidir.»
Ebu Şâme dedi ki: «Halife Adid bu senede Şâver'in şu çocuklarını öldürttü:
1- Şüca (lakabı Kâmil idi).
2- Tari (lakabı Muazzam idi).
3- Farisülmüslimin.
Bunlar öldürüldükten sonra kesik başları Mısır diyarında dolaştırılıp teşhir edildi.

