El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Şerif Rıza

Muhammed b. Tahir Ebu Ahmed Hüseyin b. Musa Ebü'l-Hasan el-Alevî. Bahaü'd-Devle, kendisine Rıza Zü'1-Hisbeteyn lakabını taktı. Kardeşi Murtaza'ya da Zü'1-Mecdeyn lakabını taktı. Babasından sonra Bağdat'ta Talibilerin …

Muhammed b. Tahir Ebu Ahmed Hüseyin b. Musa Ebü'l-Hasan el-Alevî. Bahaü'd-Devle, kendisine Rıza Zü'1-Hisbeteyn lakabını taktı. Kardeşi Murtaza'ya da Zü'1-Mecdeyn lakabını taktı. Babasından sonra Bağdat'ta Talibilerin nakibliğine atandı. Güçlü ve meşhur bir Şairdi. Eli açık, cömert bir kimseydi. Bazıları dediler ki: Şerif Rıza bir çok şiirinde Kureyş şairlerinden daha üstündü. Onun güzel şiirlerinden bazı örnekler sunalım:

«Onuru dilediğin şey ile satın al. Onur pahalı sayılmaz. Onuru beyaz renkli kılıçlarla ya da uzun mızraklarla satın al. Onuru parayla satın alan kişi, Akla göre aldatılmış sayılmaz.

Mal ancak adamların ihtiyaçlarını karşılamak için saklanır. Delikanlı yiğit odur ki,

Parayı yüksekliklerin ve şerefin bedeli yapar.» «Ey dallar üzerinde öten ban kuşu! Ağıdm beni heyecanlandırmadı ey ban kuşu. Gönlümün kendine tutkun olduğu kimseye bildirirmisin ki, Serbest olan, esirin ihtiyacını karşılar. Öyle bir cinayet ki, bizi telef eden dahi onu işlememiştir. Veda gününde vay o caniye ne kadar da özlem duyuyorum ben. Zi-selem günlerinin hatıraları olmasaydı, Rame'de aşamalı yaşantım ve vatanım olmasaydı.

Aşk ateşini ciğerimde çakmazdım.

Göz yaşıyla da kirpiklerimi ıslatmazdını.»

Rıza'ya nisbet edilen bir kaside de vardır ki Rıza o kasidesinde Hakim el-Ubeydî'nin yanında olmayı temenni eder, babasını hatırlar, babasının yanında olmayı arzular, kendi durumunu ve babasının yanındaki mertebesini gördüğünde bu arzuları duyar. Halife de onun böyle bir kasideyi yazdığını duyunca onu babasının yanına göndermek ister ki ihtiyacını karşılasın ve insanlar da onun durumunun nasıl olduğunu anlasınlar.

Rıza o kasidesinde şöyle demişti:

«Mısır'da Alevî bir halife varken. Ben düşman toprağında zillet elbisesi giyiyorum. Onun babası benim babam, onun efendisi de benim efendimdir. Uzak diyarlarsa bana zulmedip beni bitirdiler.» Halife Kadir bu kasideyi duyunca huzursuz oldu. Babası Musavî'ye haber göndererek onu kınadı. Oğlu Rıza'ya da haber salarak bu kasideyi bir kez daha söylememesini emretti. Rafizîlere gelince onların gücü, ortalığı yalan dolanla doldurmaktı. Rıza'nın babası Müsavi, oğluna dedi ki; «Her ne kadar böyle bir kasideyi inşâd etmemişsen de Mısır'daki Ha-kim'in soysuz ve nesepsiz olduğunu ifade eden beyitler söyle»

Oğlu Rıza, babası Musa'ya «ben bu işin sonucundan korkarım» dedi ve babasının kendisine söylemesini emrettiği şeyleri söylemedi. Halife de bu hususta onlara peşpeşe mektuplar gönderdi, ama onlar böyle bir kasidenin kendileri tarafından inşad edilmediğini ifade ettiler. Nihayet Halife onlara Şeyh Ebu Hamid el-İsferayinî ile Kadı Ebu Bekir'i gönderdi. Onlar da yemin ederek Rıza'nın böyle bir kasideyi inşad etmediğini ifade ettiler. İşin iç yüzünü en iyi bilen Cenâb-ı Allah'tır.

Şerif Rıza bu senenin muharrem ayının beşinde kırkyedi yaşında vefat etti. Cenazesine vezir ve kadılar katıldı. Cenaze namazını vezir kıldırdı. Mescidü'l-Enbari'deki kendi evine defnedildi. Onun görevlerini kardeşi Murtaza üstlendi. Yetkileri daha da fazlalaştırıldı. Kendisine ilave makamlar verildi. Murtaza, vefat eden kardeşi Rıza için güzel ağıtlar yaktı.