Şeyh Ebü'l-Abbas Ahmed b. Ebi'l-Hasan Ali b. Ebi'l-Abbas Ahmed Ibn Rufaî adıyla meşhur olmuştur. Betaihli Ahmediyyetü'r-Rüfaiye taifesinin şeyhidir. Annesi Ümmü Ubeyde, Bataih'e bağh bir köyde yaşadığından kendilerine Bataihiye denilmiştir. Bataih, Basra ile Vasıt şehirleri arasında bir kasabanın adıdır. Şeyh Ahmed er-Rufaî'nin aslı Araptır. Ama sonraları gelip bu beldelerde ikamet etmiştir. Etrafında çok sayıda mürit toplandı. Anlatıldığına göre kendisi Şafiî mezhebinin fıkhını anlatan et-Tenbih adlı kitabı ezberlemiştir.
İbn Hallikan dedi ki: «Müridlerin diri diri yılan yemek, alevlenen tandırlara girmek gibi acaip halleri vardı. Tandırların ve fırınların içinde ateş yandığı halde oynarlardı. Anlatıldığına göre onlar kendi memleketlerinde yılan ve akrepleri de ellerinde tutabilirlermiş.» İbn Halli-kan'm anlattığına göre Şeyh Ahmed er-Rufaî'nin çoluk çocuğu yokmuş. Nesli, kardeşi yoluyla devam etmiştir. Onun nesli bu beldelerde şeyhliği babadan oğula alarak birbirlerine intikal ettirmektedirler. Rivayete göre Şeyh Ahmed er-Rufaî'nin şiirlerinden biri şudur:
«Gece karardığında kalbim vecde gelir, sizi anar.
Ben boynuna zincir vurulan güvercin gibi inlerim.
Üzerimde keder ve üzüntü yağdıran bir bulut vardır.
Altında da üzüntüleri etrafa saçan denizler vardır.
Ümmü Amr'a sorun, onun esiri nasıl geceledi.
Kendisi bağh olduğu halde onun hatırına esirler serbest bırakılır.
O öldürülmüş değildir. Öldürülmekte istirahat vardır.
Kendisine lütufta da bulunulmuş değildir ki serbest bırakılsın.»
Şu şiir de Şeyh Ahmed er-Rufaî'ye aittir:
«Onu anasından ve babasından kıskanırım Ona bakandan ve ona yaklaşandan da onu kıskanırım Benim gibi baktığı zaman avucunda tuttuğu aynadan onu kıskanırım.»
Şeyh Ahmed er-Rufaî (Ebül-Abbas) bu senenin cemaziyelevvel ayının yirmiikisinde perşembe günü vefat edinceye dek bu halini devam ettirdi.

