El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Sultan Turanşahtn Vefatı

Bu senede Sultan Selahaddin'in kardeşi Sultan Melikü'l-Muazzam Şemsü'd-Devle Turanşah b. Eyyub vefat etti. Bu zat, kardeşi Selahaddin'in emri üzerine Yemeni fethetmişti. Orada bir süre kalmış, bol miktarda servet …

Bu senede Sultan Selahaddin'in kardeşi Sultan Melikü'l-Muazzam Şemsü'd-Devle Turanşah b. Eyyub vefat etti. Bu zat, kardeşi Selahaddin'in emri üzerine Yemeni fethetmişti. Orada bir süre kalmış, bol miktarda servet edinmiş, orada bir başkasını naib olarak bırakmış ve özlemini duyduğu kardeşinin yanına Şam'a gelmişti. Yoldayken şairin birinin kendisi için yazmış olduğu şiiri bir mektupla kardeşine göndermişti. Bu şiiri yazan şairin adı İbn Müncem'dir. Bunlar Sema mıntıkasına vardıklarında bu şiiri bir mektupla Sultan Selahaddin'e göndermişlerdi:

«Kardeşimin, hayır hayır melikimin -herne kadar bu dünyada gidip gelme vedalaşma uzun sürse dehuzuruna varılacak olan zât hakkında bilgisi var mıdır.

Bir gün her ne kadar ölüm büyük bir şeyse de onun huzuruna çıkacağıma inanıp beyat etmişimdir. Buluşmamıza sadece yirmi geceden az bir süre kaldı.

Buluşmamız, gözlerimizi ve kulaklarımızı canlandıracaktır.

Öyle bir sultanın yanına geliyorum ki, ortaya çıktığında diğer sultanlar kendisine yönelirler

Ona -kendisi Allah'tan korkar bir kişi olduğu halde- başkaları saygı ve tazim gösterirler

Sana olan özlemlerimin bir kısmını ancak mektubumda dile getirdim.

Güvercinler ancak bu özlemlerimin bir kısmım öğrendikleri için özlem türküleri çalarlar.

Sen saltanat avucunu destekleyen bir bileksin

Bunu dünya üzerine yapıştırırsın. Bizlerse bu avucun parmaklarıyız.»

Turanşah, hicri 571. senede kardeşinin yanına gelmişti. Onunla beraber birçok Önemli işleri yapmış, övgüye layık faaliyetlerde bulunmuştu. Sultan Selahaddin bir süre onu Dımaşk naibliğine atadı. Sonra Mısır'a gitti. İskenderiye naibliğine atadı. Ancak Turanşah onun bu isteğine muvafakat etmedi. Çünkü kulunç ağrılarına mübtela olmuştu. Bu senede vefat etti. İskenderiye'deki hükümet konağına defnedildi. Sonra kız kardeşi onu Şam'a nakletti. Onu Şam'daki türbesine defnetti. Berraniye türbesinin kıble tarafina defnedildi. Orta kısımda Sultan Se-lahaddin'in kızkardeşi Sittüşşam'ın kocası ve amcası oğlu Nasirüddin Muhammed b. Esedüddin, Hama ve Rahbe valiliği yapmıştı. Türbenin son kısmında ise Sittüşşam'ın mezan vardır. et-Türbetü'l-Hüsamiye ise onun babası Hüsameddin Ömer b. Laşin'e mensuptur ki o da medresenin batı tarafında ve bitişiğinde dir. Sözünü ettiğimiz Turanşah, kerem sahibi, cömert, heybetli, alicenap ve şecaatli bir kimseydi. İnsanlara bolca bağışlarda bulunur, nafaka verirdi. İbn Sadan el-Halebî onun hakkında şöyle bir şiir yazmıştı:

«O hükümdardı. Sen Kisra ve Kayser'i duymuş isen, Bilesin ki Kisra ile Kayser, cömertlik ve kuvvette onun köleleri durumundadırlar.

Onun gibi hiçbir hükümdar ve güçlü kişi yoktur.

Gördüklerimize bak, rivayet ettiklerimizi bırak.

Onun yüksekliğine sığınıp eman dile.

Çünkü o,seni zamanın zulüm ve düşmanlığından korur.

Avuçlarındaki bulutlar, cömertlik yağmurlarını yağdırdıklarında,

Sen başka bulutlardan bir şey bekleme.

Onun avuçları, arzularığın herşeyi sana verir. Sağ elinde bereket, sol elinde de bolluk vardır.»

Sultan Selahaddin, Humus dışında ordugah kurmuş iken kardeşi Turanşah'ın ölüm haberini duydu. Çok şiddetli bir üzüntüye kapıldı. Hamaset şiirleri ve ağıtlar okudu ki, bunlar kitaplarda mahfuzdurlar.

Bu senenin receb ayında halife Nâsır'ın elçileri Sultan Selahad-din'e hü'atler ve hediyeler getirdiler. O da Dımaşk'ta bu hü'atleri giydi. Bu amaçla şehir süslendi. Bugün, cidden görülmeğe değer muazzam bir gündü.

Yine bu senenin receb ayında Sultan Selahaddin ülkenin durumunu kontrol etmek ve orada ramazan orucunu tutmak amacıyla Mısır'a gitti. Bu senede Hac etmek niyetindeydi. Şam'da kardeşinin oğlu İzzed-din Ferruhşah'ı naib olarak bıraktı. İzzeddin, eşi bulunmaz, faziletli bir zattı. Kadı Fadıl, Melikü'1-Adil Ebu Bekir adına Yemenlilere, Baki halkına ve Mekkelilere bir mektup yazarak Sultan Selahaddin'in hacca gelmeğe karar verdiğini, beraberinde de Bağdat şeyhü'şşuyühu Sadreddin Ebü'lKasım Abdurrahman'ın da bulunduğunu bildirdi. Şeyhü'ş-Şu-yuh, halife tarafından elçi olarak Sultan Selahaddin'in yanma gelmiş, ona hil'atler getirmişti. Mısır diyarında onun hizmetinde bulunacak, beraberinde Hicaz'a gidecekti. Nihayet Sultan Selahaddin Dımaşk'tan ayrılıp Mısır'a vardığında ordu onu karşıladı. Şeyhü'ş-Şuyuh'a gelince o Mısır'da az bir süre kaldıktan sonra deniz yoluyla Hicaz'a gitti.

Ramazan ayı başında Mescid-i Haram'a ulaştı ve orada oruç tutmaya başladı. Bu senede Karakuş et-Takavî Mağrib'e gitti. Orada Fars şehrini kuşattı. Birçok kaleleri de kuşatma altına aldı. Bir çoklarını istila etti. Kalelerden birinde siyahı bir çocuğu yakalayıp esir almış onu öldürmek istemişti. Kaledekiler «Onu öldürme, diyet olarak sana 10.000 dinar verelim» demişler, ancak Karakuş bu öneriyi kabul etmeyince kaledekiler onun diyetini 100.000 dinara çıkarmışlardı. Ama bu öneriyi de kabul etmedi. Mutlaka çocuğu öldüreceğini söyledi ve öldürdü. Öldürünce de kale emin olan yaşlı bir adam aşağıya indi. Yanında kalenin anahtarları vardı. Karakuş'a; «Şu anahtarları al. Ben yaşlı bir adamım. Anahtarları şimdiye kadar öldürmüş olduğun bu çocuğun akrabalarına karşı muhafaza ediyorum. Benim bir kardeşim oğlu vardır.

Korkarım ki benden sonra onu tahta geçirirler» dedi. Karakuş da onu tahtında bıraktı ve ondan bol miktarda mal ve para aldı.

Hicretin Beşyüzyetmişaltıncı Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler