Sultan Tuğrul Bey, Bağdat'a yerleşince veziri Amidü'l-Mülk'ü halifeye göndererek gelini kendi hükümet konağına getirmesini istedi. Ancak halife bunu kabul etmeyip şöyle dedi:
«Siz sadece şereflenesiniz diye kızımı Tuğrul Bey'le nikahlamak istemiştiniz ama görüyorum ki şimdi onu alıp gerdeğe sokmak istiyorsunuz.» Problemi çözmek için insanlar halifeyle sultan arasında mekik dokudular. Sultan Tuğrul Bey daha önce verdiği paralara ek olarak 100.000 dinar ve 150.000 dirhem para, ayrıca bir çok armağanlar ve kıymetli eşyalar da gönderdi. Safer ayının onbeşinde pazartesi gecesi Sultan Tuğrul Bey, halifenin kızıyla hükümet konağında gerdeğe girdi. Dicle'den hükümet konağına kadar olan yerlere çadırlar kuruldu. Davullar ve zurnalar çalındı. Gelinin hükümet konağına gelişi esnasında şenlikler düzenlendi. İçeriye girdiğinde altın işlemeli bir tahta oturtuldu. Yüzünde duvağı vardı. Sultan Tuğrul Bey içeriye girdi. Gelinin önünde durdu yeri öptü ancak gelin onun için ayağa kalkmadı ve duvağını da açmadı.
Bunun üzerine Sultan Tuğrul Bey dönüp sarayın sahnına vardı. Hacipler ve Türkler sevinç ve sürurlarından oynuyorlardı. Tuğrul Bey, kendi kardeşi Davud'un kızı ve aynı zamanda halifenin hanımı ile geline iki kıymetli gerdanlık ve cidden çok büyük bir kızıl yakut parçası gönderdi. Ertesi gün yine gelinin yamna gelip yeri Öptü ve gelinin oturmakta olduğu tahtın yanında gümüşten bir taht üzerine oturdu. Bir süre bekledi, sonra yine odadan çıkıp gitti ve geline kıymetli ve çok sayıda cevher parçası, altınla işlenmiş bir de ferace gönderdi. Bir kaç gün hryle devam etti. Her gün gelinin yanma gidip yeri öpüyor ve karşısında t °ht üzerinde oturup bekliyor, sonra odadan çıkıp gidiyor ve geline yeni 3 aâan ve hediyeler gönderiyordu. Ancak geline ilişmemişti. Yedi gün böyle devam etti. Bu yedi gün zarfında her gün büyük ziyafetler veriyor-d Yedinci günde bütün ümeraya hil'atler giydirdi.
Sonra bir sefere çık-
ası icap etti. Hastalandı. Gelinle birlikte sefer yerine gitmek ve sonra
lini tekrar Bağdat'a getirmek hususunda halifeden izin istedi. Halife Önce şiddetle karşı koyduysa da sonra buna izin verdi. Ama çok üzüldü. Tuğrul Bey de yeni gelinle birlikte sefere çıktı. Beraberinde hilafet sarayından sadece hizmetini gören üç kadın vardı. Gelin Bağdat'tan ayrıldığı için annesi çok üzülmüştü. Şiddetli elemlere maruz kalmıştı. Sultan Tuğrul Bey, hastalığından ümid kesilmiş ve ölümle yüzyüze gelmiş olarak bu sefere çıktı.
Tuğrul Bey'in ramazan ayının sekizinde vefat etmiş olduğuna dair haber, ramazan ayının yirmi dördünde pazar gecesi, Bağdat'a ulaştı. Hırsızlar, yankesiciler, çapulcular harekete geçtiler. Amidî'yi ve 700 kadar adamını öldürdüler. Mallarım yağmaladılar. Gündüz cesetler üzerinde yeyip içmeye başladılar. Nihayet bu ay böyle devam etti ve sona erdi. Tuğrul Bey'in vefatından sonra kardeşinin oğlu Süleyman b. Davud için bey'at alındı. Tuğrul Bey hayattayken onun kendi yerine geçmesini açıkça ifade etmiş ve vasiyette bulunmuştu. Çünkü Tuğrul Bey onun annesiyle evlenmişti. Herkes Süleyman b. Davud'a bey'at hususunda ittifak etti. Artık Süleyman'ın kardeşinden başka kimseden korkusu kalmamıştı. Kardeşi de Adüdü'd-Devle Alparslan idi. Askerler Adüdü'd-Devle Alparslan Muhammed b. Davud'a meyilliydiler. Cebel mıntıkasında onun adına hutbe okundu. Alparslan'ın yanında veziri Nizamü'l-Mülk Ebu Ali Hasan b. Ali b. İshak vardı. Kündürî, Alparslan'ın kuvvetli olduğunu görünce Rey şehrinde onun için hutbe okuttu. Ondan sonra da Alparslan'ın kardeşi Süleyman b. Davud için hutbe okuttu.
Sultan Tuğrul Bey, yumuşak huylu, çok tahammüllü, sırrı çok gizleyen bir kimseydi. Namazlarına çok dikkat ederdi. Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutar, hep beyaz elbiseler giyerdi. Vefat ettiğinde yetmiş yaşmdaydı.Geride çocuk bırakmadı. Halife Kaim Bi-Emrillah'ın zamanında yedi sene onbir ay ve oniki gün süreyle hüküm sürdü. Tuğrul Bey vefat ettikten sonra düzen bozuldu. İşler alt-üst oldu. Bedeviler Bağdat sevadında ve Irak diyarında fesat çıkardılar. Etrafı talan ettiler. Ziraat, ancak çeşitli tehlikeleri göze alarak yapılabildi. İnsanlar bu durumdan teaırgin oldular.
Bu senede Vâsıfta ve Şam diyarında büyük bir zelzele meydana gel-lrablus şehrinin surlarının bir kısmı yıkıldı.
Bu senede çiçek hastalığı yüzünden birçok insan öldü. Ani ölümler de görüldü. Mısır'da şiddetli bir veba hastalığı görüldü. Her gün oradan 1.000 cenaze çıkıyordu.
Bu senede Yemen hükümdarı Sulayhî, Mekke'yi ele geçirdi. Erzakları oraya getirtti. Mekkelilere ihsanda bulundu.
Bu sene başında halifenin zevcesi Arslan Hatun Bağdat'tan ayrılıp amcasının yanma taşınma talebinde bulundu. Çünkü halife onu yalnız bırakmış ve itibarını düşürmüştü. Bu talebine karşı halife onu vezir Kündürî refakatinde amcasının yanına gönderdi. Arslan Hatun amcasının yanına vardığında ölmek üzere olan bir hastaydı. Amcası da halifeye onun için yaptığı yardımları hatırlatarak kınayıcı bir mektup gönderdi. Halife de buna karşı irticalen şu cevabı yazmıştı:
«Zindeliğim ve gençliğim gitti. Aşk benden yüz çevirdi. Gençliği geri getirmek makul bir amaç değildir, böyle bir şey isteni-lemez.
Geceler, bendeki her şeyi geri götürdüler. Geceler ve gündüzler insanı zayıflatırlar. Gençliğimde alıştığım şeylere âh ediyorum. Şarkıcı cariyelere benden selam olsun.»

