Musul valisi Kutbeddin Mevdud b. Zengi'nin veziri idi. Çok iyilik ve hayırları vardı. Asıl adı Muhammed b. Ali b. Ebi Mansur1 dur. Künyesi
Ebu Cafer'dir. İsfahanlıdır. Lakabı Cemaleddin'dir. Çok sadaka verir, yoksullara iyilik ve ihsanda bulunurdu. Mekke ve Medine'de güzel eserler yaptırmıştı. Nitekim Arafat'ta bir su hattı döşetmiş, orada hacılar için kolaylık tesisleri yaptırmış, Mescid-i Hayf ve merdivenlerini mermerle döşetmiş, Medine şehrinin çevresine sur çektirmiş, Ceziretü İbn Ömer'de Dicle nehrinin üzerine yontma taşlarla bir köprü yaptırmış, köprüyü demir ve kurşunlarla takviye etmiş, bir çok kervansaraylar inşa ettirmişti. Her gün kapısında yüz dinar sadaka dağıtılırdı. Her sene esirleri kurtarmak için fidye olarak bin dinar verirdi. Sadakaları devamlı idi. Fakihlere ve yoksullara ister Bağdat'ta olsunlar ister başka yerlerde olsunlar sürekli sadaka gönderirdi. Hicretin 558. senesinde hapsedildi.
İbnu's-Saî'nin, tarihinde bir adamdan naklen anlattığına göre rivayetin sahibi olan kişi hapiste Cemaleddin'le birlikteymiş Ölümünden önce beyaz bir kuş, hapisteki odasına gelip konmuş ve hep yanında kalmış, Allah'ı zikretmişti. Bu senenin şaban ayında Cemaleddin vefat edinceye kadar kuş oradan ayrılmamış. Cemaleddin vefat ettikten sonra oradan uçup gitmiş ve Cemaleddin de Musul'da kendi şahsi için yaptırdığı bir hankâha defnedilmiş. Kendisi ile Esedüddin Şirkuh b. Sadi arasında şöyle bir anlaşma varmış: Bunlardan hangisi daha önce ölecek olursa hayatta kalan onu Medine'ye götürecekmiş.
Bu anlaşma gereğince Esedüddin onun cenazesini Musul'dan alıp adamların omuzlan üzerinde Medine'ye göndermiş, cenazesi hangi beldeye uğrarsa orada mutlaka kendisi için cenaze namazı kılınarak rahmet dilenir ve hayırla yad edilirmiş. Musul'da, Tikrit'te, Bağdat'ta, Hil-le'de, Kûfe'de, Feyd'de, Mekke'de üzerine cenaze namazı kılınmış, sonra cesedi Ka'be'nin çevresinde dolaştırılarak tavaf'ettirilmiş; oradan da Medine'ye gönderilmiş ve orada Mescid-i Nebevinin doğusunda yaptırmış olduğu hankâha defnedilmiş. İbnü'l-Cevzî ile İbn Saînin anlattıklarına göre defnedildiği yer ile Peygamber (s.a.v.)'in haremi ve kabri arasında sadece onbeş ziralık bir mesafe varmiş.İbn Saî dedi ki:
Cenaze namazı Hille'de kılındığında bir genç hemen bir tepeye çıkarak şu şiiri okumuştu:
«Naaşı omuzlar üzerinde yürüyüp gitti.
Onun cömertliği binekler üzerinde bağışlar şeklinde akıp gitmişti. Bir vadiden geçerken oranın kumları ona meylederler, Bir mecliste bulunduğunda da dullar ona yönelip ihtiyaçlarını arzederlerdi.»

