El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Vezir Nizamülmülk

Hasan b. Ali b. İshak. Künyesi Ebu Ali idi. Sultan Alparslan ile oğlu Melikşah'a yirmidokuz sene müddetle vezirlik yaptı. Hayırlı ve seçkin vezirlerdendi. Hicretin 408. senesinde Tus şehrinde doğdu. Dedesi Mahmud b. …

Hasan b. Ali b. İshak. Künyesi Ebu Ali idi. Sultan Alparslan ile oğlu Melikşah'a yirmidokuz sene müddetle vezirlik yaptı. Hayırlı ve seçkin vezirlerdendi. Hicretin 408. senesinde Tus şehrinde doğdu. Dedesi Mahmud b. Sebüktekinin adamlarındandı. Dihkanlık yapmıştı. Oğlu Nizamülmülk'ü, ilim tahsil etmeye yönlendirdi. Onbir yaşındayken Kur'an okuttu. İlimle meşgul etti. Kıraat ve Şafiî fıkhım öğretti. Hadis dinletti. Lügat, Arap edebiyatı ve nahvi okumasını sağladı. Himmeti yüksekti. Bu ilimlerden biraz öğrendikten sonra mertebesi yükseldi. Nihayet Alp Arslan'm, ondan sonra da oğlu Melikşah'ın vezirliğini yaptı. Toplam yirmidokuz sene vezirlik yaptı. Bu süre zarfında vezirlikten hiç düşmedi. Bağdat'ta, Nisabur'da ve diğer beldelerde Nizamiye medreseleri yaptı. Meclisi fakih ve alimlerle dolup taşardı. Öyle ki gününün çoğunu onlarla geçirirdi. Kendisine «Bunlar seni bir çok işlerinden alıkoyuyorlar» denildiğinde şu cevabı vermişti.

«Bunlar dünya ve ahiretin güzellikleridirler. Bunları başımın üzerine oturtsam bile yine de kendileri için çok şey yapmış sayılmam.»

Ebü'l-Kasım el-Kuşeyrî ve Ebü'l-Meali el-Cüveynî yanma geldiklerinde ayağa kalkar ve onları kendi oturduğu tahtın yanma oturturdu, u 1-Alı el-Farendî de yanma geldiğinde saygı için ayağa kalkar onu endi yerine oturtur sonra da kendisi geçip karşısında otururdu. Böyle yapmasından dolayı ayıplandığında şu cevabı vermişti:

«O ikisi yanıma geldiklerinde bana "sen, sen" diyorlar. Beni şımartı-r ar kendimi çok büyük biri olarak görüyorum. Bende mevcud olmayan iyilikleri bende varmış gibi söylüyorlar. Böyle demelerinden ötürüde beşerin nefsinde gizli bulunan kendini beğenmişlik duygum daha da artıyor. Ama Ebu Ali el-Farendî yanıma geldiğinde ayıplarımı, zulümlerimi bana hatırlatıyor. Kırılıyorum. Nefsimin boynu bükülüyor. Yaptığım kötülüklerin çoğundan geri dönüyorum.»

Nizamülmülk, namazları vakitlerinde kılmaya itina gösterirdi. Ezan okunduktan sonra hiçbir şey onu namazı kılmaktan alıkoymazdı. Pazartesi ve perşembe günleri oruçlarını devamlı tutardı. Geliri devam eden vakıfları, iyi yolda sarfedilen sadakaları vardı. Sofilere aşırı bir saygı gösterirdi. Bu sebeple kınandığında şöyle demişti: Bir ara hükümdarlardan birine hizmet etmekte iken günün birinde adamın biri gelip bana şöyle dedi:

«Yarın kendisini köpeklerin yiyeceği birine daha ne zamana kadar hizmet edeceksin? Hizmeti sana fayda verecek kimselere hizmet et. Köpeklerin kendisini yarın yiyecek olduğu bir kimseye hizmet etme.»

Adamın söylediklerini anlamadım. Ama kendisine hizmet ettiğim hükümdar o akşam içki içip sarhoş oldu. Sarhoş halde geceleyin saraydan dışarı çıktı. Köpekleri vardı. Yabancıları parçalıyorlardı. Geceleyin kendisim tanımadıkları için köpekler onu da parçaladılar. Sabah olduğunda köpeklerin onu yemiş olduklarını gördüm. İşte ben o uyarıda bulunan şeyh gibi insanları arıyorum.»

Bağdat'ın çeşitli yerlerinde ve diğer beldelerde hadis dinledi. Şöyle derdi: «Rivayete ehil olmadığımı ben de biliyorum. Ama Rasûlullah (s.a.v.)'m hadislerini nakledenlerin kafilesi ile bağlantılı olmak istiyorum.»

Nizamülmülk, bir defasında da şöyle demişti: Bir gece rüyada İblis'i gördüm. Dedim ki: «Yazıklar olsun sana, Allah seni yarattı. Kendisine secde etmeni şifahen emretti. Ama sen bu emri yerine getirmedin. Kendisine secde etmemi bana şifahen emretmediği halde hergün defalarca ona secde ediyorum» ben böyle dedikten sonra İblis şu şiiri okudu:

«Visale ehil olmayan kimsenin. Bütün"ihsanları günahtır.»

Halife Muktedî, bir defasında onu önüne oturtmuş ve ona şöyle demişti: «Ey Hasan! Müminlerin emin senden ne kadar razı ise Allah da o kadar senden razı olsun.»

Muktedî böyle demekle ondan çok razı olduğunu bildirmek istemişti. Nizamülmülk binlerce Türk köleye sahipti. Çok oğulları vardı. Oğullarından beşi vezirlik yaptı. Oğullarından Ahmed, Sultan Melikşah'ın oğlu Muhammed'e ve halife Müsterşid Billah'a vezirlik yapmıştı.

Nizamülmülk, sultanla birlikte bu senenin ramazan ayı başında İsfahan'dan Bağdat'a gelmek üzere yola koyulmuştu. Ramazanın onuncu gününde Nihavend'e yakın bir köyün yanından geçmekte iken mafhesi-

öe binmiş olup sultanla beraber yan yana gidiyorlardı. Sultana «Hz. Ömer'in zamanında burada bir grup sahabi öldürülmüştü. Bunların yanında olan kişiye ne mutlu» dedi.

İftardan sonra yardım istercesine bir çocuk gelip bir meselesi olduğunu ve bu meseleyi anlatmak istediğini söyledi. Nizamülmülk'ün yanına vardığında elindeki bıçakla kalbine vurdu ve kaçtı. Kaçarken çadırların ipine ayakları takılıp düştü. Yakalanıp öldürüldü. Bir saat sonra Nizamülmülk de can verdi. Sultan onu ziyarete geldiğinde Nizamülmülk ruhunu teslim etti. Bu suikastı ona tertipleyenin sultan olduğu söylendi, ama sultan da bundan ancak otuzbeş gün sonrasına kadar yaşayabildi. Bunda akıl sahibi kimseler için ibret vardır.

Sultan, halifeyi Bağdat'tan çıkarmaya karar vermişti, ama bu kararını da yerine getiremedi, ömrü vefa etmedi.

Bağdatlılar, Nizamülmülk'ün ölüm haberini alınca çok üzüldüler. Vezir ve reisler taziyet için üçgün oturdular. Şairler kasidelerle ona ağıtlar yaktılar. Ona ağıt yakan şairlerden biri Mukatil bin Atiye'dir. Ağıdmda Mukatil şöyle demişti:

«Vezir Nizamülmülk eşsiz bir inciydi.

Rahman onu şeref kalıbına dökmüştü.

Vefat etti. Kıymetliydi. Zaman onun kıymetini bilemedi.

Onu tekrar sedefine geri döndürdü»

Birçok şair onu övdü. Hatta İbn Ukayl ve İbn Cevzî ile diğerleri de ona medhiyeler yazmışlardı. Allah rahmet etsin.