Yahya b. Yahya b. Ali b. Eflah. Künyesi Ebü'l-Kasım'dı. Katiplik yaptı. Halife Müsterşid ona hil'at giydirdi ve Cemalülmülk lakabını taktı. Ona ayrıca dört ev verdi. Bu dört evinin yanında kendisinin de bir evi vardı. O evlerin hepsini yıkarak yerlerinde muazzam bir konak yaptırdı ki bunun uzunluğu altmış zira, genişliği de kırk zira idi. Konağın ahşap tuğlaları ile nakış ve desen malzemelerini halife karşıladı. Yahya b. Yahya bu konağının çeşitli yerlerine kendisine ve başkasına ait güzel şiirler yazdı. Konağın kapısındaki şiir şuydu:
«Bakanlar dışım görünce şaşırdılar.
Eğer bilseler içim daha da şaşırtıcıdır.
Saraylar onun avucunda yağmur dolu bulutlar gibi oldular.
Yağmur dolu bulutlar onun avucuna karşı mahcup oldular.
Onun ahlak bahçesindeki çiçekler sağa sola salındılar.
Bir diyarda ki, oranın mezhebi nurdur.
Öyle bir gönül ki, içindeki nur ile kalbimi perdeledi.
O nur günler üzerine doğan ve batmayan güneş oldu.»
Sarayın süslemeleri üzerine de şu şiir yazılmıştı:
«Delikanlı kişinin mürüvveti şudur ki:
Yaşadığı müddetçe onun için Övülecek bir saray olmalı.
Dünyadaki rızkınla geçinip kanaat et.
Asıl ahiret yurdu için çalış. İşte verdiğin sözü yerine getirdin.
Ve artık bu dünya hayatı kesildi.»
Sarayın bir başka yerinde de şu şiir yazılıydı:
«Öyle bir meclis ki sanki ebediyet cenneti,
Oraya güzelliğinden bir parlaklığı iğreti olarak vermiştir.
Zamanın olayları ona,
Belalardan ve kötülüklerden bıkmaması direncinsi vermiştir.
Yaptırdığı her saray ona,
Gün doğarken gün batarken her haberi vermiştir.
Heyetler oraya boyun eğerek, gönüllü olarak gelirler.
Misafirler orada başları önlerine eğik olarak akşamlar.
Ey hükümdarların yakışıklısı, orada ebedi kal.
Kalmak istediğin sürece orada baki ol, ey lütuf ve üstünlük sahibi,
Zamanın belaları orada sana ilişmesin.
Ve sakınılacak şeylerden korunmuş ol.»
Ama Allah'a yemin ederim ki bu emeller gerçekleşmedi. Aksine kısa bir zaman içinde halife onun Debis'le mektuplaştığını söyliyerek onu suçladı ve sarayının yıkılmasını emretti. Taş üstünde taş kalmayacak şekilde sarayı tahrip edildi. Daha önce güzel bir makam ve göz doyurucu bir mesken iken orası harabeye döndü. Bu da gecelerin ve gündüzlerin akışı içinde cereyan eden ilahi bir hikmetin ve kaderin gereği idi. Şımarıklık ve taşkınlık içinde inşa edilen her sarayda ilahi hikmet bu şekilde cereyan etmiştir. Gurur, şımarıklık ve büyüklük tasarlayarak giyilen her elbise içinde ilahi takdir böyle gerçekleşmiştir.»
İbnü'l-Cevzî, Yahya b. Yahya'ya aid güzel şiirler ve nesirler naklet-miştir. Mesela şu şiirler de Yahya b. Yahya b. Ali'ye aittir:
Hevesi, bilen kimselere bırak.
Onlar sevgiyi ve aşkı denemişler, hem de en zorunu...
Kendini, denemediğin bir işin içine soktun.
Kişinin denemediği şey kendisine zor gelir.
Tahammül edemediğin şeylerde sabırlı ol.
Nice bir şeye kavuşan kişiler vardır ki onu,
Çok zorluklar sonucunda elde etmişlerdir.
Her günde hareketleri beni yoran bir kalp karşısında beni seçenek sahibi kılan o kalbe karşı tahammüllü ol,
Rüzgar Necid taraflarından esti. Onu harekete geçirdi,
Şimşeğin parıltıları gibi nağmeler onu coştururlar.»
«İşte şurası Hayf tır, şurası da Mina,
Ey yoldan çıkan ve bize haksızlık eden! Acı bize, bineğini bir süre bizim için durdur.
Gidip o evde yakarahm ve kendimiz için ağlayalım,
Ağlamayı işte şurası için sakladım.
Göz yaşları işte bu günde de ağlamak için bekletilir,
Ey zulme uğradığımız zaman,
Cenabı Allah işte bu zamanı geri getirdi.
O günde ki aramızda uzlaşarak bir araya geliriz,
Birbirimizden hoşnut olmasak ta uzlaşırız.»

