Faziletli, edip, şair ve mahir bir gençti. Riyazata, akla ve hevanın yenlisine dair bir çok ilmi kapsayan muhtasar ve veciz bir kitap tasnif etti. Bu kitabına Netâicü'l-Efkâr adını verdi. Kitabında hikmete dair faydalı bir çok ifade kullandı. Şöyle ki:
«Sultan kendisine uyulan bir imamdır. Bu, dinin meşru bir emridir. Eğer zulmederse maiyetindeki hakimler de ona bakarak zulmederler. Eğer adaletli olursa, hiç kimse onun hükmüne karşı çıkmaya cesaret gösteremez. Sultan, Allah'ın yeryüzüne hakim kıldığı, beldelerinde halkına ve kullarına güvenilir bir kimse olarak tayin ettiği bir kimsedir. Onun elini ve otoritesini her tarafa uzatmış, makam ve mertebesini yükseltmiştir. Öyleyse sultanın emaneti sahiplerine teslim etmesi, dininde halis olması, kalbini temizlemesi, gidişatını düzeltmesi, adaleti vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirmesi, sevabı da yegane hedef edinmesi gerekir. Çünkü zulüm, ayağı kaydırır, nimeti yok eder, fakirliği celbeder, ümmetleri de helak eder.
Tabibe karşı çıkmak eziyeti gerektirir. Nice çareler vardır ki, bunlar kabileden daha faydalıdır. Öfkesi bol olan kişi zayıftır. Hain vali azledilir. Hikmet sahibi kimselerin gönülleri, gözlerin bakışlarındaki sırları keşfeder. İktidara geçtiğinde kardeşini, dostluğunda alışık olduğu davranışınla razı et. Tevazu, şerefi avlayan bir alettir. İçinde acizlik bulunmazsa hüsn-ü zan çok güzel bir şeydir. İçinde akıl ve tedbir bulunmazsa su-i zan çok çirkin bir şeydir.
Abdullah b. Ömer'in bir kölesi vardı. Bir suç işledi. Abdullah b. Ömer onu bu suçundan dolayı cezalandırmak isteyince köle ona şöyle dedi: «Ey efendim! Senin hiçbir günahın yok mudur ki o günahından Ötürü Allah'tan korkasm?» Abdullah b. Ömer onun bu sorusuna, «Evet, günahım vardır» diye cevap verince, köle şu karşılığı verdi: «Günahından ötürü seni hemen cezalandırmayan ve sana bir süre tanıyan Zatın (Allah'ın) hakkı için sen de beni hemen cezalandırma ve bana bir süre tanı.» Köle böyle dedi, ama bir süre sonra ikinci kez suç işledi. Abdullah b. Ömer onu cezalandırmak isteyince köle yine aynı karşılığı verdi. Abdullah b. Ömer bu defa da onu affetti. Ne var ki bir süre sonra köle üçüncü kez suç işleyince Abdullah b. Ömer onu cezalandırdı. Fakat köle hiçbir şey demedi. Abdullah b. Ömer ona, «Niçin önceki iki kez söylediğin şeyleri şimdi de söylemiyorsun?» diye sorunca köle, «Ey efendim! Tekrar tekrar suç işlediğim halde senin yumuşak huyluluk göstermenden utandığım için bir şey diyemiyorum» dedi. Onun bu cevabı karşısında Abdullah b. Ömer ağlayıp şöyle dedi: «Senden çok benim Rabbimden utanmam gerekir. Sen Allah rızası için artık özgürsün.» Ali b. Yahya'nın halifeyi Öven şöyle bir şiiri vardır:
«Ey bulutların sularını yağmur olarak yağdırmayıp cimrilik edişi zamanında,
Elleri, halkın üzerine altınları sağanak gibi yağdıran zat,
Adaletiyle meşhur olan Kisrâ, senin yanında zalim kalır.
Cömertliğiyle meşhur olan Hatem-i Tayı, senin yanında cimri kalır.
Ümit sahipleri sana doğru secdeye kapandılar.»
îbn Saî onun güzel birçok şiirini nakletmiştir. Yüce Allah ona rahmet etsin.

