El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Alim İbn Sahip

Şakacı bir ihtiyardı. Şeceresi şöyledir: Şeyhü'l-Fazıl Alemüddin Ahmed b. Yusuf b. Abdullah b. Şükür. İlim ve riyaset ailesinden gelmektedir. Bazı medreselerde d^rs vermiştir. İtibarlı ve liderliği bulunan bir kimseydi. …

Şakacı bir ihtiyardı. Şeceresi şöyledir: Şeyhü'l-Fazıl Alemüddin Ahmed b. Yusuf b. Abdullah b. Şükür. İlim ve riyaset ailesinden gelmektedir. Bazı medreselerde d^rs vermiştir. İtibarlı ve liderliği bulunan bir kimseydi. Sonra bütün bu işleri bırakıp serseriliğe ve serserilerle arkadaşlığa yöneldi. Onlar gibi giyinmeğe, onlar gibi yaşamaya, hülasa onlara benzemeye çalıştı. Esrar kullandı. Kullandırdı. Şaka yapmaya, müstehcen kelimeler kullanmaya kafası pek çalışırdı. Bu hususta kimse kendisine yetişemezdi. Faziletli çocukları vardı. Kendisini bu hareketlerden men ediyorlardı ama o, onlara aldırış etmiyordu. Bu senenin re-biyülevvel ayının yirmibirinde cuma gecesi vefat edinceye dek bu halini devam ettirdi.

Her dört mezhepten kadılar atandığında teyzesinin oğlu Taceddin b. Bintü'1-Eazz müstakil bir kadı olarak görev yapmaktaydı. Sözünü ettiğimiz İbn Sahip ona şöyle demişti:

- İyi ki çeyrek kadı olarak seni görmeden ölmemişim.

- Sus, yoksa sana zehir içirmelerine müsaade ederim!

- Dininin zayıflığından ötürü böyle birşey yapabilirsin. Onlar da akılsızlıklarından ötürü senin bu emrini dinlerler.»

Alim ibn Sahip pis esrarı överken şöyle demişti:

«Esrarın mahmurluğunda, aradığım manalar vardır. Ey akıl ve anlayış sahipleri, Akıl ve nakle dayanmadan onu haram kıldılar. Oysa haram olmayan şeyi haram saymak, haramdır.»

Şu şiir de ona aittir:

«Ey nefis, benim meylim aşk ve eğlenceyedir.

Yiğit adam böyle yaşayabilir.

Sakın bir gün sarhoşluktan bıkmayasın.

Muhtaç olduğumuz en önemli şey, şarap ve esrardır.»

Şu şiir de ona aittir:

«Hem şarabı hem esrarı kullandım.

Sevince gark oldum, artık ayılamıyorum sarhoşluktan.

Ey beni medresemin kapısında gören kişi,

Vallahi ben böylelikle en büyük sevabı ve mükafatı kazanıyorum.»

Sahip Behaeddin b. Hanna'yı hicvederek şöyle demişti:

«Orada otur, haline razı ol. Mutlaka yorulacaksın. Bu, kaçınılmazdır. Ali b. Muhammed diye adını yazıyorsun. Ey İbn Hanna, bu sana nereden geldi?»

Bu hicvi üzerine Sahip Bahaeddin b, Hanna onu huzuruna çağırmış, dövdürmüş, sonra akıl hastahanesine yatırılmasını emretmişti. Orada bir sene kaldıktan sonra serbest bırakmıştı.