El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Atının Yapılması

Müstansır Billah, Bağdat'ta tutuklu bulunduğu hapishaneden salıverildi. Irak diyarında bir grup Arabî ile birlikte bulunuyordu. Sonra tahta geçtiğini duyduğu Melik Zahir'in yanına gitmek üzere yola koyuldu. On kadar Arap …

Müstansır Billah, Bağdat'ta tutuklu bulunduğu hapishaneden salıverildi. Irak diyarında bir grup Arabî ile birlikte bulunuyordu. Sonra tahta geçtiğini duyduğu Melik Zahir'in yanına gitmek üzere yola koyuldu. On kadar Arap emirinin beraberinde Mısır'a doğru harekete geçti. Yamdaki emirler arasında Nasirüddin Muhenna da vardı. Bu senenin recep ayının sekizinde Mısır'a ulaştı. Sultan, vezir, şahitler ve müezzinler onu karşıladılar. Bu görülmeğe değer muazzam bir andı. Museviler Tevratlarıyla, Hristiyanlar da İncilleriyle onu karşılamağa gelmişlerdi. Müstansır Billah, Babünnasır'dan büyük bir debdebeyle Mısır'a girdi. Recep ayının' onüçünde pazartesi günü sultan ve halife, Cebel kalesinin eyvanında oturdular. Vezir, kadı ve emirler de kendi rütbe ve makamlarına göre orada yerlerini aldılar. Hakim Taceddin b. E'azz, halife Müstansır'm nesebini tespit etti. Bu, Müstansiriye'nin kurucusu halife Müstansır'm kardeşi ve Müstasım'ın da amcası idi. Mısır'da halifeliğine be/at edildi. Melik Zahir, kadı, vezir ve emirler ona beyitlerini sundular. Müstansır, Mısır diyarında hilafet arabasına bindi. Emirler önüsı-ra, insanlar da etrafında yürümeğe başladılar. Receb ayının onüçünde

Kahire'yi baştan başa dolaştı. Abbasilerin otuzsekizinci halifesi oldu. Kendisiyle Hz. Abbas arasında yirmidört nesil vardır. Kendisine be/atını sunan ilk kişi, Kadı Taceddin'di. Çünkü nesebini o tespit etmişti. Kadı Taceddin'den sonra sultan, ondan sonra Şeyh îzzeddin b. Abdüsselam, ondan sonra emirler ve rütbelerine göre devlet erkânı bey*at ettiler. Minberlerde adına hutbe okundu. Sikkelere adı nakşedildi. Hilafet makamı üçbuçuk seneden beri boş bulunuyordu. Çünkü Muştasını, hicretin 656. senesinde öldürülmüştü. Kendisinden bahsetmekte olduğumuz Müstansır Billah'a ise bu sene, yani hicri 659. senenin receb ayının onüçünde pazartesi günü be/at edildi. Esmer tenli, endamı düzgün, güçlü, himmeti yüksek, şecaatli ve atılgan bir kimseydi. Medresenin banisi olan kardeşine verilen lakabın aynısı kendisine de verildi.

Müstansır lakabını aldı. Kendilerinden Önce başka iki kardeş halifenin böyle müşterek bir lakabı kullandıkları vaki değildir. Ama bunlar gibi iki, üç veya dört kardeşin halife oldukları görülmüştür. Örneğin Seffah ile kardeşi Mansur, Hadî ile kardeşi Reşid, Müstazhir'in oğulları Müs-terşid ile kardeşi Muktefî, halifelik tahtına oturmuş kardeşlerdir. Emin, Me'mun ve Mu'tasım'a gelince, bunlar da Reşid'in çocukları olup hilafet tahtına oturmuş üç kardeştirler. Müntasır, Mu'tez ve Muti'e gelince, bunlar da Muktedir'in çocukları olup hilafet tahtına oturmuş üç kardeştirler, Velid, Süleyman, Yezid ve Hişam'a gelince, bunlar da Ab-dülmelik b. Mervan'm çocukları olup hilafet tahtına oturmuş dört kardeştirler.

İleride de anlatılacağı gibi Müstansır Billah'ın hilafeti, öldürüldüğü güne kadar beş ay yirmi gün sürmüştür ki, bütün Abbasî halifelerinin en kısa sürelisidir. Ümeyye oğullarına gelince, bunlar arasında Mu-aviye b. Yezid b. Muaviye'nin hilafeti kırk gün, İbrahim b. Yezid en-Na-kıs'mki yetmiş gün, İbrahim'in kardeşi Yezid b. Velid'inki ise beş ay sürmüştür. Hasan b. Ali hazretlerinin babasından sonraki hilafetine gelince bu da yedi ay onbir gündür. Mervan b. Hakenı'inki ise dokuz ay on gün sürmüştür. Abbasi halifeleri arasında bir seneyi hilafet makamında doldurmayanlar da vardır. Bunlardan Müntazır b. Mütevekkil altı ay, Mehdi b. Vasık onbir ay ve birkaç gün süreyle halifelik yapmışlardır. Halife Müstansır Billah adamlarıyla birlikte Cebel kalesinin bir burcuna yerleştirildiler. Bu sene receb ayının yedinci gününde maiye-tiyle birlikte kaledeki camiye geldi. Minbere çıkıp bir hutbe irad etti. Hutbesinde Abbas oğullarının şerefini anlattı. Sonra En'am suresinin baş taraflarım okudu. Daha sonra Peygamber (s.a.v.)'e salatü selam getirdi. Allah'ın, sahabilerden razı olmasını diledi. Sultan Zahir'e dualar yaptı. Sonra minberden indi. Cemaate namaz kıldırdı. Bu davranışı hoş karşılandı. O gün güzel ve görülmeğe değer muazzam bir gündü.