El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Behramşah B. Ferruhşah B. Şahinşah

Behramşah b. Ferruhşah b. Şahinşah b. Eyyub. Baalbek emiri idi. Eşref Musa b. Âdil'in, hicrî 626. senede Dımaşk'a gelip oraya sahip oluşuna kadar Baalbek'te emir olarak kaldı. Ancak Eşref Musa, hicretin 627. senesinde …

Behramşah b. Ferruhşah b. Şahinşah b. Eyyub. Baalbek emiri idi. Eşref Musa b. Âdil'in, hicrî 626. senede Dımaşk'a gelip oraya sahip oluşuna kadar Baalbek'te emir olarak kaldı. Ancak Eşref Musa, hicretin 627. senesinde Bealbek'i elinden aldı. Onu Dımaşk'ta babasının evine yerleştirdi. Bu sene şevval ayında Türk kölelerinden biri ona suikast yaparak geceleyin onu öldürdü. Behramşah, bu Türk köleyi kendisine ait gözdelerden biriyle zina yapmakla suçlamış ve hapse atmıştı. İşte gecenin birinde hapisteki bu Türk köle, bir fırsatını bulup ona hücum etmiş ve onu Öldürmüştü. Ancak daha sonra Türk köle de öldürülmüştü. Behramşah, Dmıaşk'ın kuzey doğusunda babasının türbesinin bitişiğindeki türbesine defnedildi. Yüce Allah rahmet etsin. Şair ve fazıl bir kimseydi. Bir şiir divanı vardı. İbn es-Saî onun ince manaiar içeren yüksek derecedeki şiirlerinden bazılarını nakletmiş tir. Behramşah'm biyografisi Tabakatü'ş-Şafiiyye adlı eserde anlatılmıştır. Ebu Şâme ise onu Ze-yil'de anlatmamıştır. Onun böyle yapması yadırganacak bir durumdur. İbn es-Saî onun, bân ağacının dallarım kesen bir genç hakkında irticalen söylemiş olduğu şu şiirini nakletmiştir:

«Kısrak gibi, fidan gibi genci bân ağacının ince dallarını kesişinde kınarken kim bana yardım edecek.

Onun vücut hatları ve yüz şekli yollarda ve bahçelerde eğilip büke-lerek dolaşan ipi andırır.

Yumuşak şemailli genç, bân ağacının dallarını kesip çaldı. Hırsızın cezası ise el ve ayağının kesilmesidir.»

Şu şiir de merhum Behramşâh'a aittir:

«İnilti ve anılar uykumu kaçırıyor.

Sevgilinin yazın konakladığı yer ve diyar ıssız kalmıştır.

Göçenler uzaklaştılar.

Gönlüm de onları götüren develerle birlikte,

Onların gittiği yere gitmiştir.

Gurbetin ve uzaklığın orantısında inliyorum.

Ziyaret edilecek yer uzaklaştıkça özlemim artıyor.

Onların uzak mesafeli gurbeti gibi gecelerim de uzamıştır.

Nerede kaldı geçen kısa günler?

Uykusuzluk, kirpiklerime egemen oldu.

Şimdi yanımda, gece de, gündüz de aynıdır.

Onların gurbete gidişinden sonra uykusuzluğum çoğaldı.

Onların buradan göçüşünden sonra uykum çok azaldı.

Bana uyuyacak gözleri kim iğreti olarak verir?

Gözün iğreti olarak verildiğini gördün mü hiç?

Gecemin aydınlık sabahı yoktur.

Aşkımın ve özlemimin de tökezlemesi yoktur.

Nice söyleyen var, kim dinler! Sevgilinin kabilesi gidiyor.

Göçü, savrulan toz perdeliyor.

Yaşadığın halde bu diyarda duruyorsun.

Oysa aşiretinin göçüp gitmesi senin için bir utançtır.»

Şu beyitler de Behranışah'a aittir:

«Bu ömür daha ne kadar hüsranda geçecek?

Ben bu ömürde ne kadar gafil kaldım, ne kadar unutuldum.

Zamanımın tümünü oyunda zayi ettim.

Ey ömür! Senden sonra ikinci bir ömür yaşayacak mıyım?»

Vefatından sonra adamın biri onu rüyasında görmüş ve ona, «Allah sana nasıl muamele etti?» diye sormuş, o da şu cevabı vermiş:

«Dinimden ötürü hep korkuluydum.

Artık o korku benden gitti.

Nefsimin kötülüklerinden emin oldum.

Ey adam, ben öldükten sonra yaşamaya başladım.»

Allah onu affetsin ve ona rahmet etsin.