«Onu bütün cemal vasıflarıyla görüyorum.
Kendisinden uzaklaştıran hulul itikadına inanmıyorum.
Güzel yürüyüşlü ve hücum eden develerde.
Kınına sokulmuş parlak olan bütün kılıçlarda.
Işıltısı gecelerde parıldayan bütün dolunaylarda.
Ki mehtabı yumuşak ve salınan ağaç dallanndadır.
İnce endamları her kucaklayışımda.
Onların soğuk şarabı andıran dudaklarmdaki ıslaklığı emişimde. İnci, yakut, esans ve kokularda.
O süsler ki güzel olan bütün gözler üzerinde dururlar.
Elbiselerin ziynetlerinde gözlerim parıldar.
Onların gül gibi altın madenlerine bakışımda.
Şarap ve fesleğen kokusunda şarkı ve türkülerde.
Secilerle Öten kuşların Ötüşlerinde.
Güzel kokular saçan semâsının altındaki bahçelerde.
Güneşin ışınları çiğ ve kırağının parıltısına güler, tebessüm eder. Bülbülün şen şakrak sesinin berraklığında anlatırken.
Rüzgar onun tüylerini kıvırcıklaştırdığında.
Sevinç, eğlence ve dalgınlıkta.
Ki bütün bunlar fırkaların mensuplarını amaçlarına ulaştırıyor. Her güzel mecliste olgunlaşmış türlü meyvalarm yanı sıra.
İçki kokusunun yayılışında.
İnsanların her cumada ve bayramda toplanışında.
Yenilenen
elbiseleri
üzerlerinde
göstermelerinde
Meşrefî kılıçlarının savaş alanlarında parıldayışında.
Süngü uçlarının darbelerle eğilişinde.
Sivrilip keskinleşen asil atların.
Rüzgar elçileri olarak birbirleriyle yarışmalarında.
Işığının burcunda güneşin ufukta aydınlatışında.
Doğu ufkunda güneşin altın bir aynayı andırışında.
Tam yuvarlaklaştığında, ufuktaki dolunayı gördüğümde.
Onu billur bir saray gibi göğün aydınlatışında.
Gece karanlığını süsleyen yıldızlarda.
Ki onlar zeberced sergiler üzerine incilerin saçılışını andırırlar.
Kuruyan toprağı suya kandıran yağmurda.
Çiğlerinin öncüleri kuraklaşan yeri ıslatmakla itham edildiğinde.
Işıklarda bulutlardan gelen zafiyet belirdiğinde.
Tıpkı parıldayan ön dişler veya yalın kılıçlar gibidirler.
Hitabın güzelliğinde cevabın çabukluğundaki güzellik gibidir.
Zarif, hatta güzel yazıdaki letafet gibidir.
Şiirlerin inceliğinde bu san'atm üstünlükleri parıldattı, dinleyici için.
Kimi hedefe ulaştı, kimi ulaşamadı.
Sıkıntıdan sonra vuslat bayramına kavuşmada.
Kovulup etrafa giden yalnızların güven buluşunda.
Maşukun acımasında aşıkm şekvası vardır.
Sevginin ifadesi anındaki lafızların inceliğinde.
Çiğ ve kırağıya cömertçe bağışta bulunan kerem sahibi kimsenin aşkında.
Her efendinin af ve şefkatındaki duygularda.
Ariflerin nıunbasıklık ve dostluklarında.
Mukayyed sema anındaki hareketlerinde.
Ondaki kitabın ayetlerinin letafetinde.
Tehditten sonra, vaad ruhunun nesim rüzgarı eser.
İşte celal vasıfları böyle tezahür eder.
Ben de bunu tereddütsüz müşahede ederim.
Azametli kadının satvet ve hey'etinde.
Kahredici güzel sahip hükümdarın satvetinde. Gücüyle tuttuğu anda gazaplı sultanın hiddetinde. Heybetli ve alicenap efendi liderin müsamahasında. Şarap kâsesini sunan sakinin ortaya çıkışında. Mey sofrasında arbede çıkaran ahlaksızın kötülüğünde. Sıcakta ve soğukta ki bunlar, Zamanı paylaşan şeylerdir. Her hasetçinin eziyet verişinde. Şerriyle nefislere musallat olmasının sırrında. Tecavüz edenin tecavüzündeki güzellikte. Adetlerin sıkıntısında yazgıyı hisseder. Güneşin gözünü sürme taşıyla sürmelediğinde. Her savaş alanında atların birbirleriyle çarpışmasında. Düzgün süngüler yüzünden atların tökezleyişinde. Hücuma geçen arslamn güç ve şiddetinde. Hastalıklarla zorlaşan hayatın sıkıntısında. Vuslattan sonra sevgilinin cefa etmesinde. Sağlam vaadten sonra sözünü tutm ayışında. Bozulan aranın korkunçluğunda, Üzüntülü tarafın sıcaklığında ve, Veda pozisyonundaki sıkıntıda.
Birbirlerine ısınanların bir araya gelişinden sonra ayrılışlarında. Toparlandıktan sonra dağılmalarda. Dostlarla ünsiyet bulduktan sonra dosttan yoksun kalan hanelerde.
Yüksek ve mamur sarayların sütunlarının yıkılıp inkıraz bulmalarında.
Deniz dalgalarının korkunçluğunda.
Çöllerin ıssızlığında.
Köpüklü suları akıtan oluklarda.
Bütün farizaları yerine getirdiğim anda.
İbadet sırrına teslim olduğum halette.
Yalvarışlar: .1 kendisine yöneltildiği zâtın izzeti karşısında.
Namazda huşu gösterişimde.
Geceleyin teheccüd için uykudan kalkışımda.
Hacıların ihram giyerek tehlil getirişlerinde.
Yaşamlarını te'min etmek için düz arazilerde çalışmalarında.
Helal kazancı elde etmenin zorluğunda.
İbadet eden kalbin bıkkınlık devresinde.
Azabın anısında ve hicabın karanlığında.
Zahid ve abid kimsenin münkabız olmasında.
Kemal vasıflarıyla ortaya çıkar O.
Onun görülmesi sebebiyle ben artık çirkin ve kötü hiçbir şeyi göremez oldum.
Bana kötülük yapan herkes, iyilik yapan gibidir. Beni saptıran herkes, benim için mürşit gibidir. Yalnızlık ve kalabalık bakımından benim yanımda hiçbir ayırım yoktur.
Nur ile zulmeti, yakınlık ile uzaklığı da birbirinden ayırd edecek değilim.
Oruçluluğum ve oruçsuzluğunı, gayretliliğim ve gevşekliğim, uyumam ve teheccüt için ayağa kalkmam, benim için hep aynıdır. Bazan meyhanede, bazan da mescidin kemerinde, İçen kişi hakikatte benim sırrımı keşfediyor. Vaktim ebediyeti keşfetmekle karışmıştır.
Vatanlar benimle şenlendi. Görüntüleri gözüm ve müşahedem ile tahakkuk etti.
Kalbim bütün eşyaları kapsamına almıştır. Her kaynaktan da su içiyorum.
Put heykelleri, rahibin kilisesi, Mecusinin ateş gedesi, önceleri benim mabedimdi.
Ceylanların dolaştığı yerler, kahve köşeleri ve meyhaneler,
Çiçek bahçeleri ve Esad yıldızının doğduğu ufuk,
İrfan sırları, hikmet anahtarları,
Vecd nefesleri, fecrin aydınlığındaki feyizler,
Şaşkının karanlığı, hidayettekinin aydınlığı,
Bütün zıtlar benim yanımda karşılaştılar.
Beni bitkin düşüren 1.000 mihnetten ve bağışta bulunanın lutfun-dan Ötürü,
Mertebelerin sıralanışını sureten sağlanıl aştırdım, manen de bunu böyle yaptım.
Ben, yalnızlık kaynağından içiyorum,
Her vatanda benim bir durağım vardır.
Yalnızlığın hakkını veren bir ayak üzerinde orada dururum.
Bütün mahlukat helak olsa da ben,
Muhammed'in iplerinden bir ipe tutunurum.
Allah'ın salatı onun üzerine olsun. Devamlı bize şefaatini umuyorum.
Sürekli selam ve tebriklerimi ruhen ona arzediyorum.»

