El-Mübariz İbrahim. Mutemid adıyla meşhur olmuştur. Dımaşk valisi idi. Seçkin yöneticilerden, iffetli insanlardan, yaşantısı güzel ve kalbi temiz olanlardandı. Musulluydu. Şam'a geldi. Ferruhşah b. Şahin-şah b. Eyyub'un hizmetinde bulundu. Sonra Ferruh Şah'ın kardeşi Bedr Mevdud onu naib olarak görevlendirdi. Kendisi Dımaşk sahnesiydi. Bu işte yararlılıklar gösterdi. Kırk yıl müddetle Dımaşk şahneliği yaptı. Zamanında çok acaip ve tuhaf olaylar cereyan etti. İtibarlı kimselerin ayıplarını çok örterdi. Özellikle eşrafın çocuklarının ve hanedan çocuklarının ayıplarını gizlerdi. Zamanında şöyle garip bir olay cereyan etmişti:
Dokumacı bir adamın küçük bir oğlu vardı. Bu çocuğun kulağında altın bir halka vardı. Komşularından biri bu çocuğa saldırdı. Öldürdü ve kulağındaki halkayı alıp çocuğu bir mezara gömdü. Anne baba bu caniden şikâyetçi oldular. Ancak canî, suçunu ikrar etmedi. Annesi bu durumdan ötürü çok ağladı. Kocasından kendisini boşamasını istedi. Kocası da onu boşayınca kadın gidip o caniye evlenme teklifinde bulundu. Onu çok sevdiğini söyledi. Cani de onunla evlendi. Bir süre onun yanında kaldı. Sonra günlerden bir gün yeni kocasına ölen çocuğunun sözünü etti. Bu sebeple halkın kendisinden şikayetçi olduklarını söyledi. Cani de, «Evet ben o çocuğu öldürdüm» dedi. Kadın «Bana onun mezarını göstermeni istiyorum ki gidip ona bakayım» dedi. Adam kadını bir mezara götürdü. Mezarı açtı. Kadın içinde bulunan oğluna baktı. Gözyaşlarını tutamadı. O gün için hazırlamış olduğu bir bıçak yanında idi. Bıçağı çekip adama sapladı. Adamı öldürdü ve çocuğunun bulunduğu mezara onu da gömdü. Mezarlıktaki diğer insanlar gelip o kadını vali Mutemid'e götürdüler. Mutemid, kadına durumu sordu. O da olduğu gibi herşeyi anlattı. Mutemid onun bu hareketini beğendi. Onu serbest bıraktı. Ayrıca ona ihsanda bulundu.
Sibt Mutemid'in şöyle bir olay anlattığını nakleder: «Birgün Babü'l-Ferec dışında dolaşmakta iken sarhoş bir adamın bir davul taşımakta olduğunu gördüm. Emir verdim, o adama sarhoş haddini tatbik ettiler ve davulu da parçaladılar. İçinde cidden büyük bir çelik kap buldular. Kabı açtıklarında içinde içki vardı. Melik Âdil üzüm sıkılarak içki yapılmasını yasaklamış ve az da olsa Dımaşk'a getirilmemesini emretmişti. İnsanlarda çeşitli hileler ve oyunlarla bunu yapıyorlardı.»
Sibt diyor ki: Ben kendisine «O davulun içinde bir şey bulunduğunu nasıl anladın?» dedim. Bana cevaben şöyle dedi:
«Adamın yürürken bacaklarının titrediğini gördüm. Davulun içinde ağır bir şey taşımakta olduğunu, böylece anladım.» Onun bu türden garip bazı olayları vardır. Muazzam onu görevden azletti. Kalbinde ona karşı düşmanlık taşıyordu. Onu beş yıl kadar kalede hapsetti ve şehirde ilânat yaptırdı. Herhangi bir kimse Mutemid'in kendisinden hardal tanesi kadar rüşvet aldığım çıkıp da söylemedi. Mutemid vefat edince -Allah rahmet etsin- Şamiye'deki pazarın kıble tarafında bulunan Ebu Ömer medresesine bitişik olan türbesine defnedildi. Türbesinin yanında bir mescid de vardı. Bu mescid onun adıyla anılmaktadır. Allah ona rahmet etsin.

