El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ebü'l-Fadl Cebrail B. Mansur

Ebül-Fadl Cebrail b. Mansur b. Hibetüllah b. Cibril b. Hasan b. Galib b. Yahya b. Musa b. Yahya b. Hasan b. Galib b. Hasan b. Amr b. Hasan b. Numan b. Mürzir. İbn Zatina el-Bağdadî adıyla bilinir. Bağdat'ta divan kâtibi …

Ebül-Fadl Cebrail b. Mansur b. Hibetüllah b. Cibril b. Hasan b. Galib b. Yahya b. Musa b. Yahya b. Hasan b. Galib b. Hasan b. Amr b. Hasan b. Numan b. Mürzir. İbn Zatina el-Bağdadî adıyla bilinir. Bağdat'ta divan kâtibi idi. Önceleri Hristiyandı. Sonra Müslüman oldu. İslâmiyet'i güzelce yaşadı. Çok fasih konuşur, tesirli öğütler ve vaazlar verirdi. Öğütlerinden bazıları şunlardır:

«Ey hayırlı vaktin, kendini Allah için her şeyden arındırdığın vakittir. Başkasını bırakıp sadece O'nu düşündüğün andır. Başkalarına değil de O'na ümitle yöneldiğin zamandır. Sultanın hizmetinde bulunduğun sürece zamana aldanma. Avucunu kapat, Gözünü rabbine yönelt. Çokça oruç tut. Azıcık uyu ki, güven bulasın. Rabbine şükret ki, işin övgüye lâyık olsun.

Yolcunun azığı yola koyulmasından önce temin edilmelidir. Azığım Önceden hazırla ki amaçladığın menzile ulaşabilesin.

Ne zamana kadar gaflete devam edeceksin? Sanki sana verilen sürenin sonucundan emin gibisin? Eğlence ömrü geçti. Gençlik çağı sona erdi. Rabbinin rızasına dair neler elde ettin? Oysa durumun seni tembellik ve mahrumiyet çağma getirmiştir. Artık uzun süre yaşayacak durumda da değilsin.

Ruhun Allah'a boyun eğmiş gibi, ama gözlerinden yaş gelmiyor! Kalbin teslimiyet içinde ama nefsin kabarıyor. Nefsine dünyada zahid-liğini gösteriyorsun. Aslında sen tamahkârlık yapıyorsun. Hakkın olmayan şeyi istiyorsun. Ama öte yandan vermen gerekeni vermiyorsun. Rabbinin lûtfunu istiyorsun, ama senden istenilen yardımları da esirgiyorsun. Kötülüğü emreden nefsini kınıyorsun, ama eğlencelerden ve heveslerinden geri kalmıyorsun. Uyararak gafilleri gafletten çekmeğe çalışıyorsun, ama kendin bu yoldaki payını almayıp uykuya dalıyorsun. Kendinden başkalarına hayırda bulunuyorsun, ama yoksul nefsine fayda vermiyorsun. Hakkın etrafında dolanıyorsun ama batılın içine dalmışsın. Kurtuluş yollarında tökezliyorsun ama şer yollarında rahatça yürüyorsun. Günahlara atılıyorsun adeta, ama öte yandan da günahkârlar için şefaatçi oluyorsun.

Azıcık şeyle kanaat ettiğini söylüyorsun, ama çok şeyle doymuyorsun. Fani diyarı tamir ediyorsun, ama öte yandan baki diyarın harab ve binasızdır. Geçici uğrak yeri olan bir mekânı yurt ediniyorsun. Sanki sen rabbine dönmeyeceksin. Kendini murakıp-sız zannediyorsun. Oysa amellerin murakıba sunuluyor. Büyük günahları işliyorsun, ama küçük günahlara karşı takvalı davranıyorsun. Bağışlanmayı ümid ediyorsun. Oysa günah işlemekten asla vazgeçmiyorsun. Korkulu hallerin seni kuşattığım görüyorsun. Buna rağmen eğlence meydanlarında dolaşıyorsun. Cahillerin yaptığını çirkin görüyorsun, ama kendin cehalet kapısının tokmağını vuruyorsun. Artık şiddetten ve alçaklıklardan uzak durmanın vakti geldi, millet, yoluna gizlice devam etti. Sen geride kaldın. Daha ne bekliyorsun?!»

İbn es-Saî onun şöyle güzel bir şiirini nakletmiştir:

«Allah'a taat için gözlerinin uykusu kaçarsa,

Bu, senin için uyumaktan daha hayırlıdır.

Artık onun sebeplerine tutun. Çünkü vakit geçmek üzeredir

Uyurken Kaçırmış Olduğun Fırsatları Telafi Etmeye Bak.»

Şu Şiir De Ona Aittir:

«Sapıklığa düştükten sonra seni doğru yola ileten,

Bir Rab ibadete müstahaktır.

Ona ibadet et. Onun seni azâd ettiğini göreceksin.

Uzun süre zahidlik yaparak onun lûtfunu elde etmeye bak.»

Şu şiir de ona aittir:

«Haramdan uzak durup iffetli olursan, Buna karşılık sana hoş ve helal şeyler verilir. Kanaatkar ol, haramdan kurtuluş bulursun. Azamet sahibi yüce Allah'tan lûtfa nail olursun.»