El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fahreddin Ebü'z-Zahir İsmail

Fahreddin Ebü'z-Zahir İsmail b. Îzzü'l-Kudat Ebü'l-Hasan Ali b. Muhammed b. Abdülvahid b. Ebi'1-Yümn. Şeyh ve zahid bir kimseydi. Azıcık dünya metaiyle yetinirdi. Bu senenin ramazan ayının yirmisinde vefat etti. Cenaze …

Fahreddin Ebü'z-Zahir İsmail b. Îzzü'l-Kudat Ebü'l-Hasan Ali b. Muhammed b. Abdülvahid b. Ebi'1-Yümn. Şeyh ve zahid bir kimseydi. Azıcık dünya metaiyle yetinirdi. Bu senenin ramazan ayının yirmisinde vefat etti. Cenaze namazı Dımaşk'taki Ümeyye Camii'nde kılındı. Kasyun'daki Beni Zeki türbesine defnedildi. Çünkü Muhyiddin b. Arabiyi çok severdi. Onun yakınma defnedildi. Muhyiddin b. Arabi'nin sözlerinden her gün iki varak yazardı. Ayrıca hadisten de iki varak yazardı. Bununla beraber kendisi hakkında hüsnü zan beslenirdi. Ümeyye Camii'nde bütün imamlarla namaz kılardı. Bazı alimler onun şöyle yazdığını görmüşlerdir:

«Her bir şeyde Allah'ın bir olduğunu ispatlayan bir delil vardır.»

beri,

Şu şiir de ona aittir:

«Nehir, ağaç dalları üzerinde aşkından dolayı cinnet getirdiğinden

Kalbimde onu temsil eden bir ferahlık meydana gelmiştir. Nesim rüzgarı âşıkını ondan kıskandı. O da meylederek onun vuslatına geldi.»

Şu şiir de Fahreddin Ebü'z-Zahir'e aittir:

«Fevkimizde imkân sahibi olduğunda,

Onun hükmü suretler aleminde zahir olduğunda,

O, sür'atli şekilde gitmekteyken toplum ondan ayrıldı.

Suretler âleminde sizin yanınızdan ayrılışından dolayı parladı.»

Şu şiir de ona aittir:

«Benim efendilerim vardır. Onlardan başkasını görmüyorum.

Onlar benim içimin ve manânın aynısıdırlar.

Benim vücudumu bütün cüzleriyle çevrelediler.

Gözümü açmama dahi müsaade etmediler.

Onlar, yoksulluğumun tamamına baktılar.

Zilletimin uzayışma zaafımın aşırı oluşuna baktılar.

Çokça cömert, çokça iyilik, çokça lütuf ehli olarak bana muamelede bulundular.

Eğer onlarla övündüğüm için elbisemin eteğini yerde sürüyorsam veya omuzumu eğerek salmıyorsam beni kınama.»

Şu şiir de ona aittir:

«Celal sahibi Allah'ın bağışları peşpeşe bana geliyor.

Bu bağışlar beni susturdular. Kendileri şükrümü söylediler.

Ne güzel, ne güzel, ne güzel.

Müjdeler olsun, müjdeler olsun, müjdeler olsun.

Bu bağışların başlangıcı vardır, ama sonu yoktur.

Bu bağışlar dünyada da ahirette de hep artacaktır.»