Kadı Fadıl, Mısır'da bulunup memleket işlerini idare ediyordu. Sultan Selahaddin'e de ihtiyaç duyduğu malları gönderiyordu. Donanma komutanlığını uhdesine almış, sultanî yazışmaları yürütüyordu. Sultana yazdığı mektuplardan birinde şöyle diyordu:
«Bu kuşatmanın uzamasının sebebi, günahların çokluğu ve insanlar arasında haramların irtikâb edilişidir. Çünkü Allah katındaki şeylere, ancak Allah'a itaat etmekle ulaşılabilir. Sıkıntılardan kurtulup genişliğe ulaşmak, ancak Allah'a dönmekle mümkün olur. O'nun emrine uymak bu sıkıntıların giderilmesine yol açar. Onca kötülükler her tarafta yaygın olarak irtikâb edilmektedir ki bunlardan ötürü Allah'a sığınmak gerekir. Hal böyleyken kuşatma nasıl olur da uzamaz?»
Bu mektupta, Kudüs'te çok zorluklarla telafi edilip ortadan kaldırılabilecek kadar münkeratın, zulüm ve fuhuşun işlendiğini haber aldığını da sultana bildiriyordu.
Sultana yazdığı mektuplardan bir başkasında da Kadı Fadıl şöyle diyordu:
«Başımıza ne bela geldiyse nefislerimizden gelmiştir. Eğer sadakatli olsaydık Cenâb-ı Allah, sadakatimizin sonucunu bize çabucak verirdi. Eğer O'na itaat etmiş olsaydık, düşmanlarımız vasıtasıyla bize azap etmezdi. O'nuri emirlerini gücümüz nisbetinde yerine getirmiş olsaydık, O, isteyip de gücümüzün yetemediği şeyleri bize ihsan ederdi.
Her birimiz sadece nefsini ve amelini hasım olarak görmelidir. Umudunu sadece Rabbine yöneltmelidir. Askerin ve yardımcıların çokluğuna aldanmamalıdır. Filan ve falan kimselerin cephede savaştıklarına gü-venmemelidir. Herşey Allah'ın yardımıyla mümkün olur. Bütün bunlar, zaferi kendi katında bulunduran Allah'ı unutmamıza sebep olur. Zafer sadece Allah kalandadır. Cenâb-ı Allah'ın bize mutlaka zafer vereceğine güvennıenıeliyiz. Zafer ve lütuf, ancak O'ndan gelir. Günahlarımızdan ötürü yüce Allah'tan mağfiret diliyoruz. Eğer günahlar dua yollarımızı tıkamasalardı, dualarımızın cevabı mutlaka inerdi. Huşu sahibi kimselerin gözlerinden akan yaşlar günahları yıkarlar, ama yolda bir engel vardır. Cenâb-ı Allah, efendimize geçmiş ve gelecek yargısı hususunda hayırlar nasib etsin.»
Kadı Fadıl, başka bir mektubunda da Sultan Selahaddin'in maruz kaldığı bedenî zaafiyetten ötürü elem duymakta olduğunu ve kalbinin çekmekte olduğu sıkıntıları dile getirmektedir şöyle ki:
«Vücudunuzda çekmekte olduğunuz zaafiyetten başka şu kölenizin başka bir huzursuzluğu ve rahatsızlığı yoktur. Bu rahatsızlık bizim kalblerimizi tedirgin etmektedir. Sultanımıza gözlerimiz ve kulaklarımız feda olsun.
Sendeki hastalık biz hizmetçiler topluluğuna gelsin.
Diğer hizmetçiler, benim söylediklerimden korkar olurlarsa,
Hastalığın, sadece bana gelsin.»
er-Ravzateyn adlı eserin sahibi Şeyh Şihabüddin bu meyanda Kadı Fadıl'ın, Sultan Selahaddin'e gönderdiği fesahatlı, belagatlı öğüt ve cihada teşvik edici mektupları nakletmiştir. Allah, o insana rahmet etsin. O insan, yani Kadı Fadıl ne kadar fesahatlı bir kimseydi.Öğüt veren, çok samimi bir kimseydi. Aklı ağır basan bir şahsiyetti.

