El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Garip Bir Nükte

er-Ravzateyn adlı eserde Ebu Şâme dedi ki: Üstadımız Ebü'l-Ha-san Ali b. Muhammed es-Sahavî ilk tefsirinde bu konudan bahsederken şöyle demiştir: «Ebü'l-Hakem el-Endülüsî'nin, yani İbn Bürca'nın tefsirinde Rum sûresinin …

er-Ravzateyn adlı eserde Ebu Şâme dedi ki: Üstadımız Ebü'l-Ha-san Ali b. Muhammed es-Sahavî ilk tefsirinde bu konudan bahsederken şöyle demiştir: «Ebü'l-Hakem el-Endülüsî'nin, yani İbn Bürca'nın tefsirinde Rum sûresinin ayetleri açıklanırken Kudüs'ün fethine dair haberler verilmiştir. Bu şehrin, hicri 583. senede Hristiyanlarm elinden alınacağı bildirilmiştir. Öyle zannediyorum ki İbn Bürcan bu bilgiyi ebced hesabıyla bulmuş değildir. Kendi ifadesine göre o, bu bilgiyi şu âyet-i kerimenin manasından çıkarmıştır:

«Elif, Lam, Mim. Rumlar en yakın bir yerde yenildiler, onlar bu yenilgilerinden sonra üç ila dokuz yıl arasında galip geleceklerdir.» (er-Rûm, 1-5).

Müneccimlerin yaptığı gibi bu iş tarih üzerine kurulmuştur. Rumlar filan ve falan senede mağlup olacaklardır. Çünkü takdirin ölçüleri bunu gerektiriyor. Bu da doğruya uygun olan bir görüştür. Şayet sahih ise o bunu vukuundan Önce haber vermiştir. Bu hadise meydana gelmeden önce bu husus onun kitabında yazılıydı. İbn Bürcan demiş ki: Eğer Kur'an'm nazil olduğu vakit bilinseydi, onun ortadan kalkacağı vakit de bilinirdi. Bu husus Kadir sûresinin tefsirinde anlatılmıştır.

Ben derim ki: İbn Bürcan bu hususları tefsirinde hicretin 522. senesi sınırlarında iken yazmiştı. Anlatıldığına göre Melik Nureddin de bu bilgiden haberdar olunca hicretin 583. senesine kadar yaşamayı arzula-mıştı. Çünkü kendisi hicretin 511. senesinde doğmuştu. 583. seneye kadar yaşamayı ümid ederek Kudüs fethinin hazırlıklarına başlamıştı. Hatta Mescid-i Aksa için -orayı fethettiği taktirde- büyük bir minber yaptırıp hazırlamıştı. Doğrusunu Allah bilir.

Sahray-ı Muazzama'ya gelince, Sultan Selahaddin onun çevresindeki pislikleri, resimleri, haçları yok etmeyi emretti. Bir mezbele halinde iken orayı tertemiz hale getirdi. Görünmeyen örtülü yerleri açığa çıkardı. Fakih İsa el-Hakkârî'ye, sahranın çevresine demir şebeke yaptırmasını emretti. Oraya muvazzaf bir imam tayin etti. İmama bol maaş verdi. Mescid-i Aksa'nm imamına da aynı şekilde bol maaş verdi. Şafiîler için hem Selahiye hem de Nasıriye adları verilen bir medrese yaptırdı. Medreseyi Hanna Ümmü Meryem mezarının üzerindeki kilisenin yerine yaptırdı. Kumame kilisesinin bitişiğinde sofiler için de teberrüken bir hankah vakfetti. Fakihlere, yoksullara erzak dağıttı. Mescid-i Aksa ile Sahra mescidlerinin köşelerine mukimlerin ve ziyaretçilerin okumaları için cüzler ve hatimler koydurdu, Eyyup oğulları Beyt-i Makdis ile diğer yerler için yaptıkları hayırlarda herkesle yarıştılar ve Öne geçtiler.

Sultan Selahaddin, Hristiyanlığın Kudüs'ten silinmesi için Kama-me kilisesini yıkmağa niyetlendi. Kendisine «Burayı dümdüz etsen bile Hristiyanlar buraya gelip hac etmekten vaz geçmezler. Çünkü senden önce müminlerin emiri Hattab oğlu Ömer bu beldeyi fethetmiş ve bu kiliseyi Hristiyanlarm elinde bırakmıştı. Sen de bu hususta ona uymalısın» denilince o, Kamame kilisesini yıkmaktan vaz geçti ve Hz. Ömer'e uyarak orayı eski halinde bıraktı. Ancak orada hizmet için sadece dört Hristiyan bıraktı. Başka Hristiyanlarm oraya girmelerine engel oldu. Babürrahme yanındaki Hristiyan mezarlarını yıktı. İzlerini yok etti. Oradaki kubbeleri de yıktırdı.

Kudüs'te bulunan Müslüman esirlere gelince Sultan Selahaddin onların tamamını serbest bıraktı. Onlara ihsanda bulundu. Bol miktarda bağışlarda bulundu. Onları giydirdi. Böylece herbiri kendi vatanına gitti. Ailesine ve evine döndü. Nimet ve lütuflarından ötürü Allah'a hamd olsun.