El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Haçlıların Dimyat'ı Ele Geçirmeleri

Sultan Âdil'in Ölüm haberi yayılıp, Dimyat'ta Haçlılarla savaşmak üzere bekleyen oğlu Kâmü'e de ulaştığında Müslümanların gücü azaldı. Moralleri bozuldu, sonra Kâmil, başka bir haber daha duydu. Buna göre Mısır'da en …

Sultan Âdil'in Ölüm haberi yayılıp, Dimyat'ta Haçlılarla savaşmak üzere bekleyen oğlu Kâmü'e de ulaştığında Müslümanların gücü azaldı. Moralleri bozuldu, sonra Kâmil, başka bir haber daha duydu. Buna göre Mısır'da en büyük komutanlardan Emir İbn Meştup, Kâmil'in yerine Faiz'e biat etmek istemişti. Bu haberi duyunca hemen harekete geçti. Yalnız başına yola koyuldu. Bu büyük belayı defetmek için Mısır'a gitti. Askerler, onun aralarından ayrılıp gittiğini gördüklerinde düzenleri bozuldu. Sultan Âdil'in ölümünden daha büyük bir musibetin meydana geldiğine inandılar. Peşine düştüler. Haçlılar, aman alarak Mısır diyarına girdiler. Kâmil'in garnizonunu ve ağırlıklarını istila ettiler. Cidden büyük bir bela meydana geldi. Bu da Aziz ve her şeyi bilen yüce Allah'ın takdiridir. Kâmil, Mısır'a girince tahmin ettiği şeylerin gerçek olmadığı görüldü.

Bunun Haçlıların bir hilesi olduğu ortaya çıktı. îbn Meştup da ondan korkup Şam'a kaçtı. Peşi sıra askerler hemen Haçlılara karşı harekete geçtiler. Olay daha da büyüdü. Haçlılar bazı beldeleri ele geçirdiler. Bir kısım Müslümanları öldürdüler. Çok miktarda ganimet elde ettiler. Oralardaki Bedeviler de halkın malına el koydular. Bedeviler, Müslümanlar için Haçlılardan daha çok zararlıydılar. Kâmil, Haçlıların karşısına geçti. Kahire'ye girmelerine engel oldu.Zaten daha önce de Dimyat'a girmelerine engel olmuştu. Kardeşlerine mektup yazarak onları Haçlılara karşı kışkırttı. Onlardan yardım istedi ve «Haydi haydi acele edin acele edin. Haçlıların bütün Mısır diyarına sahip olmalarından önce Müslümanların yardımına koşun!» dedi. Bütün İslâm askerleri her taraftan oraya geldiler. Yanına ilk gelen, kardeşi Eşrefti.

Allah onun yüzünü ak etsin. Sonra Muazzam geldi ve müteakip senenin olaylarından bahsederken de anlatılacağı gibi Haçlılarla savaştılar.

Bu sene Bağdat muhtesipliğine, sahip Muhyiddin Yusuf Ebi'l-Fe-rec b. Cevzî atandı. Buna ek olarak babasının görevi olan vaizliği de sürdürüyordu. Muhtesiplik görevini şükranla karşılanacak bir şekilde başarıyla yürüttü.

Bu sene Muazzam, Sevr köprüsü yanındaki Şeberiye karşısında bulunan Türbetülbedriye'ye bakmakla görevlendirildi. Bu köprüye Cisr-ü Kühayl de denilirdi. Bunu Hasan b. Daye yaptırmıştı. Hasan ve kardeşleri, Nureddin Mahmud b. Zengî'nin en büyük komutanlarından idiler. Bu türbe, hicretin 640. senesinde, içinde cuma namazı kılınan ve hutbe irad edilen bir cami haline getirildi.

Bu sene Sultan Alaaddin Muhammed b. Tekiş, Mercüssifr'de otağında ikamet etmekte olan Melik Âdile bir elçi gönderdi. Melik Âdil de Sultan Alaaddin'e elçi ile birlikte Dımaşk hatibi Cemaleddin b. Abdül-melik ed-Doleî'yi karşı elçi olarak gönderdi. Dımaşk hatibi Cemaled-din'in yerine bu elçilik görevi esnasında Şeyh Muvaffak Ömer b. Yusuf vekâlet etti. Şeyh Muvaffak, Beytü'l-Abar'm hatibi idi. Aziziye'de ikamete başlayarak dönüşüne kadar Cemaleddin'in görevini sürdürdü. Cemaleddin döndüğünde Melik Âdil vefat etmişti.

Bu sene Musul valisi Melik Kahir vefat etti. Yerine küçük oğlu geçirildi. Sonra o öldürülünce Atabeg hanedanının düzeni bozuldu. Yönetimi Melik Kahir'in kölesi Bedreddin Lü'lü ele aldı.

Bu sene Melik Âdil'in vefatından sonra Vezir Sefiyyüddin Abdullah b. Ali b. Şükür, şark beldelerinden dönüp Dımaşk'a geldi. Onunla ilgili olarak Alemüddin, bir methiye yazmıştır. Anlatıldığına göre Safıyyüd-din, mütevazi bir kimse olup yoksulları ve fakihleri çok severmiş. Yanlarından geçtiği zaman halka selam verirmiş. Sonra bir müfrezeyle birlikte harekete geçerek kardeşi Muazzam'a baskın yaptı. Malına, mülküne, eşyalarına el koydu. Oğlunu da divan nazırlığından azletti. Oğlu, yokluğu esnasında babasına bu görevde vekalet ediyordu.

Bu sene receb ayında Muazzam içkilerin, çalgı aletlerinin ve şarkıcılarla diğer fuhşiyat ve münkerat işlerinin tazminini kararlaştırdı. Oysa babası bu tazminatı iptal etmişti. Öyle ki hiçbir şahıs azıcık içkiyi bile Dımaşk'a taşımağa cesaret edemiyordu. Ancak gizli hilelerle bu işler yapılıyordu. Allah Melik Âdil'e hayır mükâfat versin. Muazzam'a da bu yaptığından ötürü hayır mükâfat vermesin. Ancak Muazzam bunu yapmak için mazereti bulunduğunu söyledi. Ve bu mazereti de şöyle açıkladı: "Bu çirkin faaliyetler, askerlere verecek para bulunmadığından, erzakın kıtlığından, onların Haçlılarla savaşmak için nafakaya ihtiyaçları olduğundan ötürü yapılmaktaydı." Bu, Muazzam'ın cahilliğinden, dinî duygularının zayıflığından, yönetim işlerini bilmediğinden dolayı böyle yapılıyordu. Böyle yapmak, düşmanları onlara karşı harekete geçirir ve muzaffer kılardı. İçlerine manevî hastalıkları salar, askerleri savaştan geri koyardı. Bu işi yapan askerler düşmana arkalarını dönüp kaçarlardı. Bu da ülkeyi tahrib eder, devleti yıkardı. Nitekim bir kutsi hadiste şöyle buyurulmuştur:

«Beni bilen bana isyan ederse, beni bilmeyeni ona musallat kılarım!». Bu da zeki kimselerce apaçık görülebilen bir husustur.

5.Bölüm

Hicretin Altıyüzonbeşînci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler