Bu senede halife Nasır el-Abbasî, Şeyh Ebü'l-Ferec b. Cevzî'ye emir vererek Adî b. Zeyd'in meşhur beyitlerine, münasip ilaveler yapmasını istedi. Bu ilavelerle o beyitlerin toplamı on cildi bulsa bile bunu yapmakta ısrarlıydı. Beyitlerin bir kısmı şunlardır:
«Ey felek nedeniyle kınayıp yürek soğutan kişi,
Sen mi suçsuz ve günahsızsın? Sen mi her imkana sahipsin?
Yoksa zanı&r. ve günler sana teminat mı vermişler?
Aksine sen aldannıış bir cahilsin.
Ölümün kimseyi ebediyette bıraktığını gördün mü?
Yoksa zulme uğrayana karşı bir arka çıkan mı gördün?
Nerede hükümdarların Kisrâsı, Sasan'ın babası?
Ondan önceki Sabur nerede?
Rum hükümdarları olan Bizans imparatorları nerede?
Onlardan adı sanı anılan bir kimse kaldımı bu hayatta?
Hadr'm kardeşi nerede kaldı?
O ki Hadr şehrini inşa etmişti.
Dicle'den, Habur'dan bütün ürünler ve vergiler toplanıp ona getirilirdi.
Habur'u ve Hadr şehrini mermer binalarla mamur hale getirdi, bu binaları kireçle sıvadı.
Binaların üzerinde kuşların yuvaları vardı.
Onu ölüm şüphesi dahi ürkütmüyordu.
Gel gör ki hükümdarlığı da gitti, kapısında kimseler dahi yoktur.
Havernak'm sahibini de an bakalım.
Bir gün o yükseklere çıkmıştı. Hind kılıçlarıyla askerleri her tarafı doldurmuştu.
Durumu hoşuma gitmişti. Birçok yerlere sahipti.
Karadan denizden her yere sahipti. Tahtları vardı.
Kalbi geri çekilip korktu ve dedi ki:
Canlı bir kimsenin ölüme gıptası olur mu hiç,
Bunca nimetlerden, hükümdarlıktan, emir verip yasaklamaktan sonra,
Mezarlar onları örttüler topraklarıyla,
Sonra hepsi de kupkuru yapraklara dönüştüler.
Sabâ ve Sam rüzgarları onları savurdular.
Şu varki zaman kişilere mahsustur.
Ömrüme yemin ederim ki zamanda öğüt ve ibretler vardır.»

