Halife Zahir -Allah rahmet etsin- bu sene receb ayının onüçünde cuma günü kuşluk vakti elliiki yaşında vefat etti. Halk onun vefatını ancak cuma namazından sonra öğrenebildi. Cuma vaktinde hatipler adet üzere minberde onun için dua ettiler. Halifeliği dokuz ay ondört gün sürmüştü. Abbas oğulları arasında en cömert, muamelesi en güzel, bağışı en çok, görünüşü ve endamı en hoş olan bir kimseydi. Hükümdarlığı uzun sürseydi onun sayesinde İslara ümmetinin durumu çok düzelecekti. Ama Cenâb-ı Allah onu kendi katına almayı murâd etti. Kendi nez-dinde bulunan şeyleri onun için seçti. Ona bol ihsanda bulundu ve yanına götürdü. Hilafetinin ilk zamanında divan mallarım serbest bıraktığını, haksızlıkları ortadan kaldırıp haksızlığa uğrayanların haklarım ödediğini, harçları kaldırdığını bazı yerlerin haraçlarında indirim yaptığını, ödemekten aciz kalan borçluların borçlarını ödediğini alimlere ve yoksullara ihsanda bulunduğunu, dindar ve güvenilir kimseleri görevlere tayin ettiğini anlatmıştık. Valilere şöyle bir mektup yazmıştı:
«Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla,
Bilesiniz ki size süre tanıyışımız ihmal değildir. Bazı işlerinize göz yumuşumuz tahammül değildir. Aksine hanginizin daha iyi iş yaptığını denemek için sizi imtihana tabi tutuyoruz. Daha önceleri yapmış olduğunuz beldeyi tahrip etme, halkı tedirgin etme, şeriatı takbih etme, gizli hak suretinde açık batılı ortaya koyma gibi suçlarınızı bağışladık. Siz bunu bir hile ve tuzak olarak yapmıştınız. Kahraman bir Arslan'm pençesinden, heybetli bir Arslan'm dişlerinden firsat kaçırmak amacıyla bu dediklerimi Şeriatta kökünü kazırcasma yapmıştınız. Aynı manayı içeren muhtelif lafızlarla meramınızı anlatıyordunuz. Sizler Şeriatın güvendiği ve emin olduğu kimselerdiniz. Ama kendi heveslerinize halifenizi meylettirmek, onun hak bildiği şeyleri şakadan alıp batılınızı ona yutturmak, o size uyduğu halde siz ona asi olmak, o size muvafakat ettiği halde siz ona muhalif olmak istemiştiniz, ama şimdi Cenâb-ı Allah sizin korkunuzu güvene, yoksulluğunuzu zenginliğe, batılınızı hakka döndürmüştür.
Hataları affeden bir sultanı size nasib etmiştir. Bu sultan, ısrarla suç işleyenden başkasını sorgulamaz. Suçu devam ettirenden başkasını cezalandırmaz. Size adaleti emreder ve adaleti sizden ister. Zulümden sizi men eder. Zalim olmanızdan asla hoşlanmaz. Allah'tan korkar, Allah'ın azabım size söyleyerek sizi tedbirli olmaya çağırır ve korkutur. Yüce Allah'tan diler ki, O'nun taatına yönelesiniz ve sizi bu taate rağbet ettirir. Yeryüzünde Allah'ın halifelerinin ve kullarının üzerine Allah tarafından tayin edilen güvenilir kimselerin yoluna koyulursamz ne alâ. Aksi takdirde helak olursunuz vesselam.» Evinde mühürlü mektuplar görülmüştü. Bunların zarflarım insanların gizlilikleri açığa çıkmasın, ırzları korunsun diye açmamıştı. Allah rahmet etsin. Geride erkek ve kız olmak üzere on çocuk bırakmıştı.
Bunların en büyüğü Ebu Cafer el-Mansur'du ki, kendisinden sonra onun halifeliğine biat edildi ve Müstansır Billah lakabını aldı.
Halife Zahir'i, vaiz Şeyh Muhammed el-Hayyat yıkadı ve Dârül-hilafe'de defnedildi. Sonra Rusafe mezarlığındaki türbesine nakledildi.

