El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzaltmışdokuzuncu Senesi

Bu senenin safer ayının başında Sultan Melikü'z-Zahir bir grup askerle birlikte Mısır'dan Askaîan'a gitti. Orada Selahiye Devleti zamanında ihmal edilen Sur kalıntılarını da yıktı. Yıkıntılar arasında her birinde …

Bu senenin safer ayının başında Sultan Melikü'z-Zahir bir grup askerle birlikte Mısır'dan Askaîan'a gitti. Orada Selahiye Devleti zamanında ihmal edilen Sur kalıntılarını da yıktı. Yıkıntılar arasında her birinde 1.000'er dinar bulunan iki küp buldu. Bu paralan emirlere dağıttı. Kendisi oradayken Mengü Temr'in, Abaka'nm askerlerini bozguna uğrattığı müjdesini aldı. Buna çok sevindi. Sonra Kahire'ye döndü.

Rebiyülevvel ayında, Akkâlıların elinde bulunan Müslüman esirleri, Akkâ şehri dışında elleri kollan bağlı vaziyette öldürdükleri haberini aldı. Kendisi de elinde bulunan Akkâlı esirlerin boyunlannın vurulmasini emretti. 200'e yakın Akkâlı esirin boynu bir günün sabahında vuruldu.

Bu,sene Münşiye Camii'nin yapımı tamamlandı. Rebiyülahir ayının yirmiikisinde orada cuma namazı kılındı.

Bu sene Tunuslularla Haçlılar arasında anlatımı burada uzun sürecek savaşlar cereyan etti. Sonra iki taraf ateşkes yapıp barıştılar. Ama bu savaşlarda sayılarını ancak Allah'ın bildiği miktarda insan Öldürülmüştü.

Bu senenin receb ayının sekizinde perşembe günü Sultan Melikü'z-Zahir, Dımaşk'a geldi. Beraberinde oğlu Melikü's-Said ile Vezir İbn Hanna ve ordusu vardı. Sonra iki guruba ayrılarak Dımaşk'tan ayrıldılar. Cebele, Lazkiye, Merkab, Arka ve çevre beldelere baskın yapmak üzere sahilde bir araya gelmek üzere anlaştılar. Yollanna devam ettiler. Nihayet toplanma noktasına gelip birleştiler. O zaman Safita ve Mec-del'i fethettiler. Oradan yola koyuldular ve receb ayının ondokuzunda salı günü Hısn-ı Ekrad'a indiler. Hısn-ı Ekrad'ın çevresinde üç sur vardı. Mancımklan kurdular ve şaban ayının ortasında güç kullanarak orayı fethettiler. Askerler içeri girdiler. Hısn-ı Ekrad'ı kuşatan, sultanın oğlu Melikü's-Said idi. Sultan, Hısn-ı Ekrad ahalisini serbest bıraktı. Onlara lütufta bulundu. Yumuşak davrandı ve Trablus'a sürgün etti. Fetihten on gün sonra kaleyi teslim aldı. Kale halkını da oradan uzaklaştırdı. Şehrin kilisesini camiye çevirdi ve orada cuma namazı kıldı. Oraya bir naib ve bir de kadı atadı. Şehrin onanlmasını emretti.

Tarsus sahibi, şehrinin anahtarlarını ona gönderdi. Şehrin ürünlerinin yarısını Sultan Melikü'zZahir'e vermek ve kendisini Tarsus'ta naib olarak bırakmak şartıyla sultandan banş talebinde bulundu. Sultan da onun bu talebini uygun gördü. Merkab sahibi de aynı şeyi yaptı. Sultan, onunla da şehrin ürünlerinin yansını almak şartıyla barış yaptı. Böylece on senelik bir ateşkes ve saldırmazlık antlaşması yapıldı.

Sultan Melikü'z-Zahir, Hısn-ı Ekrad yanında ordugah kurmuş iken Kıbrıs adası sahibinin, askerleriyle birlikte Akkâhlara yardıma gelmekte olduğunu duydu. Kıbns adası sahibi, sultanın kendilerine zarar vermesinden korktuğu için Akkâlıların yardımına koşuyordu. Sultan, bu durumu firsat bilerek oniki gemilik bir filoyu Kıbns adası sahibinin bulunmadığı bir zamanda ele geçirmek üzere harekete geçirdi. Gemiler hemen yola koyuldular. Adaya yaklaştıklarında şiddetli bir firtınaya yakalandılar. Birbirlerine çarptılar. Bu yüzden dört gemi parçalandı. Bu da Allah'ın takdiri idi. Bir kısmı battı. Bir kısmı Haçlılar tarafından esir alındı. Haçlılar 1800 kadar tayfa ve askeri esir almışlardı. İnna lillah ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz). Sonra sultan harekete geçti. Akkâ şehrine doğru mancımklan-m kurdu.

Halk, kendisinden eman diledi. Şehri boşaltacaklanm söylediler. Sultan da isteklerini kabul etti. Ramazan bayramında Akkâ şehrine girip şehri teslim aldı. Akkâ kalesi Müslümanlara çok zarar veren bir yerdi. Burası iki dağ arasında bir vadi idi. Akkâ'nm işini tamamladıktan sonra Sultan Melikü'z-Zahir, Trablus'a doğru yola koyuldu. Trablus sahibi ona «Sultan bu topraklarda ne yapmak istiyor?» sorusunu yöneltti. O da «Ekinlerinizi toplamak, ülkenizi tahrip etmek üzere geliyorum. Sonra da müteakip senede sizi kuşatmağa geleceğim» haberini gönderdi. Bunun üzerine Trablus sahibi Sultandan merhamet dileyip barışmak istediğini söyledi. Bunun üzerine iki taraf arasında on yıllığına bir saldırmazlık antlaşması yapıldı.

Bundan sonra İsmaililer, Sultan Melikü'z-Zahir'e haber göndererek babalarına yumuşak davranması, onu affetmesi için merhamet dilediler. Babaİan Kahire'de zindanda bulunuyordu. Sultan da onlara şu haberi gönderdi: «Bana Alika'yı teslim edin. Kaleden inin. Alika kalesine karşılık Kahire'de size bazı arazileri ikta olarak vereyim. Babanız da size teslim edilsin.» îsmaililer Alika kalesinden inip yanına geldiklerinde onların Kahire'ye götürülüp haps edilmesini emretti ve Alika kalesine bir naib tayin etti.

Bu senenin şevval ayının onikisinde pazar günü Dımaşk, sel baskını altında kaldı. Bir çok eşya telef oldu. Bu yüzden birçok insan boğuldu. Özellikle Anadolu'dan gelen ve iki nehir arasında konaklamış bulunan Hacıların hepsi boğulduğu gibi develeri ve yükleri de sele kapılıp gitti. Hepsi helak oldular. Bu yüzden şehrin kapıları kilitlendi. Şehrin içine surların tepelerinden *ve Feradis kapısından su baskınları geldi. İbn Mukaddem hanı sular altında kaldı. Birçok eşya telef oldu. Bu hadise yaz mevsiminin güneşli günlerinden birinde vuku bulmuştu.

Sultan Melikü'z-Zahir, bu senenin şevval ayının onbeşinde çarşamba günü Dımaşk'a geldi. Kadı İbn Hallikan'ı azletti. O zamana kadar îbn Hallikan on senelik kadı idi. Yerine İzzeddin b. Saiğ atandı. Kendisine hil'at giydirildi. Kadılığa atanmasıyla ilgili ferman Trablus dışında Vezir îbn Hanna'mn aracılığıyla yazılmıştı. îbn Hallikan da azledilince zilkade ayında Mısır'a gitti.

Bu senenin şevval ayının onikisinde Sultan Melikü'z-Zahir ve adamları Hısnü'l-Kürdî'ye girdiler. Orada Yahudi kilisesini dolaştılar. İçinde namaz kıldılar. Kilisedeki Yahudi sembollerini yok ettiler. Orada bir ziyafet tertiplediler. Sema ayini düzenlediler ve birkaç gün bu halde orada kaldılar. Kilise daha sonra Yahudilere yine verildi. Sonra Sultan Melikü'z-Zahir sahil beldelerine gitti. Bir kısmını fethetti. Akkâ'ya yakın bir tepeye çıkıp şehri seyretti. Sonra Mısır diyarına gitti. Bu süre zarfında gazalara yaklaşık 800.000 dinar harcamıştı. Allah, bu masrafının yerini doldurdu. Zilhicce ayının onüçünde perşembe günü Kahire'ye ulaştı. Aynı ayın onyedisinde aralarında Halebî'nin ve diğerlerinin de

bulunduğu bir grup ümerâyı tutukladı. Bunların Şakif te bulunduğu sıralarda kendisini yakalamak ve hal'etmek istediklerini haber almıştı.

Bu senenin zilhicce ayının onyedisinde Sultan Melikü'z-Zahir, ülkenin her tarafında içkilerin dökülmesini emretti. İçki yapmak için üzüm sıkanlar veya sıktıranlar ölümle tehdit edildi. İçkisi telef edilenlere tazminat Ödenmeyeceğim bildirdi. Daha önceleri Kahire'de her gün bu amaçla 1.000 dinar tazminat ödeniyordu. Sonra posta, bu haberi ülkenin her tarafına ulaştırdı.

Bu sene Sultan Melikü'z-Zahir, Kerek sahibi Aziz b. Muğis'i tutukladı. Adamlarından bir grubu da göz altına aldı. Bunlar, Kerek sahibi Aziz b. Muğis'i sultanlığa geçirmeye niyetlenmişlerdi.

Hicretin Altıyüzaltmışdokuzuncu Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler