Bu sene başlarken halife, Hakim Abbasî, sultan da Melik Zahir'di. Mısır'da dört kadı vardı. Bu sene Dımaşk'a da her mezhepten bir tane olmak üzere dört kadı atandı. Önceki sene Mısır'da başlatılan uygulamaya burada da geçildi. Şam naibi Akkuş en-Necibî idi. Şafiîlerin kadilku-datı İbn Hallikan, Hanefîlerinki Şemseddin Abdullah b. Muhammed b. Atâ; Hanbelîlerinki Şemseddin Abdurrahman b. Şeyh Ebu Ömer; Malikîlerinki ise Abdüsselam b. Zevavî idi. Bu sonuncusu yönetime geçmeyi kabul etmemişti. Zorlanmış, sonra kabul etmiş, ama yine istifa etmiş, tekrar zorlanmış, ancak bu defa da vakıflara bakmamayı, verdiği hükümler için ücret almamayı şart koşarak görevi kabul etmiş ve, «Bizim buna ihtiyacımız yoktur» demişti. Ücret almaktan ve vakıflarla ilgili işlere bakmaktan muaf tutulmuştu. Allah hepsine rahmet etsin. Böyle bir şeyi ondan başka hiç bir kimsenin yaptığı o zamana kadar görülmemişti. İşler bu minval üzere yoluna girdi.
Bu sene Babü'l-Berid kanalının doğusundaki havuzun onarımı tamamlandı. Orada bir şadırvan, şadırvanın üzerine de bir kubbe yapıldı. Şadırvana musluklar takıldı. Buralardan Dercüş-Şimaliye taraflarına
su akıtıldı.
Bu sene Melik Zahir, Sifd mıntıkasına geldi. Dımaşk'tan mancınıklar getirilmesini emretti ve şehri kuşatma altına aldı. Nihayet fethetti. Sifd halkı da onun hükmüne boyun eğdi. Şevval ayının onsekizinde cuma günü şehri teslim aldı. Savaşçıları öldürdü, çoluk çocuğu esir aldı. Daha önce burayı hicretin 584. senesinde Melik Selahaddin Yusuf b. Ey-yub fethetmişti. Haçlılar burayı daha sonra geri almışlardı. Fakat Melik Zahir bu sene zor kullanarak burayı Haçlılardan geri aldı. Allah'a hamd olsun. Haçlılar Melik Zahir'den çok çekmiyorlardı. Sifd şehrini fethetmeğe yönelince hemen ondan enıan dilemişlerdi. O da Sifd şehrinin valiliğine Emir Seyfeddin Derman et-Tatarî'yi atadı. Haçlıların elçileri Emir Seyfeddin'e gelip hil'at giydirdiler, sonra geri dönüp gittiler, ama kendilerine ahid ve enıan verenin, onu bu tahta oturtan Melik Zahir olduğunu bilmiyorlardı. Savaş bir hiledir. Tempîier ve Hospitalier tarikatının mensupları kaleden çıktılar. Bunlar daha önce Müslümanlara çok kötülük yapmışlardı. Cenâb-ı Allah imkân verdi. Sultan Melikü'z-Za-hir, baştan sona bunların boyunlarının vurulmasını emretti. Bu haberi ulaklar her tarafa ulaştırdılar. Sevinç davulları çalındı. Ülke süslendi. Sonra Melik Zahir sağa sola, Haçlı beldelerinin her tarafına müfrezeler gönderdi. Müslümanlar yaklaşık yirmi kaleyi istila ettiler. Kadın ve çocuk olmak üzere 1.000 kadar insanı esir aldılar. Çok miktarda da ganimet elde ettiler.
Bu sene halifenin Ali adındaki oğlu Müstasım b. Müstansır, esaretten kurtulup Dımaşk'a geldi. Aziziye karşısındaki Darü'l-Esediyye'ye konuk edildi. Bir süreden beri Tatarların elinde esir bulunuyordu. Bere-kehan, Tatarları bozguna uğratınca Ali onların elinden kurtulup Dı-maşk'a geldi. Kendisine ikramda bulunuldu Sultan Melikü'z-Zahir Sifd'i fethettiğinde orada bulunan bazı Müslüman esirler kendisine; esarete düşmelerinin sebebinin, Fa'ra köyü sakinlerinin kendilerini yakalayıp para karşılığında Haçlılara satmaları olduğunu bildirdiler. Bunun üzerine Sultan Melikü'zZahir, Fa'ra köyüne yöneldi. Onların başına felaketler getirdi. Çoklarını öldürdü. Çocuklarını ve kadınlarını Müslümanların öcünü almak amacıyla esir aldı. Allah ona hayır mükafat versin. Sonra Melikü'z-Zahir büyük bir orduyu Sis beldelerine sevk etti.
Müslüman askerler gidip oralarda her tarafı kontrol altına aldılar. Zor kullanarak Sis'i fethettiler. Sis melikinin oğlunu esir aldılar, kardeşini öldürdüler, mallarını yağmaladılar, ahalisini öldürdüler. İslâm'ın ve Müslümanların öcünü onlardan aldılar. Çünkü Tatarların zamanında bunlar Müslümanlara çok zarar vermişlerdi. Tatarlar Haleb'i ve diğer beldeleri zaptettiklerinde Sisliler Müslümanların kadınlarını, çocuklarını ve birçok Müslümanı esaret zinciri altına almışlar, bundan sonra da Hülagu'nun zamanında Müslümanların beldelerine baskınlar yapmışlardı. Allah İslâm'ın yardımcıları vasıtasıyla Hülagu'yu tahkir ve helak etti. O ve emiri Kutboğa öldürüldü. Sis şehri bu sene zilkade ayının yirmisinde salı günü fethedildi. Bu haber İslâm ülkesine ulaşınca her tarafta sevinç davulları çalındı.
Bu sene zilhicce ayının yirmibeşinde Sultan Melikü'z-Zahir; önünde esir aldığı Sis melikinin oğlu ve Ermeni kontlarından bir grup olduğu halde Dımaşk'a geldi. Askerleri beraberindeydüer. O gün görülmeğe değer muazzam bir gündü. Bundan sonra Sultan Melikü'z-Zahir, güçlenmiş ve muzaffer olarak Mısır'a gitti. Sis meliki, esaret fidyesi ödeyerek oğlunu kurtarmak istedi. Ancak Sultan Melikü'z-Zahir, ona cevaben, «Senin oğlunu Tatarların yanında esir bulunan Sungur Aşkar'ın salıverilmesi karşılığında serbest bırakırız. Başka da bir fidye kabul etmeyiz»
dedi. Bunun üzerine Sis meliki, Tatar hanının yanma gitti, yalvarıp yakardı, ona boyun eğdi. Nihayet Tatar hanı, Sungur Aşkar'ı onun hatırına serbest bıraktı. Sungur Aşkar Sultan Melikü'zZahir'in yanına varınca o da, Sis melikinin oğlunu serbest bıraktı.
Bu sene Melik Zahir, Karare ile Domiye arasındaki meşhur köprünün onarılmasını emretti. Bu onarım işini Emir Cemaleddin Muham-med b. Bahadır ile Nablus ve Ağvar valisi Bedreddin Muhammed b. Rahhal üstlendi. Onarım işi bittikten sonra köprünün ayaklarından biri çatladı. Sultan bundan tedirgin oldu, çatlayan ayağın sağlamlaştırıl-nıasmı emretti. Ancak o zaman da suların kuvvetli akışından ötürü bunu beceremediler. Ama Allah'ın izniyle adeta bir tepe iriliğinde büyük bir kum kitlesi nehrin o tarafına aktı. Köprünün ayağını onarmalarına yetecek bir süre sular durdu. Onarım tamamlandıktan sonra sular tekrar eski haline dönüp akmaya başladı. Bu da Allah'ın yardımı ve büyük inayetiyle olmuştu.

