Bu senenin başı perşembe günüydü. Sene başında insanların
halifesi yoktu. Iraklıların, Horasanlıların ve diğer doğu beldelerinin sultanı Tatar hükümdarı, Hülaguhan'dı. Mısır sultanı da, Melik Muzaffer Sey-feddin Kutuz'du. Bu kişi, Muiz Aybek etTürknıanî'nin kölesiydi. Dı-maşk'in ve Haleb'in sultanı ise Melikü'n-Nasır b. Aziz b. Zahir'di. Kerek ve Şobek hükümdarı ise Muğis b. Adil b. Kâmil Muhammed b. Adil Ebu Bekir b. Eyyub'du. Muğis, Dımaşk valisi Nasır'la birlikte Mısırlılarla savaşmaktaydı. Nasır ve Muğis'in beraberinde Rükneddin Baybars el-Bundukdarî de bulunmaktaydı. Bunlar Mısırlılarla savaşıp Mısır'ı ellerinden almak niyetini taşıyorlardı. İnsanlar bu haldeyken Tatarların Şam'a yöneldiklerini ve Hülaguhan komutasındaki Moğol askerlerinin Fırat'ı aşıp kendi yaptıkları köprüleri geride bıraktıklarını duydular. Tatarlar bu sene safer ayının ikisinde Haleb'e ulaşmışlar, orayı yedi gün süreyle kuşatma altında tuttuktan sonra halka aman vererek fethetmişler, sonra halka ihanet edip sayılarını Aziz ve Celil olan Allah'ın bildiği miktarda Halepliyi öldürmüşler, mallarını yağmalamışlar, kadınları ve çocukları esir almışlardı. Bağdatlıların başına gelen felaket ve musibet, Haleplilerin de başına gelmişti. Tatarlar şehrin her tarafını kontrolleri altına almışlar, şehrin aziz olanlarını, zelil hale getirmişlerdi. İnna lillah ive inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)
Kale halkı Tatarlara karşı bir ay süreyle direnmişti. Sonra aman vererek kaleyi teslim aldılar. Kalenin ve şehrin surlarını yıktılar. Halep şehri semersiz merkebe döndü. Halep naibi Melik Muazzam Turanşah b. Selahaddin, akıllı ve tedbirli bir kimseydi. Ancak askerler, Tatarlarla savaş hususunda ona muvafakat etmemişlerdi. Allah'ın emri, yerine gelecek bir takdirdir ve yerine geldi de. Hülaguhan Haleplilere şu mesajı göndermişti:
«Biz sadece Dımaşk'ta Melik Nasırla savaşmağa geldik. Şehrinize bir şahne (emniyet müdürü) atayacağız. Eğer muzaffer olursak ülkenin tümü hakimiyetimiz altına girer. Eğer yenilirsek, dilerseniz şahnemizi kabul edersiniz, dilerseniz onu salıverirsiniz.»
Halepliler, «Bizim yanımızda senin için sadece kılıç vardır!» diye cevap verdiler. Hülaguhan onların zayıf durumda olmalarına rağmen böyle bir cevabı vermelerine şaştı. İşte o zaman askerlerini harekete geçirdi ve şehri kuşatma altına aldı. Noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah'ın takdiri yerine geldi. Halep şehri düştü. Halep fethedilince Hama sahibi, şehrin anahtarlarını Hülagu'ya gönderdi. Hülagu da Hama'ya Acemlerden Hüsrevşah adında birini naib olarak atadı. Bu na-ib, Halid b. Velid'in soyundan geldiğini iddia ediyordu. Tıpkı Halep şehri gibi Hama'nm da surlarını yıktı.

