Bu sene Sultan Salih Necmeddin, Mısır diyarından Dımaşk'a geldi. Askerleri ve mancınıkları Humus'a sevk etti. Çünkü Humus emiri Melik Eşref b. Musa b. Mansur b. Esedüddin; Humus'u, Telbaşir karşılığında Haleb emiri Yusuf b. Aziz'e vermişti. Halebliler, Dımaşklıların üzerine gelmekte olduklarını öğrenince Humus'u onlara karşı korumak için büyük bir kitle halinde harekete geçtiler ve onların üzerlerine yürüdüler. O esnada Bağdat Nizamiye medresesinin müderrisi Şeyh Necmeddin Badzay elçi olarak gelmiş bulunuyordu. İki tarafın arasını buldu ve onları barıştırdı. Her iki grup da kendi beldelerine döndüler. Allah'a
hamd olsun.
Bu sene çocuk denecek yaşta genç bir Türk köle, efendisinin kendisiyle fuhuş yapmak istemesine karşı koyduğu için duvara çivilenerek öldürülmüştü. Bu köle, genç ve cidden çok güzel bir insandı. Ölümüne, ya-kışıklığma, yaşının küçük oluşuna ve mazlumluğuna halk çok üzülmüş, onun hakkında kasideler nazmetmişlerdi. Onun için manzume yazanlardan biri de Şeyh Şihabüddin Ebu Şâme'dir. Ondan uzun uzadıya bahseder. Şeyh Şihabüddin, mezkur kasidesini Zeyl'inde nakletmiştir.
Bu sene Dımaşk'm Sûku'd-Dakik pazarında çok eski olan Bizans yapısı bir köprü gündüzleyin çöktü. Bu köprü Ümmü Hakim sarayının yanındaydı. Onun çöküşü nedeniyle çevredeki bir çok ev ve dükkan da
yıkıldı.
Bu sene receb ayının yirmibeşinde pazar gecesi Dımaşk Camii'nin doğu minaresinde yangın çıktı. Minarenin içi tamamen yandı. Merdivenleri tahta kalaslardandı. Orada bir çok emanet eşya vardı. O eşyalar da telef oldular. Ancak camiye zarar gelmedi. Allah'a hamd olsun. Sultan birkaç gün sonra Dımaşk'a geldi ve minarenin onarılıp eski haline getirilmesini emretti.
Bu minare daha sonra hicretin 740. senesinde tamamen yanıp çöktü. Ama eskisinden daha güzel bir şekilde onarıldı. Allah'a hamd olsun. Şimdi Dımaşk'taki Emevî Camii'nin doğusundaki beyaz minare, yerinde durmaktadır. Hadis-i şerirle de anlatıldığı gibi İsa (a.s.) oraya inecektir. Bununla ilgili açıklama yeri gelince verilecektir.
Yine bu sene Sultan Salih Eyyub hasta halde bir mahfeye bildirilerek Mısır diyarına döndü. Gerçekten hastalığı ağır olup hareket edemeyecek durumdaydı. Hastalığı, babasından sonra Mısır diyarının sahibi olan kardeşi Âdil Ebu Bekir b. Kâmil'in öldürülmesini emretmesine engel olmuştu. Mısır'ı istila ettiği zamandan beri onu hapiste tutmaktaydı. Bu sene şevval ayına girildiğinde onun boğulmasını emretti. Bu emir üzerine kardeşi, Şemsü'd-Devle türbesinde boğularak öldürüldü. Kendisi de ondan sonra ertesi sene şaban ayının ortasına kadar perişan ve çok ağır hastalığa yakalanmış olarak ancak yaşayabildi. Yaratma ve emrin kendisine ait olduğu Allah, noksanlıklardan münezzeh ve yücedir.

