El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzkırkdördüncü Senesi

Bu sene Mansur, Humus gölü yanında Harezmlileri bozguna uğrattı. Salih Eyyub'un naibleri Dımaşk, Baalbek ve Busra'ya hakim oldular. Cemaziyelahir ayında da Fahreddin b. Şeyh, Salt mıntıkasında Harezmlileri yine bozguna …

Bu sene Mansur, Humus gölü yanında Harezmlileri bozguna uğrattı. Salih Eyyub'un naibleri Dımaşk, Baalbek ve Busra'ya hakim oldular. Cemaziyelahir ayında da Fahreddin b. Şeyh, Salt mıntıkasında Harezmlileri yine bozguna uğrattı ve geride kalanlar da dağılıp gittiler. Sonra Nasır, Kerek'i muhasara altına aldı. Oradan da Dımaşk'a döndü.

Salih Eyyub da zilkade ayında Dınıaşk'a geldi. Ahaliye ihsanda bulundu. Bu mezkur şehirleri teslim aldı. Serhat şehrini İzzeddin Aybek'in elinden aldı. Buna karşı ona bir bedel ödedi. Salt mıntıkasını Nasır Da-vud b. Muazzanı'dan, Sabye kalesini de Saîd b. Aziz b. Âdü'den aldı. Şanı cidden yükseldi. Dönüşünde Beyt-i Makdis'i ziyaret etti. Şehrin durumu ile ilgilendi. Beyt-i Makdis'in surlarının onarılarak Nasıriye devletinin hakimi ve Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubî'nin zamanındaki haline döndürülme sini, haracın ve Kudüs gelirlerinin buraya sarfedilmesini emretti. Bütün bu gelir ve paralar yetmeyecek olursa kalan masrafi da bizzat kendisinin karşılayacağını bildirdi.

Bu sene Hristiyanlarm elçileri gelerek papanın, Müslümanlarla savaşta gevşek davranışı nedeniyle Haçlı kontu Abdor'un kanım mubah kıldığını haber verdiler. Ayrıca papa, onu öldürecek bazı fedaileri de göndermişti. Bu fedailer oraya geldiklerinde Abdor gerekli hazırlığı yapmış, bir kölesini tahtına oturtmuştu. Fedailer tahtta oturan kölenin Kont Abdor olduğunu zannederek köleyi öldürmüşlerdi. İşte o zaman da Kont Abdor, fedaileri yakalayıp sarayının kapısında boğazladıktan ve derilerini yüzdükten sonra derilerine saman doldurarak sehpalara asmıştı. Bunu duyan papa onunla savaşmak için büyük bir orduyu üzerine gönderdi. Cenâb-ı Allah bu nedenle Haçlılar arasında ihtilaf meydana getirdi. Hamd ve minnet Allah'adır.

Bu sene rebiyülahir ayının sonunda sah günü Mekke-i Mükerre-me'de şiddetli bir fırtına koptu. Kâbe-i Muazzama'mn eskiyen örtüsü yere düştü. Hicretin 640. senesinden o zamana kadar hacılar Mekke'ye gelmedikleri için örtü halife tarafından yenilenmemişti. Kabe çıplak hale gelinceye dek fırtına dinmemiş, örtü üzerinden uçmuş, siyah örtü yerlere düşmüştü. Bu da Abbasî devletinin sonunun geldiğine bir işaretti. Bundan sonra Tatar belasının vuku bulacağı, böylece haber verilmiş oluyordu. Allah Tatarlara lanet etsin.

Yemen naibi Ömer b. Sol, Harem şeyhi Afif b. Men'a'dan Kabe'ye örtü geçirmek için izin isteyince Harem şeyhi, «Hayır, Kabe'ye ancak halifenin malından temin edilen örtü geçirilebilir» dedi. Yanında para da yoktu, 300 dinar ödünç para buldu ve pamuklu bir kumaş satın alıp siyaha boyadı. Eski Örtülere uygun biçimde nakışlayıp desenledi; diktirdi ve Kabe'ye örtü olarak geçirdi. Bu örtü hazırlanıncaya kadar Kâbe-i Muazzama yirmibir gece örtüsüz kalmıştı.

Bu sene Vezir Müeyyedüddin Muhamnıed b. Ahmed el-Alkamî'nin vezirlik konağında yaptırmış olduğu kütüphanenin açılışı yapıldı. Bu kütüphane son derece güzeldi. İçine kıymetli ve faydalı bir çok kitap konuldu. Şairler bu kütüphaneyi güzel beyit ve kasidelerle övdüler.

Bu sene zilhicce ayının sonlarında halife Müstasım Billah, oğulları Ebü'l-Abbas Ahmed ile Ebü'lFezail Abdurrahman'ı sünnet ettirdi.

Düğün ve şölen düzenledi. Uzun zamandan beri buna benzer bir düğün ve şölenin yapıldığı duyulmamıştı. Bu, artık Bağdat'ın ve Bağdatlıların o zamanda sevinçlere veda edişi anlamına geliyordu.

Bu sene Kerek valisi Nasır Davud, Emir îmadüddin Davud b. Mu-sik b. Hasko'yu tutukladı. Bu, hayırlı ve cömert emirlerdendi. Nasır onun mallarını müsadere etti, onu da Kerek'te yanında hapsetti. Fah-reddin b. Şeyh onun için ricacı olunca Nasır Davud, onu serbest bıraktı. Daha sonra boğazında bir yara çıktı, bu yara nedeniyle öldü. Cafer ile şehitlerin mezarlarının yanına defnedildi. Yüce Allah ona rahmet etsin.

Bu sene Hareznılilerin hükümdarı Berekâthan, adamlarının Humus gölü yakınında bozguna uğramaları nedeniyle üzüntüden öldü.