El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzkırkıncı Senesi

Bu sene halife Müstansır Billah vefat etti. Yerine oğlu Müstasım Billah hilafete geçti. Mü'minlerin emiri halife Müstansır Billah cemazi-yelahir ayının onunda cuma sabahı vefat etti. Ellibir sene dört ay yedi günlük …

Bu sene halife Müstansır Billah vefat etti. Yerine oğlu Müstasım Billah hilafete geçti. Mü'minlerin emiri halife Müstansır Billah cemazi-yelahir ayının onunda cuma sabahı vefat etti. Ellibir sene dört ay yedi günlük ömrünü noktaladı. Vefatı, minberler üzerinde o gün kendisi için dua edilinceye dek gizlendi. Onaltı sene on ay ve yirmiyedi gün süreyle halifelik yapmıştı. Hilafet sarayına defnedildi. Sonra Rusafe'deki türbesine nakledildi. Güzel suretli, kalbi temiz, yaşantısı güzel, çokça sadaka veren, iyilik ve ihsanda bulunan, halkına olanca gücüyle iyilik yapan bir kimseydi. Dedesi Nasır, topladığı altınları hilafet sarayındaki bir sarnıçta biriktirmişti. Bu sarnıcın kenarında durup, «Acaba yaşadığım sürece bu sarnıcı altınla doldurabilir miyim?» derdi. Müstansır ise bu sarnıcın kenarında durup, «Acaba bütün bu altınları sarfedecek ve infak edecek kadar yaşayabilecek miyim?»

derdi. Hanlar, kervansaraylar ve birçok yerlerdeki yollarda köprüler yaptırdı. Bağdat'ın her mahallesinde yoksullar için ziyafet evi yaptırdı. Özellikle ramazan ayında bu ziyafet evlerini daha yoğun bir şekilde çalıştırırdı. Kırk yaşına varmış cariyeleri satın alır, bunları azâd eder, çeyizlerini hazırlayıp evlendirirdi. Her vakitte binlerce altını yoksullara ve hayır yollarına sarfederdi. Bağdat'ın bütün mahallelerindeki muhtaçlara, dullara, öksüzlere yardım ederdi. Allah onun bu iyiliklerini ve hayırlarım kabul buyursun. Kendisine hayır mükâfat versin. Bağdat'ta dört mezhep için Müstansıriye medresesini yaptırdı. Oraya dârülhadis, hamam ve tıp evi yaptırdı. Bu müessesede çalışanlara maaş bağladı. Yemek, tatlı, meyve ve ihtiyaç duydukları her şeyi verdi. Bu medreseye büyük vakıflar tahsis etti.

Hatta denildiğine göre bu vakıfların gelirlerinin dörtte birinin samanından elde edilen para medreseye ve medresede çalışanlara yetecek miktardaydı. Bu medreseye dünyada eşi bulunmayan kıymetli kitaplar vakfetti. Bu medrese hem Bağdat, hem de diğer beldeler için bir ziynet haline gelmişti.

Bu sene başında Hâdiye ve Hasan el-Askerî'ye mensup olan Samar-ra'daki meşhed yandı. Burayı, bu mıntıkalara hakim olduğu zamanlarda yani hicretin 450. senesinde Arslan el-Besasirî yaptırmıştı. Müstansır, yanan bu meşhedin onanlıp eski haline getirilmesini emretti. Rafiziler, burada çıkan yangında kendi suçlan olmadığını, anlamsız ve soğuk kelimeler kullanarak kendilerini savundular. Yine anlamsız şiirler inşâd edip haberler uydurdular. Burası hakikati olmayan Mehdî el-Müntazar'm çıkacağı yer olarak söylenmektedir. Bunun aslı astarı yoktur. Burası yapılmamış olsaydı, daha iyi olurdu. Buradan çıkacağını söyledikleri ve bekledikleri zât. Hasan b. A1İ b. Muhammed el-Cevad b Ali er-Rıza b. Musa el-Kâzım b. Cafer es-Sadık b. Ali b. Muhammed b Bakır b. Ali b. Zeynelabidin b. Hüseyin'dir. Bilindiği üzere Hz. Hüseyin Kerbela şehidi olup Ebu Talib oğlu Ali hazretlerinin oğludur. Cenâb-ı Allah tümünden razı olsun. Bunlar hakkında aşırılığa sapanları Cenâb-ı Allah kahretsin. Kendileri sebebiyle kendilerinden daha faziletli olan kimselere buğz edilmiştir.

Müstansır, -Allah ona rahmet etsin- âlicenab, yumuşak huylu insanlar tarafından sevilen reis bir kimse idi. Sureti güzel, ahlâkı hoş, alımlı bir görüntüye sahipti. Üzerinde peygamberlik hanesinin nuru vardı. Allah ondan razı olsun ve onu hoşnut kılsın.

Anlatıldığına göre Müstansır, ramazan ayında güneşin batışından önce Bağdat sokaklarından birinde bineğine binmiş, dolaşmakta iken yaşlı bir adam gördü. Yaşlı adamın elinde içi yemek dolu bir kap vardı. Bunu bir mahalleden başka bir mahalleye götürecekti. Müstansır ona şunu sordu:

- Ey ihtiyar adam! Niçin kendi mahallendeki ziyafet evinden yemek almıyorsun da bu mahalleden alıyorsun? Yoksa her iki mahalleden de alacak kadar muhtaç mısın?

- Hayır, vallahi ey efendim -böyle derken Müstansır'm halife olduğunu bilmiyordu- ben yaşlı bir adamım. Yemek dağıtım vaktinde bu mahallede bulunduğum ve hemen gidip dağıtım esnasında mahalle halkımı rahatsız etmekten utandığım için yemeğimi buradan alayım, dedim. Çünkü mahalle halkını bu yemek dağıtım esnasında sıkıştırıp rahatsız edecek olursam ayıp olur ve beni sevmeyenler de bana iyice yürek soğutmuş olurlar. Bu nedenle mahallemden başka bir mahalleye gidiyor, yemeğimi oradan alıyor ve insanların akşam namazım kılmaya gittikleri zamanı bekliyor, işte tam o zamanda yemeğimi alıp kimse görmeden evime götürüyorum!

Halife, -Allah ona rahmet etsin- yaşlı adamın bu cevabı karşısında ağladı ve ona 1.000 dinar verilmesini emretti. Paranın kendisine verilişi esnasında yaşlı adam çok sevindi. Hatta denilir ki aşın sevinçten ötürü kalbi çatlamıştı ve bundan sonra sadece yirmi gün yaşayabilmiş, sonra vefat etmiş, geride halifeye verilmek üzere 1.000 dinar miras bırakmıştı. Çünkü kendisinin mirasçısı yoktu. Bu paradan sadece bir dinar harcamıştı. Halife, bu duruma hayret etti ve «Elimizden çıkan birşey bir daha bize geri dönemez. Siz bu parayı o yaşlı adamın mahallesindeki yoksullara sadaka olarak dağıtın» dedi. Allah ona rahmet etsin.

Halife Müstansır geride üç erkek evlat bıraktı. Bunlardan ikisi öz-kardeşti. Biri babasının vefatından sonra hilafete geçmiş olan halife Müstasım, diğeri de Ebu Ahmed Abdullah'tı. Üçüncü oğlu ise Emir Ebü'l-Kasım Abdulaziz'di. Bunlann kızkardeşlerinin annesi ayrıydı. Allah onun iffetini muhafaza buyursun.

Halife Müstansır'm vefatı nedeniyle şairler çok mersiyeler yazdılar, îbn Saî bu mersiyelerden güzel bir kıtayı nakletmiştir.

Halife Müstansır kimseyi vezir olarak görevlendirmedi, aksine Ebü'l-Hasan Muhammed b. Muhammed el-Kummî'yi vezir vekilliğinde bıraktı. Ondan sonra da Nasreddin Ebül-Ezher Ahmed b. Muhammed en-Nakidî vezir vekilliğine atadı. Bu zat hilafet sarayının muallimi idi. Doğruyu en iyi bilen yüce Allah'tır.