Bu sene, Sultan Melik Mansur Kalavun vefat etti. Bu senede Müslümanların halifesi Hakim BiEmrillah el-Abbasî, Mısır naibi Hüsa-meddin Toruktay, Şam naibi Hüsanıeddin Laçin idi. Şam kadılarına gelince şunlardı: Şihabeddin b. Havi eş-Şafiî, Hüsameddin el-Hanefî, Nec-meddin b. Şeyhü'l-Cebel ve Cemaleddin ez-Zevavî el-Malikî.
Bu senede, Şemseddin Sungur el-Eşkar'ın Mısır diyarına çağrıldığı, posta vasıtasıyla kendisine tebliğ edildi. Mısır'a gitti. Sultan ona ikramda bulundu. Onu güçlendirdi ve daha fazla mal ve gelir toplamakla onu yükümlü kıldı. Askerlerin idaresini de ek olarak ona bıraktı. Ayrıca Bire ve Kahta'ya kadar olan kalelerde de onu söz sahibi kıldı. Böylece Şemseddin Sungur'un morali düzeldi. Gücü arttı. Zorbalığı fazlalaştı. Ama yine de o mürüvvet sahibi bir kimseydi. Kendisine intisab eden kimselerin suçlarını örter, onlara fayda sağlardı. Onun bu hakimiyeti dünyada bir kaç günlük sevinçle noktalandı. Cemaziyelahir ayında posta, Beytü'1-mal vekili ve hassa nazın Nasirüddin elMakdisî hakkında soruşturma açıldığını bildirdi. Vakıf mallarım ve diğer malları yediğine dair rezaletleri ortaya çıktı. Neticede Azraviye'de ikametle emrolundu.
Yecliği malları geri vermesi talep edildi. Bu hususta kendisine baskı yapıldı. Seyfeddin Ebü'l-Abbas es-Samirî daha önce kendisine zulüm ve eziyet etmiş olan Nasirüddin el-Makdisî'den öç ahrcasına aleyhte bir kaside yazdı. Oysa Nasirüddin bu sıkıntılı zamanında onun yanına gitmiş, derdini anlatmıştı. İkisi bu hususta şakalar yapmışlardı. Sonra posta, Nasirüddin el-Makdisî'nin Mısır diyarına çağırıldığını tebliğ etti. Naibler onun Mısır'a gitmesinden korktular. Ama gitti. Cuma sabahı Azraviye medresesinde asılı olduğu görüldü. Kadılar ve şahitler oraya çağırıldılar. Bu durumu görüp şahitlik ettiler. Sonra kefenlenip cumadan sonra namazı kılındı. Sufiye mezarlığında babasının mezarının yanma defnedildi. Kendisi vefat etmeden önce Revaniye ve Türbetü Üm-mü Salih medreselerinde müderrislik yapmıştı.
Ayrıca vakıf, hassa, emlâk ve Beytü'1-malm nazırı idi.
Akkâ kuşatması için mancınıklar yapılmasına dair emir, posta tarafından Dımaşk'a ulaştırıldı. Bunun üzerine Aser, Baalbek arazisine gitti. Çünkü orada Dımaşk'ta bulunmayan büyük keresteler bulunuyordu ve o keresteler mancınık yapımına elverişliydiler. Cinayetler, sıkıntılara maruz kaldılar. Askerler halkın kereste ve tahtalarını zorla gasbettiler ve bunlar Dımaşk'a büyük sıkıntılar ve zorluklarla getirildi. İnna lillah ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz).

