Bu senenin başlangıcında Müslümanların halifesi Hakim Bi-Em-rillah, sultanları da Melik Mansur Kalavun idi. Muharrem ayının onunda Akkâ ve Merkip halkı ile sultan arasında mütareke akdedildi. O zaman Sultan Melik Mansur Ravha'da konaklamış, maiyetindeki emirlerden bir kısmını tutuklanıış, diğerleri ise Sungur el-Eşkar'm hizmetinde bulunmak üzere Sahyun kalesine kaçmışlardı. Muharrem ayının ondokuzunda Sultan Mansur, Dımaşk'a gitti. Kaleye vardı. Şehir onun şerefine süslendi. Muharremin yirmidokuzunda sultan, İbn Hallikan'ı azledip kadılığa İzzeddin b. Saiğ'ı yeniden atadı.
Safer ayının başında Hanbelîlerin kadılığına Necmeddin b. Şeyh Şems b. Ebi Ömer atandı ve göreve başladı. Bu makam, mezkur şahsın babasının azlinden beri boş bulunuyordu. Bu ayda Haleb kadılığına Ta-ceddin Yahya b, Muhammed b. İsmail el-Kürdî atandı. Sultan Mansur yine bu ayda adalet sarayında oturup hüküm verdi. Mazlumun zalimdeki hakkını aldı. Hak sahibinin hakkını verdi. Ham'a sahibi ziyaretine geldi. Sultan Mansur onu alay ile birlikte karşılamaya çıktı. Babü'1Fe-radis'teki sarayına konuk etti.
Bu senenin rebiyülevvel ayında Sultan Melik Mansur Kalavun ile Sungur el-Eşkar el-Melikü'1Kâmil arasında sulh yapıldı. Buna göre Sungur el-Eşkar, Sultan Mansur'a Şeyzer'i verecek, karşılığında Antakya, Kefirtap, Şuğırbikas ve diğer beldeleri alacak; elindeki 600 süvarisi de kendine bırakılacaktı. Bu hususlar üzerine yemin edip anlaştılar. Bu sebeple ülkede sevinç davulları çalındı. Aynı şekilde Kerek sahibi ile Sultan Melikü'l-Mansur Hızır b. Zahir de sulh yaptılar. Bu sulh gereğince Kerek sahibinin elindeki belde ve araziler de kendisine bırakılacaktı. Bu husus ülkede ilân edildi.
Bu ayın ilk on gününde içki ve zinanın tazminatlarının verileceğine dair Dımaşk'ta iîanat yapıldı. Bu husus divanda karara bağlandı. Ancak alimlerden, salililerden ve abidlerden bir grup bu kararın iptali için ayaklandılar ve yirmi gün sonra karar iptal edildi. İçkiler döküldü. Zina edenlere had tatbik edildi. Hamd ve minnet Allah'adır.
Rebiyülevvel ayının ondokuzunda, Melik Zahir'in zevcesi Hatun Berekethan, oğlu Said'le birlikte Mısır'a geldi. Oğlunu Kerek yakınındaki Karyetü'l-Mesacit'ten getirmişti ki Zahirîye türbesinde medfun bulunan babasının yanma defnetsin. Müteveffa oğlu Said, iplere bağlanarak surdan içeri alındı ve babası Zahir'in mezarının yanma defnedildi. Annesi de Humus sahibinin evine konuk oldu. Kendisine ikramda bulunuldu. Rebiyülahir ayının yirmibirinde mezkur türbede oğlu için taziyet meclisi kuruldu. Sultan Mansur, devlet erkânı, alimler ve vaizler taziyete katıldılar.
Rebiyülahir ayının sonlarında Taki b. Tevbe et-Tikritî, Dımaşk vezirliğinden azledilerek yerine Taceddin es-Sehnurî atandı ve göreve başladı. Sultan Mansur da Mısır'a ve diğer beldelere mektuplar yazarak Tatarların gelişlerinin yakın oluşu yüzünden askerleri çağırdı. Bunun üzerine Ahmed b. Haccî, beraberindeki çok sayıda Arabî, Kerek sahibi Melik Mes'ud da adamlarıyla birlikte cemaziyelahir ayının onikisinde cumartesi günü takviye olmaya geldiler. İnsanlar yanma geldiler. Her taraftan heyetler ziyaretine geldiler. Türkmenler, Araplar, Bedeviler ve diğerleri de yanma gelmişlerdi. Kalabalıktan Dımaşk şehri adeta sarsılır olmuştu. Orada askerler çoğaldı. Halep ve oraya bağlı mıntıkalardan da çok sayıda asker gelmişti. Tatar, baskınından korktukları için ürünlerini, mallarını, mülklerini terkedip gelmişlerdi.
Tatarlar, Hüla-gu'nun oğlu Mengütemir komutasında Anteb'e vardılar. Sultan Man-sur'un askerleri Haleb taraflarına kadar peşpeşe gittiler. Tatarlar, cemaziyelahir sonlarında Rahbe'de bir grup Bedevi ile karşılaştılar. Başlarında Tatar hanı Abakahan vardı. Ama adamlarının ne yapacağnı görmek için bir tarafa gizlenmişti. Onların nasıl savaştıklarını görmek istiyordu. Sonra Sultan Mansur, cemaziyelahir sonlarında Dımaşk'tan ayrıldı, yola koyuldu. Cami ve mescitlerdeki hatipler ve imamlar namazlarda ve diğer vakitlerde kunut duaları okumaya başladılar. Bu arada Sultan Mansur'un daire ve bürolardaki zimmilerin, Müslüman olmaları için kararı çıktı. Bu karara göre Müslüman olmayanlar asılacaklardı. Hepsi Kerhen Müslüman oldular ve «îman ettik. Hakim de Müslümanlığımıza -İslâm'a girmemiz teklif edildikten sonra- hükmetti»
dediler. Müslüman olmak istemeyen zımmiler at pazarında idam edildiler. İpler boyunlarına geçirildi. Bu durumda kalan zimnıiler, ister istemez İslâm'a girmişlerdi. Sultan Melikü'l-Mansur Humus'a vardığında Melik Kâmil, Sungur el-Eşkar'a bir mektup yazarak kendisine takviye askerler göndermesini istedi. O da bizzat askerleriyle birlikte sultanın hizmetine geldi. Sultan ona ikramda bulunup saygı gösterdi. Hediyeler verdi. Artık İslâm askerlerinin tamamı, Sultan Melik Mansur'un komutası altında bir araya gelip toplanmış ve düşmanla karşılaşmaya karar vermişti. Bunda ihlaslıydılar. Düşmanın onlardan kurtulmasına da imkân yoktu. Sultan Mansur'un sefere çıkmasından sonra halk Dımaşk Camii'nde toplanarak Hz. Osman'ın Mushaf im önlerine
koyarak İslâm'ın ve Müslümanların düşmanlara karşı muzaffer olması için yüce Allah'a yalvarıp yakarmaya başladılar. Mushaf-ı Şerifi başlarına kovmuş vaziyette dua ve niyaz ile ağlayarak musallaya gittiler. Tatarlar da azar azar gelmeye başlamışlardı. Hama'ya vardıklarında sultanın bahçesini, sarayını ve çevredeki meskenleri yaktılar. Sultan Man-aur ise Türk, Türkmen ve diğer askerlerden oluşan büyük ordusuyla Humus'ta otağ kurmuştu. Tatarlar 100.000 ya da daha fazla savaşçıla-rıyla gelmişlerdi. İnna lillah ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.) Güç ve kuvvet ancak Allah iledir.

