El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzüncü Senesi

Bu sene Latinler, Kudüs'ü Müslümanların elinden geri almak için asker topladılar. Ancak Cenâb-ı Allah onları Bizanslılar'la savaştırarak bu işten alıkoydu. Şöyleki, onlar Kudüs'e giderlerken Kostantiniyye yanından …

Bu sene Latinler, Kudüs'ü Müslümanların elinden geri almak için asker topladılar. Ancak Cenâb-ı Allah onları Bizanslılar'la savaştırarak bu işten alıkoydu. Şöyleki, onlar Kudüs'e giderlerken Kostantiniyye yanından geçmişler, Kostantiniyye'deki emir ve komutanların kendi aralarında anlaşmazlığa düştüklerini görmüşlerdi. Bu nedenle Kostantini-ye'yi kuşattılar ve zor kullanarak orayı fethettiler. Üç gün boyunca Bi-zanslılar'm bir kısmını öldürdüler, bir kısmını da esir aldılar. Şehrin dörtte birinden çoğunu yaktılar. Bu üç gün zarfında Bizanslılar'ın kimi öldürüldü, kimi yoksul düştü, kimi de zincire vurulup esir alındı. Bir kısmı da Ayasofya kilisesine sığındı. Latinler kiliseye de hücum ettiler. Keşişler, ellerinde İncil'lerle karşılarına çıkıp İncil'den ayetler okuyarak onlardan af ve merhamet dilediler. Ancak Latinler, onların bu yalvarışlarına aldırmadılar. Aksine hepsini öldürdüler. Kilisedeki ikonları ve sayılamayacak derecede altın işlemeli eşyaları, haçlarda ve duvarlardaki ziynet malzemelerini aldılar. Dilediğini yapan, esirgeyen ve bağışlayan Allah'a hamd olsun.

Sonra Latin hükümdarları, aralarında Kostantiniye'ye kimin hükümdar olacağı hususunda kura çektiler. Bunlar üç hükümdardı. Biri Venedik Doge idi ki, bu kör bir ihtiyardı. Ata bindiğinde atın yularını başkaları çekerdi. İkincisi Markis Fransis, üçüncüsü ise Kont Baudouin idi. Üç defa kur'a çekildi. Her üçünde de kur'a asker ve teçhizat bakımından diğerlerinden üstün olan Kont Buodouin'e çıktı. Latinler onu Kostantiniye'ye imparator yaptılar. Diğer iki hükümdar ise bazı beldelere sahip oldu. Kostantiniye imparatorluğu Bizans'tan alınıp Latinler'in eline geçti. Bu sene, Latinler'e geçen hakimiyet, Kont Boudouin'in ölümüne kadar Latinlerin elinde kaldı. Sonra Latinler Şam diyarına hücum ettiler. Kostantiniye'ye sahip oldukları için güçlenmişlerdi. Akkâ'ya gelip ordugah kurdular. Gur taraflarında ve oralara bağlı İslâm beldelerinin çoğuna hücum ettiler. Müslümanların bir kısmını öldürdüler, bir kısmını esir aldılar. Dımaşk'ta bulunan Melik Âdil onlara karşı harekete geçti. Mısır ve doğu eyaletlerinin ordularını yardıma çağırdı. Gelen takviye birliklerle birlikte gidip Akkâ yakınlarında ordugah kurdu. Latinlerle aralarında şiddetli bir savaş, büyük bir muhasara cereyan etti. Sonra iki taraf ateşkes yapıp barıştılar. Melik Âdil o beldelerden bazılarını Latinler'e bıraktı. İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz).

Bu sene Harezmliler'le doğudaki Gurlular arasında anlatımı burada uzun sürecek çok savaşlar cereyan etti.

Bu sene Musul valisi Nureddin ile Sincar valisi Kutbeddin ve Saîd Eşref b. Âdil el-Kutub savaştılar. Sonra barış yaptılar. Eşref, Nured-din'in kızkardeşiyle evlendi. Evlendiği hatun, Atabekiye binti İzzeddin Mes'ud b. Mevdud b. Zengî idi ki o, Kasyun dağı eteklerindeki Atabekiye vakfinm sahibidir. Türbesi de oradadır.

Bu sene Mısır, Şam, Cezire, Kıbrıs ve diğer beldelerde büyük bir deprem meydana geldi. el-Kâmil adlı eserinde İbnü'1-Esir bundan bahsetmiştir.

Bu sene Mahmud b, Muhammed el-Humeyrî adlı bir tüccar Hadre-

mut'u, Zifar'ı ve diğer bazı beldeleri istila etti. Buralardaki hakimiyeti hicretin 620. senesine kadar devam etti.

Bu senenin cemaziyelevvel ayında Bağdat'ta Kadükudat Ebü'l-Hasan Ali b. Abdullahn b. Süleyman el-Cilî için vezirin konağında bir meclis akdedildi. Yapılan duruşmada onun rüşvet aldığı tesbit edildi. Bu nedenle görevden azledildi. Fâsık oldu ve başındaki takkesi çıkarıldı. Kadılık görevini iki sene üç ay müddetle sürdürmüştü.

Bu sene Melik Rükneddin b. Kılıç Arslan vefat etti. Felsefecilerin itikadına bağlıydı. Bu itikada bağlı olan kimseler için de bir sığmaktı. Ölümünden önce büyük bir atılganlık gösterdi. Ankara valisi olan Öz kardeşini kuşatma altına aldı. Bu kuşatma senelerce sürdü. Nihayet kardeşi, azıksızlıktan bitkin düştü. Şehri ona mecburen teslim etti. Buna karşılık kardeşine bazı beldeleri vereceğini söyledi. Şehri teslim alır almaz kardeşininin ve kardeşi oğullarını hile ve tuzak kurdurarak öldürttü ama bundan sonra kendisi de sadece beş gün yaşadı. Cenâb-ı Allah ona bir kulunç ağrısını musallat etti. Yedi gün yedi gece bu hastalığı çekti ve öldü.

«Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi. Onlara mühlet de verilmedi.» (ed-Duhân, 29).

Ölümünden sonra yerine oğlu Eflah Arslan geçti. Eflah Arslan'ın yaşı küçüktü. Tahtta bir sene kaldı. Sonra hükümdarlık elinden alındı ve amcası Keyhüsrev tahta geçt

Bu sene Vasıt şehrinde Batmiler'den bir çok kimse öldürüldü.

İbnü'1-Esir dediki: Bu sene receb ayında bir grup sûfî Bağdat hankâhmda semâ için toplandılar. Cemal el-Hüllî onlara şu şiiri okudu:

«Ey beni kınayan kişi, dur bakalım hele,

Yaşianmışlığım ve saçımın ağırmışhğı beni kınamak için yeter.

Bir gençlik gördüm, sanki hiç gelmemiş gibidir.

Bir ihtiyarlığa uğradım. Sanki üzerimden hiç kalkmayacak gibidir.

Vuslat gecelerinin evvelini ve sonunu şikayet ediyorum.

Gazel dinlerken âşıkın rengi sararır.

Eğer sitemim size dönerse,

Yaşamak bana helal olsun ve devam etsin.

Maruz kaldığım şeylerden ötürü hiç aldırış etmiyorum.

Ben mal ve aileye de ilgi duymuyorum.»

Sûfîler âdet üzere harekete geçtiler. Aralarında Ahmed er-Razî adında biri vecde geldi, bayılıp yere düştü. Onu kımıldattıklarında Ölmüş olduğunu gördüler. İbn Sâî'nin ifadesine göre o, salih bir kişi olup Şeyhü'ş-Şüyûh Sadr Abdurrahim'in arkadaşıydı. İnsanlar onun cenazesine katıldılar ve Bâb-ı İbrîz mezarlığına defnedildi.

Hicretin Altıyüzüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler