Bu sene Sultan Melikü'z-Zahir Rükneddin Baybars vefat etti. Bu zat Mısır, Şam', Haleb ve diğer bölgelerin hükümdarı idi. Kendisinden sonra oğlu Nasirüddin Ebü'l-Meali Muhammed Berekethan tahta oturdu. Berekethan'ın lakabı Said idi.
Bu senenin muharrem ayının yedisinde Şafîîlerin imamı Şeyh Muhyiddin en-Nevevî de vefat etti. Sultan Melikü'z-Zahir, Filistin'de Tatarları kırıp geçirdikten sonra Anadolu'dan güçlenmiş ve muzaffer olarak Dımaşk'a geldi. Dımaşk'a girişi gerçekten görülmeğe değer muazzam bir törenle olmuştu. Dımaşk'm batısında iki yeşil meydanın arasında yaptırdığı Ablak sarayına konuk oldu. Oradayken Abakahan'm savaş alanına gelip orada denetlemeler yaptığı, orada bulunan Moğol askerlerinin ölülerine bakıp üzüldüğü ve Pervane'nin öldürülmesini emrettiği ve Şam'a gelmeğe niyetlendiğine dair haber aldı. Sultan Melik Zahir, ümeranın toplanmasını emretti. Meşveret meclisi kuruldu. Her nerede ise Abakahan'la karşılaşma hususunda emirlerle görüş birliğine vardı. Kasr'a gitmek üzere taht-ı revanı hazırlattı. Sonra Abakahan'm kendi ülkesine döndüğünü haber alınca tahtı revanı geri çevirtti. Ablak kasrında ikamet etti. Ayan, ümera ve devlet ricali salim kafa ve rahat bir kalb ile yanında toplandılar. Abakahan'a gelince o, Anadolu'da naibi olarak görev yapan Pervane Muineddin Süleyman b. Ali b. Muhammed b. Hasan'm öldürülmesini emretti. Sultan Melik Zahirle işbirliği yapmakla suçladığı için onu öldürdü ve kendisinin Anadolu'ya girmesi fikrini güzel bir fikir olarak kendisine önerenin de o olduğunu söyledi. Pervane; şecaatli, akıllı, cömert ve kerem sahibi bir kimseydi. Sultan Melik Zahir'e meyilli idi. Bu sene öldürüldüğünde elli yaşını geçmişti.

