El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzyetmişbîrînci Senesi

Bu senenin muharrem ayının beşinde Sultan Melikü'z-Zahir, sahil beldelerinden gelirken Dımaşk'a uğradı. Burayı daha Önce fethetmiş, işleri yoluna koymuştu. Muharrem ayının sonlarında Kahire'ye gitti. Orada bir sene …

Bu senenin muharrem ayının beşinde Sultan Melikü'z-Zahir, sahil beldelerinden gelirken Dımaşk'a uğradı. Burayı daha Önce fethetmiş, işleri yoluna koymuştu. Muharrem ayının sonlarında Kahire'ye gitti. Orada bir sene kaldıktan sonra bu senenin safer ayının dördünde Dı-maşk'a döndü. Yine muharrem ayında Nobe hükümdarı, Ayzab'a geldi. Buraların ahalisinin bir kısmını öldürdü. Tüccarlarının mallarını yağ-maladı. Öldürdükleri arasında, şehrin valisi ve kadısı da vardı.

Emir Alaeddin Aydoğdu el-Haznedar onun üzerine gitti. Askerlerinden bir kısmını öldürdü. Ahalinin mallarını yağmaladı. Bazı yerleri yaktı. Bazı yerleri yıktı. Ülkeyi itaat altına aldı. Müslümanların öcünü de almış oldu. Hamd ve minnet Allah'adır.

Bu senenin rebiyülahır ayında Sahyun sahibi Emir Seyfeddin Mu-hammed b. Muzafferüddin Osman b. Nasirüddin Mengürs, yetmişyedi yaşındayken vefat etti. Babasının türbesine defnedildi. Sahyun ve Bez-riye'de tam onbir sene hüküm sürmüştü. Vefatından sonra oğlu Sabi-küddin tahta oturdu. Melik Zahir'e davetiye gönderdi. Melik Zahir de geleceğini bildirdi. Gelince ona Habz'i ikta' olarak verdi ve onu Sahyun ve Bezriye naibliğine atadı.

Bu sene cemaziyelahir ayının beşinde Sultan Melikü'z-Zahir askerleriyle birlikte Fırat'a ulaştı. Tatarların bir kısmının oralarda bulundukları haberini almıştı. Bu yüzden askerleriyle birlikte Fırat'a dalarak karşı tarafa geçti. Orada bulunan Tatarların büyük bir kısmını öldürdü. O günde Fırat'a ilk olarak Emir Seyfeddin Kalavun ile Bedred-din Beyserî dalmışlardı. Peşlerinden sultan da Fırat'a dalmıştı. Sonra Tatarların başına neler getirdi neler. Daha sonra Bire taraflarına gitti. Orada bulunan başka bir gurup Tatar'ı kuşatma altına aldı. Tatarlar onun gelmekte olduğunu duyunca mallarını, mülklerini ve ağırlıklarını bırakıp oradan kaçmışlardı. Sultan, büyük bir debdebe ve alâyişle Bi-re'ye girdi. Ahaliye bol miktarda mal ve para dağıttı. Sonra cemaziyelahir ayının üçünde esirleriyle birlikte Dımaşk'a döndü. Aynı ayın yedisinde Mısır'a gitmek üzere yola koyuldu. Oğlu Melikü's-Said onu karşılamak için şehir dışına çıkmıştı. Karşılaştılar ve ikisi birlikte Kahire'ye girdiler. O gün görülmeğe değer muazzam bir gündü. Sultan Melikü'z-Zahir'in askerleriyle birlikte Fırat'a dahşıyla ilgili olarak Kadı Şihabüd-din Mahmud el-Katib şöyle bir şiir okumuştu:

«Her nereye gidersen git. Herşeye hakim olan Allah seni koruyacaktır.

Dilediğin hükmü ver. Kader, senin muradına uygun olacaktır. Senin ortaya koyduğun ve rüknünü oluşturduğun din, Artık düşmanlar tarafından saldırıya uğramayacaktır. Başlar oynayıp hareket ettiğinde,

Senin yaylarının kirişinden ötürü coşup hareket ederler. Askerlerinle birlikte Fırat'a daldın. Ve dalgalar sizi karşı tarafa ulaştırdı. Nitekim haberler bize böyle geldi. Fırat'ın dalgaları seni taşıdı. Senden başka bir denizi kim görebilir. Senden başkalarını nehirler dahi küçük görürler. Yolları ve gurupları ayırdın.

Baskıncı askerlerinle hücum ettin. Karşında, denizdeki ve nehirlerdeki dağlar dahi duramadı.»

Fırat'a dalıp karşı tarafa geçişi görenlerden biri de şöyle bir şiir okumuştu:

«Atlarımızla Fırat'a daldığımızda, .

Mızrak ve kılıçlarımızla suların üstünü adeta örtmüştük. Dalgalara daldık, ama hareketimiz, suların akışını durdurmuştu. Nihayet zenginlik ve ganimetlerle geri döndük.»

Bir başkası da şöyle bir şiir okumuştu:

«Melikü'z-Zahir bizim sultammızdır. Mallarımız ve ailelerimizle ona feda oluruz. Moğollara karşı ateşlenen kalbin hararetini, Söndürmek için sulara atıldı.»

Bu senenin receb ayının üçünde salı günü Sultan Melikü'z-Zahir, maiyetindeki emirlerin tamamına, devlet erkânına ve askerlerin komutanlarına hil'atler giydirdi. Her insana layık olacak at, altın ve hü'atler verdi. Bütün bunlar için yaklaşık 300.000 dinar sarfetti.

Bu senenin şaban ayında Sultan Melikü'z-Zahir,

Mengütemr'e büyük hediyeler gönderdi

Şevval ayının onikisinde pazartesi günü sultan, hocası Şeyh Hızır el-Kürdî'yi kalede yanma çağırdı. Onun yaptığı bazı işleri tahkik ettirdi. Tahkikat neticesinde şeyhin tutuklanıp hapse atılmasını emretti. Sonra da öldürülmesi için gereken emri verdi.

Bu senenin zilkade ayında îsmaililer, ellerinde bulunan Kehf, Kad-mus ve Münteka kalelerini teslim ettiler. Buna karşı bazı arazileri ikta' olarak aldılar. Böylece Şam'da onların elinde hiçbir kale kalmadı. Bu kalelere sultan kendi naiblerini atadı.

Bu sene sultan, Şam'ın sahil taraflarında köprü yapılmasını emretti. Oraya çok miktarda harcama yaptı. Böylece insanlar için büyük bir kolaylık meydana geldi.

Hicretin Altıyüzyetmişbirinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler