El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzyetmişdokuzuncu Senesi

Bu sene hicri yılbaşı üç mayısta başladı. Sene başında Müslümanların halifesi Hakim Bi-emrillah, Mısır sultanı Melik Mansur Kalavun es-Salihî idi. Kalavun, Şanı mıntıkasının da bir kısmına hakimdi. Dı-maşk'a ve oraya …

Bu sene hicri yılbaşı üç mayısta başladı. Sene başında Müslümanların halifesi Hakim Bi-emrillah, Mısır sultanı Melik Mansur Kalavun es-Salihî idi. Kalavun, Şanı mıntıkasının da bir kısmına hakimdi. Dı-maşk'a ve oraya bağlı mıntıkalara gelince, buralara Sungur el-Eşkar hükmediyordu. Kerek sahibi Melik Mes'ud b. Zahir, Hama sahibi, Melik Mansur Nasirüddin Muhammed b. Melik Muzaffer Takiyyüddin Mah-mud idi. Irak, Cezire, Horasan, Musul, Erbil, Azerbaycan, Diyarbakır, Ahlat ve çevresi, Tatarların elindeydi. Anadolu da Tatarların elindeydi. Ancak Anadolu da Gıyaseddin b. Rükneddin hükümdardı. Ama sadece ismi vardı. Yemen hükümdarı, Melik Muzaffer Şemseddin Yusuf b. Ömer, Harem-i Şerifin sahibi Necmeddin Ebu Nümey el-Hasnî, Medine valisi îzzeddin Cemmaz b. Şihe el-Hüseynî idi.

Mezkur sene başında Sultan Melik Kâmil Sungur el-Eşkar kaleden inip meydana çıktı. Önünde emirler ve muhafızlar vardı. Hepsi hil'atle-rini giyinmişlerdi. Kadı ve ayan ise onun yanı sıra bineklerine binmişlerdi. Bir saat kadar meydanda dolaştıktan sonra kaleye döndü. Arap meliki Emir Şerefüddin İsa b. Mühenna yanma gelip hizmetini arzetti. Huzurunda yer öptü. Sofrada yanı başına oturdu. Kâmil onun karşısında saygı için ayağa kalktı. Aynı şekilde Hicaz'daki Arabların meliki de ona hizmet arzında bulunmak için gelmişti. Kâmil Sungur; Halep mıntıkasının, Kadı Şemseddin b. Hallikan'm yetkisine devredilmesini emretti. İbn Hallikan'ı ayrıca Emmiye medresesinin müderrisliğine de atadı. Orada görev yapan müderris İbn Seniyyu'd-Devle'yi azletti.

Mısır'da bulunan Melik Mansur, Şam'daki Emir Sungur'un yaptıklarından haberdar olunca üzerine büyük bir askeri birliği şevketti. Bu birlik, Emir Sungur el-Eşkar'ın Gazze'ye gönderdiği askerleri hezimete uğrattı. Onları önlerine katarak Dımaşk yakınlarına kadar sürdüler. Melik Kâmil, Cesvere'deki dehlizinin hazırlanmasını emretti. Bu hadise bu senenin safer ayının onikisi olan çarşamba gününe denk gelmişti. Emir Sungur bizzat maiyetiyle birlikte gelip oraya yerleşti. Çok miktarda görevliyi hizmete aldı. Bu iş için çok masraf yaptı. Arap emiri Sere-füddin İsa b. Mühenna ile Şihabüddin Ahmed b. Hiccî onun yanında yer aldılar. Haleb, Hama ve Baalbek'ten birçok takviye kuvvetleri de imdadına ulaştılar. Safer ayının onaltısmda pazar günü Mısır ordusu Emir Alemüddin Sencer el-Halebî'nin komutasında yaklaştı.

İki ordu karşı karşıya geldiklerinde ikindiye kadar savaştılar. Çok sayıda asker öldürüldü. Melik Kâmil Sungur el-Eşkar, yerinde sebat etti. Ancak askerleri ona ihanet ettiler. Kimi Mısırlıların saflarına katıldı, kimi de dağılarak bir tarafa kaçıp gitti. Adamları onu yalnız bıraktılar. Artık Merah yoluna koyulup az sayıdaki askerlerle İsa b. Mühenna'nın beraberindekilerle Rahbe çölüne doğru ilerledi. Onları çadırlara yerleştirdi. Onlarla birlikte orada ikamet etti. Yanlarında ikamet ettiği süre zarfinda yaralarını sardı. Onları tedavi etti. Sonra kendisini bırakıp kaçan emirler, haber salarak Emir Sencer'den eman dilediler. Emir Sencer, Dımaşk şehrinin dışında ordugah kurmuştu. Şehir kapıları kilitliydi. Kale naibine haber gönderip kapıyı açmasını istedi. Bu isteğinde ısrar etti. Nihayet akşama doğru Babü'l-Ferec denen kapı açıldı.

Şehir dahilindeki kale kapısı da açıldı. Burası Melik Mansur'a teslim edildi. Emir Rükneddin Baybars el-Acemî oradan çıkarıldı. Bu zat Halik adıyla tanınmaktaydı. Emir La-çin Hüsameddin elMansurî ve diğer emirler de oradan çıkarıldılar ki, bunları Emir Sungur el-Eşkar orada tutuklamıştı. Sencer, ulak marifetiyle Melik Mansur'a durumu bildiren mektupları ve haberleri gönderdi. Sencer, Sungur el-Eşkar'ı yakalatmak için 3.000 askeri harekete geçirdi.

Bu günde İbn Hallikan, Emir Sencer el-Halebî'yi tebrike geldi. Ancak Emir Sencer onu Necibi hankâhımn üst katındaki bir odaya hapsetti ve safer ayının yirmisinde perşembe günü onu kadılıktan azletti. Kadı Necnıeddin b. Seniyu'd-Devle'yi onun yerine tayin etti. O da göreve başladı. Sonra postacılar Melik Mansur Kalavun'dan bir mektup getirdiler. Emir Sencer'e verilen bu mektupta Melik Mansur, halka eziyet etmesinden ötürü Emir Sencer'i kınayıp azarlıyor ve onların tamamını affetmesini emrediyordu. Affedilen halk, Melik Mansur'a çokça dua ettiler. Şam naibliğine Emir Hüsameddin Laçin es-Silahtarî el-Mansurî'nin atandığına dair ferman geldi. Alemüddin Sencer elHalebî onunla birlikte Da-rü's^Saade'ye geldi ve göreve başlamasını bildirdi. Emir Sencer, Kadı İbh Hallikan'a büyük Adiliye medresesini tahliye etmesini emretti ki oraya Necmeddin b.

Seniyü'dDevle yerleşsin, bu emrinde ısrar etti. Develer getirtti ki eşyalarını taşıtsın. Develere yüklenen eşyalar Salihiye'ye götürüldü. O esnada postacı, Sultan Melik Mansur Kalavun'dan, Emir Sencer'e hitaben bir mektup getirdi. Bu mektupta, Kadı İbn Halli-kan'm eski görevinde bırakılıp affedilmesi iyilik ve şükranla kendisine muamelede bulunulması emrediliyor ve eski hizmetlerinden bahsediliyordu. Ayrıca Kadı İbn Hallikan'a kıymetli bir hil'at de gönderilmişti. İbn Hallikan bu hil'atı giydi ve cuma namazını bu hil'at üzerinde iken kıldı. Emirlere selam verdi. Ona saygı gösterip ikramda bulundular. İnsanlar da Sultan Melik Mansur'un bu iyiliğine ve bağışlayıcılığma çok

sevindiler.

Sungur el-Eşkar'a gelince, askerler kendisini takibe çıktığında o, Emir İsa b. Mühenna'dan ayrılıp Şam'ın sahil beldelerine yöneldi. O mıntıkalarda aralarında Sahyun kalesinin de bulunduğu birçok kaleyi istila etti. Sahyun kalesinde çocukları ve eşyaları vardı. Bu arada Bala-tis, Berziye, Akkâ, Cebele, Lazkiye, Şifti Bikas ve Şeyzeri de istila etti. Buraya Emir-i haccı îzzeddin Özdemir'i naib olarak atadı.

Sultan Melik Mansur, Şeyzer'i kuşatmak için bir grup asker gönderdi. Onlar bu halde iken Tatarlar, Müslümanların kendi aralarında anlaşmazlığa düştüklerini duydukları için bu taraflara yöneldiler. Bunların gelmekte olduklarını duyan insanlar, başka beldelerden Şam'a doğru çekildiler. Şam'dan da Mısır'a gittiler. Tatarlar, Haleb'e ulaştılar. Orada bir çok insanı öldürdüler. Büyük bir orduyu hezimete uğratıp mallarım yağmaladılar. Sungur el-Eşkar'ın askerlerinin kendileriyle birleşerek Mansur'a karşı cephe alacaklarını zannetmişlerdi. Durumun tam tersi olduğunu gördüler. Bunun sebebi de şuydu: Sultan Melik Mansur, Surgur el-Eşkar'a şöyle bir mektup göndermişti: «Tatarlar, Müslümanların üzerine gelmektedirler. Müslümanlar bizim yüzümüzden helak olmasınlar diye maslahat gereği ittifak etmemiz gerekiyor.

Şayet Tatarlar ülkeye hakim olurlarsa hiçbirimizi sağ bırakmazlar.» Sungur da bu mektubu alıp okuduktan sonra Sultan Melik Mansur'a bir mektup yazıp emrini dinleyeceğini ve kendisine itaat edeceğini bildirdi. Kalesinden indi. Ordugahını kurdu ki, çağrıldığında hemen icabet etmeğe hazır halde bulunsun. Naibleri de kalelerinden indiler. Tatarlarla savaşmağa hazırlandılar. Cemaziyelahir ayının sonlarında Sultan Melik Mansur, askerleriyle birlikte Mısır'dan çıktı. Cemaziyelahir ayının üçünde cuma günü Dımaşk Camii'nin minberinde sultanın, kendisinden sonraki dönem için oğlu Ali'yi veliaht tayin ettiğine ve ona Melik Salih lakabını taktığına dair mektubu okundu. Mektubun okunuşu tamamlanınca posta haber getirdi. Tatarların, Haleb'ten geri çekilip ülkelerine gittiklerini bildirdi. Çünkü Tatarlar, Müslümanların kendi aralarında ittifak ettiklerini duymuşlardı.

Müslümanlar bu duruma çok sevindiler. Allah'a hamd olsun. Sultan Melik Mansur da Gazze'ye kadar gelmiş iken Mısır'a döndü. Böyle yapmakla Şam üzerindeki ağır yükü hafifletmek istemişti. Şaban ayının ortasında Mısır'a ulaştı.

Cemaziyelahir ayında Burhaneddin Sincarî Mısır vezirliğine iade edildi. Fahreddin b. Lokman da inşa katipliği görevine döndü. Ramazan ayı sonlarında İbn Bintü'l-Eazz'm azledilmesi sebebiyle İbn Rezin kadılık görevine iade edildi. Kadı Nefisüddin b. Şükür el-Malikî ve Muined-din el-Hanefî de görevlerine iade edildiler. İzzeddin el-Makdisî de Hanbelîlerin kadılığına atandı.

Bu senenin zilhicce ayında İbn Hallikan'ın uhdesindeki görevlerine ek olarak Haleb mıntıkasının da yetki alanına katıldığına dair ferman geldi. Bu ferman gereğince oralara dilediği naibleri atayabileceği söyleniyordu.

Zilhicce ayı başında Sultan Melik Mansur, askerleriyle birlikte Mısır'dan yola çıkarak Şam'a yöneldi. Dönüşüne kadar Mısır'da oğlu Melik Salih Ali b. Mansur'u vekil bıraktı.

Şeyh Kutbeddin dedi ki: «Bu senenin arefe günü Mısır'da iri dolular yağdı. Bu dolular birçok ürünleri telef ettiler. İskenderiye'de yıldırım düştü. Aynı günde Cebel-i Ahmer'in alt tarafındaki bir kayanın üzerine düşen bir yıldırım da bu kayayı yaktı. Oradaki demir alınıp eritildi ve Mısır rıtlı ile birçok okka demir elde edildi.

Sultan Mansur gelip askerleriyle birlikte Akkâ karşısında ordugah kurdu. Haçlılar ondan çok korktular. Ateşkesi yenilemek için ona elçi gönderdiler. Sultan Melik Mansur'un hizmetinde bulunmak üzere Irak'tan Emir İsa b. Mühenna da geldi. Sultan onu askerleriyle karşıladı. Ona saygı gösterip ikramda bulundu. İşlediği suçlan bağışlayıp affetti ve kendisine ihsanda bulundu.

Hicretin Altıyüzyetmişdokuzuncu Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler