El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzyetmîşdördüncü Senesi

Bu senenin cemaziyelevvel ayının sekizinde perşembe günü Tatarlar 30.000 savaşçılarıyla Bire'ye geldiler. Bunların 15.000'i Moğol, 15.000'i de Rum askeriydi. Bu birleşik ordunun komutanı da Abaka-han'm emri ile tayin …

Bu senenin cemaziyelevvel ayının sekizinde perşembe günü Tatarlar 30.000 savaşçılarıyla Bire'ye geldiler. Bunların 15.000'i Moğol, 15.000'i de Rum askeriydi. Bu birleşik ordunun komutanı da Abaka-han'm emri ile tayin edilen Pervane idi. Beraberlerinde Musul askerleri, Mardin askerleri ve Kürtler de vardı. Bire şehrine karşı yirmiüç mancınık kurdular. Bireliler geceleyin kaleden çıkıp Tatar askerine baskın yaptılar. Mancınıklarını yaktılar. Çok miktarda mallarını yağmaladılar ve salimen evlerine döndüler. Tatar askerleri cemaziyelevvel ayının ondokuzuna kadar orada kaldılar. Sonra umdukları hayra kavuşama-dan öfkeleriyle geri döndüler. Savaşta Allah müminlere yetti. Allah güçlü ve muktedirdir.

Sultan Melikü'z-Zahir, Tatarların Bire'ye geldiklerini duyunca askerlerini hazırlamak için 600.000 dinar para harcadı. Sonra oğlu Said'i de yanma alarak acele ile sefere çıktı. Yoldayken Tatarların Bire'den geri döndüklerini duydu. Bunun üzerine kendisi de Dımaşk'a döndü. Sonra receb ayında Kahire'ye girdi. Orada çeşitli ülkelerin hükümdarlarından gelen yirmibeş elçiyi buldu. Elçiler kendisini beklemekteydiler. Onu karşıladılar. Onunla konuştular. Huzurunda yer öptüler. Sultan Melikü'z-Zahir de büyük bir debdebeyle kaleye girdi.

Pervane, Anadolu'ya dönünce aralarında Şerefüddin Mes'ud b.

Hatiri, Ziyaeddin Mahnıud b. Hatirî, Eminüddin Mikâil, Hüsameddin Micar, Hüsameddin'in oğlu Bahaeddin'in de bulunduğu bir grup büyük ümera Sultan Melikü'z-Zahir'in yanında yer almaya ve onunla omuz omuza vererek Abakahan'la savaşmaya yemin ettiler. Pervane de bu durumu bir mektupla Sultan Melikü'z-Zahir'e bildirdi. Ondan, kendisine asker göndermesini istedi. Tatarlara yaptığı iyiliği kendisine de yapacağını söyledi. Gıyaseddin Gencerî'nin, Rum memleketinin tahtında oturmasına müsaade edilmesini de istedi.

Bu sene Bağdatlılar üç gün süreyle yağmur duasına çıktılar. Ancak yine de yağmur yağmadı. Bu senenin ramazan ayında gündüz bir erkekle bir kadının zina yapmakta oldukları görüldü. Suç üstü yakalandılar. Divan sahibi Alaeddin, bunların recin edilmelerini emretti, recmedildi-ler. Bağdat şehri kurulalı o zamana dek hiç kimse orada recm edilmemişti. Bu, cidden garip bir durumdur.

Bu sene Dınıaşklüar da iki kez yağmur duasına çıktılar. Biri receb ayının sonlarında, biri de şaban ayının başlarındaydı. Aynı zamanda ocak ayına denk gelmişti. Ancak onlar da yağmur yüzünü göremediler. Bu sene Sultan Melikü'z-Zahir, Dankala'ya bir askeri birlik gönderdi. Bu askerler Sudan ordusunu mağlup ettiler. Onlardan bir kısmını öldürdüler. Çoklarını esir aldılar. Öyleki bir köle üç dirheme satılır oldu. Sudanlı zencilerin melikleri Davud'a, Nube sahibinin yanına kaçtıi Nobe sahibi de onu muhafaza altında Sultan Melikü'z-Zahir1 e gönderdi. Sultan Melikü'z-Zahir de Dankale halkının kendisine yıllık cizye ödemelerini kararlaştırdı. Bütün bu olup bitenler, bu senenin şaban ayında

vuku bulmuştu.

Bu sene Sultan Melikü'z-Zahir'in oğlu Melik Said, Emir Seyfeddin Kalavun el-Elfî'nin kızıyla evlendi. Evlenme töreninde sultan ve devlet erkânı da hazır bulundular. Mehir olarak 5.000 dinar üzerinde anlaşma yapıldı. Bunun 2.000 dinarı peşin ödendi. Akdi yazıp okuyan kişi, Muh-yiddin b. Abdü'z-Zahir'di. Kendisine de 100 dinar verildi ve hil'at giydirildi.

Sonra Sultan Melikü'z-Zahir sefere çıktı. Hısn-ı Kerek'e ulaştı. Orada bulunan Kaymazileri topladı. 600 kişi oldukları görüldü. Bunların idam edilmelerini emretti. Araya ricacılar girince onları serbest bıraktı. Ancak Mısır'a sürgün etti. Sultan Melikü'z-Zahir, bunların, kalede bulunanları Öldürmek ve başlarına bir melik geçirmek niyetinde olduklarım duymuştu. Kaleyi teslim alıp Tevaşi (Hadım) Şemseddin Rıdvan es-Süheylî'ye verdi. Sonra bu ayın sonlarında Dımaşk'a döndü. Aym yirmisekizinde cuma günü Dımaşk'a girdi.

Bu sene Ahlat'ta bir deprem meydana geldi. Sarsıntıların ucu Diyarbakır'a kadar ulaştı.

Hicretin Altıyüzyetmîşdördüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler