Bu sene başında halife, Hakim Bi-Emrillah Ebül-Abbas Ahmed el-Abbasî idi. İslâm ülkesinin sultam da Melikü'z-Zahir'di. Muharrem ayının ondördünde pazar günü Sultan Melikü'z-Zahir, Kıbrıs adası yakınlarında batan gemilerin yerine yaptırmış olduğu kırk adet yeni gemiyi görmeye gitti. Bu gemilerden birine Emir Bedreddin Haznedar'la birlikte bindi. Gemi sularda yalpalayınca Emir Bedreddin denize düştü. Suların dibine inmekteyken adamın biri peşi sıra suya atlayıp saçından yakaladı ve emiri boğulmaktan kurtardı. Bunun üzerine Sultan Melikü'z-Zahir o adama hil'at giydirip ihsanda bulundu.
Muharrem ayının sonlarında sultan, az sayıdaki Haseki askerleri ve emirleriyle birlikte Mısır'dan yola çıktı. Kerek şehrine geldi. Kerek naibini yanına alarak Dımaşk'a götürdü, safer ayının onikisinde Dı-maşk'a girdi. Beraberlerinde Kerek naibi İzzeddin Aydemir de vardı. Onu Dımaşk naibliğine atadı. Eski naib Cemaleddin Akkuş en-Necibî'yi safer ayının ondördünde azletti. Bundan sonra Hama'ya gitti. On gün sonra geri döndü. Rebiyülevvel ayında Tatarların korkusu sebebiyle kaçan bazı Halepli, Hamalı ve Humuslular Dımaşk'a geldiler. Dımaşklı bazı kimseler de Tatarların korkusundan başka yerlere kaçmışlardı. Rebiyülahir ayında Mısır askerleri Dımaşk'ta bulunan Sultan Meli-kü'z-Zahir'in yanına geldiler. Sultan, ayın yedisinde onlarla birlikte Dı-maşk'tan ayrılıp yola koyuldu. Hama'dan geçti. Hama meliki Mansur'la görüştü.
Oradan Haleb'e gitti. Meydan-ı Ahdar'da otağ kurdu. Bunun sebebi şuydu: Rum askerleri 10.000 kadar süvari toplamışlar; bunlardan bir kısmını harekete geçirip Ayıntab'a baskın düzenlemişler, sonra Nastun'a gitmişler, Harin üe Antakya arasında bulunan bir grup Türk-nıene hücum etmişler, vurup kırıp köklerini kazımışlardı. Tatarlar, Sultan Melikü'z-Zahir'in muzaffer askerleriyle birlikte oralara geldiğini duyunca gerisin geri dönmüşlerdi. Sultan, Haçlıların Filistin'e bağlı Remle yakınlarındaki Kakon beldelerine baskın yaptıklarını, oradaki bir grup Türkmenin mallarım yağmaladıklarını duyunca o mıntıkadaki emirleri, ülkeyi iyi muhafaza edemediklerinden dolayı tutukladı ve sonra da Mısır diyarına döndü.
Bu sene şaban ayanın üçünde Sultan Melikü'z-Zahir, Mısır'daki Hanbelî kadısı Şenıseddin Ahmed b. İmad el-Makdisî'yi tutukladı ve onun yanındaki emanet malları aldı. Zekâtını ayırdıktan sonra bir kısmını sahiplerine geri verdi. Kadı Şemseddin bu tarihten itibaren hicretin 672 senesinin şaban ayma kadar tutuklu kaldı. Tutuklanmasının sebebi, Şebib adındaki Harranlı bir adamın ona iftira etmiş olmasıydı. Sonra Sultan, kadının suçsuz olduğunu anlayınca onu salıverdi ve hicretin 672. senesinde onu tekrar kadılık görevine iade etti.
Bu senenin şaban ayında Sultan Melikü'z-Zahir Akkâ'ya geldi. Şehre baskın düzenledi. Akkâ sahibi ondan ateşkes talebinde bulundu. Sultan onun bu isteğini kabul etti. On sene on ay on gün ve on saat süreyle geçerli bir ateşkes antlaşması imzaladı ve Dımaşk'a döndü. Barış yazısı Darü's-Saade'de okundu. Ateşkes devam etti. Sonra sultan, îsmaili-ye beldelerine döndü ve oraların tamamını ele geçirdi. Kutbeddin dedi ki: «Bu senenin cemaziyelahir ayında Cebel kalesinde bir zürafa doğdu. Bir inek bunu emzirdi. Bu, daha önce misli görülmemiş bir olaydır.»

