El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzyetmişsekizinci Senesi

Bu sene, pazar günü ile başladı. Sene başında Müslümanların halifesi Hakim Bi-Emrillah el-Abbasî, sultanları da Melik Said idi. Bu senede çok acaip işler meydana geldi. Şöyle ki: Bütün hükümdarlar arasında ihtilaf …

Bu sene, pazar günü ile başladı. Sene başında Müslümanların halifesi Hakim Bi-Emrillah el-Abbasî, sultanları da Melik Said idi. Bu senede çok acaip işler meydana geldi. Şöyle ki:

Bütün hükümdarlar arasında ihtilaf meydana geldi. Tatarlar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Birbirleriyle savaştılar. Birçok Tatar öldürüldü.

Haçlılar da Şam sahillerinde ihtilafa düştüler. Birbirlerine saldırdılar. Birbirlerini öldürdüler. Deniz tarafında ve adalardaki Haçlılar da kendi aralarında anlaşmazlığa düşerek savaştılar.

Arap kabileleri de birbirleriyle şiddetlice savaştılar. Aynı şekilde Havran taraflarındaki aşiretler arasında da anlaşmazlık meydana geldi. Birbirleriyle kıyasıya savaştılar. Zahiriye devletinin emirleri arasında da ihtilaf meydana geldi. Şöyle ki: Sultan Melik Said b. Zahir, Sis taraflarına orduyu sevk ettiğinde kendisi Dımaşk'ta ikamet etmiş, oyun ve eğlenceye dalmış, hasekilerle rahatına bakmıştı. Böylece hasekiler devlet işlerine karışmışlardı. Büyük emirler ve komutanlar ondan uzaklaşmışlar, bir kısmı ona küsüp kızmış, onu terkedip yanından ayrılmış, Sis mıntıkasına ve diğer yerlere giden askerlerin dönmelerini beklemeye başlamışlardı. Nihayet askerler döndüklerinde bu küskün emirler onlarla toplantı yaptılar. Melik Said'den onları soğuttular. Askerleri ona düşman hale getirdiler. "Melik'in oyun ve eğlenceye dalması uygun olmaz.

Aksine hükümdarın yegane himmeti, adaleti gerçekleştirmek, Müslümanların çıkarlarını gözetmek, onların yararına çalışmak ve onların ırzını, namusunu, sınırlarım korumak olmalıdır, tıpkı babası gibi" dediler. Askerler de bu emirlerin söylediklerini doğruladı-lar. Çünkü hükümdarların ve emirlerin oyun ve eğlenceye dalmaları, başka işlerle uğraşmaları, nimetlerin zevalinin ve memleket idaresinin bozulup reayanın yoldan çıkmasının bir göstergesidir. Sonra askerler Melik Said'le nıektuplaşarak hasekilerin etrafından uzaklaştırılmasını, tıpkı babası gibi akıllı ve dirayetli kimseleri yakınma almasını istediler. Ancak o, askerlerin bu isteğini yerine getirmedi. Çünkü hasekiler çok ve güçlüydüler. Onlara güç yetiremiyordu. Bunun üzerine askerler Mercüssifr'e doğru yola koyuldular. Dımaşk üzerinden geçmeleri mümkün olmadı.

Doğu tarafından geçtiler. Hepsi Mercüssifr'da toplandıklarında Sultan Melik Said, annesini askerlerin yanına gönderdi. Askerler onu karşıladılar. Huzurunda yer öptüler. Annesi onların gönüllerini almaya, işleri yoluna koymaya çalıştı. Askerler onun öğütlerine kulak verdiler. Yalnız oğlu Melik Said için bazı şartlar ileri sürdüler. Annesi geri döndüğünde Melik Said, askerlerin ileri sürdüğü şartları kabul etmedi. Hasekiler, onun bu şartların gereğini yapmasına imkân vermediler. Bunun üzerine askerler Mısır diyarına gittiler. Sultan peşlerine takıldı. İşlerin büyümeden önünü almaya ve eksiklikleri telafi etmeye niyetlenmişti. Ancak askerlere ulaşamadı. Askerler ondan önce Kahire'ye ulaştılar. Sultan Melik Said çocuklarını ve aile efradım Kerek'e göndermiş, onları orada koruma altına aldırmıştı.

Beraberinde kalan bir gurup asker ve hasekilerle Mısır'a gitti. Mısır'a yaklaştığında onu şehre sokmadılar. Onunla savaştılar. Her iki taraftan da az sayıda asker öldürüldü. Bazı emirler onu yakalayıp safların arasından geçirerek- fitne sa-kinleşsin diye- Cebel kalesine götürdü, ama bu, askerlerin nefretini daha da fazlalaştırdı. O gün kaleyi kuşatma altına aldılar. Kaleye giden suyu kestiler. Anlatımı burada uzun sürecek çok uzun maceralar ve zorlu haller cereyan etti. Bütün bunlardan sonra Emir Seyfeddin Kalavun el-Elfî esSalihî, Melik Said'ten, sultanlığı bırakmasını, sultanlığına bedel olarak kendisine Kerek ve Şobek'in verilmesini, kardeşi Necmeddin Hızır'ın da kendisiyle birlikte bulunmasını önerdi. Küçük kardeşi Bed-reddin Salamış'm sultan olmasını, Emir Seyfeddin Kalavun'un da atabek olmasını teklif etti.